gelişmek ile cümle
gelişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu tümörler nadir görülür ve gelişmekte olan hücrelerin kontrol dışı çoğalmalarıyla ortaya çıkarlar.Estas células proliferan anormalmente rápido, aún comparadas con otras células cancerígenas.
Brezilya'da bu gruplar ve hükümet arasındaki ilişkiler, çok yakından, yıllardır iç içe gelişmektedir.Le relazioni fra questi gruppi e il governo brasiliano, molto strette per decenni, si stanno evolvendo.
Ters etkilerin gelişmekte olan dokulara erişimi etkinin doğasına bağlıdır.L'accesso di influenze sfavorevoli allo sviluppo dei tessuti dipende dalla natura dell'influenza stessa.
Gelişmekte olan ülkelerde şizofreni prognozu gelişmiş ülkelere göre daha iyidir.Il decorso per la schizofrenia appare migliore nei paesi in via di sviluppo rispetto al mondo sviluppato.
Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde daha da belirgindir.Questo problema è ancora più evidente nei paesi in via di sviluppo.
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.La natura violenta del nuovo fiorente sport lo portò presto all'attenzione delle autorità degli Stati Uniti.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.L'opera si sviluppa su tre piani.
Köy gittikçe güzelleşmekte ve gelişmektedir.Ogni giorno diventi più bella e più forte.
Son zamanlarda ildeki turizm sektörü de gelişmektedir.Di recente si è sviluppato anche il settore turistico.
Diyabet, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yaygındır.Il diabete è comune sia nei paesi sviluppati, che in quelli in via di sviluppo.
FBN1 geni üzerinde bir mutasyon sonucu gelişmektedir.È causata da una mutazione genetica di SPRED1.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.Aumento del carico turistico estivo.
Bu fakültede araştırma kültürü gittikçe gelişmektedir.Lo studio della genetica sta assumendo progressivamente maggior rilevanza.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Noi utilizziamo bioenergia per muoverci, pensare e crescere.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.I primi tempi furono difficili dal punto di vista finanziario ed organizzativo.
Gelişmekte olan ülkelerde basit bir köy tuvaletinin maliyeti tipik olarak 25 ila 60 Amerikan Dolarıdır.В развивающихся странах стоимость простого ямного туалета обычно составляет от 25 до 60 долларов США.
1960’larda, Technion, Afrika ve Asya gibi gelişmekte olan ülkelerden yüzlerce öğrenciye kapılarını açtı.Технион открывает свои двери для сотен студентов из развивающихся стран Африки и Азии.
Son zamanlarda ildeki turizm sektörü de gelişmektedir.В последнее время начинает развиваться туристическая отрасль.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.В летние месяцы развит экотуризм.
Mahallede yayla sebzeciliği hızla gelişmektedir.Слава о парикмахере быстро распространяется.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'nun amacı gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yoksulluğu azaltmaktır.Главная цель МФСР — ликвидация сельской бедности в развивающихся странах.
Dünyada biyogaz üretim ve kullanımı giderek gelişmektedir.Производство и потребление металлов в мире постоянно растёт.
Ukrayna ekonomisi gelişmekte olan bir pazardır.Украина была признана страной с рыночной экономикой.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.События книги разворачиваются в трёх разных местностях.
Ülkede ragbi de gelişmekte olan bir spor türüdür.Регби в Южной Корее является одним из развивающихся видов спорта.
Girit'te turizm Yunanistan genelinden de daha hızlı gelişmektedir.Культ Гелиоса больше, чем где-либо в Греции.
Şehirde iç turizm gelişmektedir.В городе развивается туризм.
İsrail’de sanayi yükselen bir hızla gelişmektedir.В нашей стране сейчас активно развивается мода.
Köy gittikçe güzelleşmekte ve gelişmektedir.Окружающий мир становится еще ярче и прекрасней.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Хозяйство быстро крепло организационно и экономически.
Son yıllarda balıkçılık ta gelişmektedir.В 2000-х укрепилось рыболовство.
Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar günde ortalama 20 litre suyu 6 km taşıyorlar.تنقل المرأة في الدول النامية 20 لترا من المياه يوميا لمسافة 6 كم.
Birleşik Devletler ve NATO, Çekoslovakya'da gelişmekte olan olaylara büyük ölçüde göz yumdu.الولايات المتحدة والناتو تحولت لحد كبير لإهمال تطور الحالة في تشيكوسلوفاكيا.
Hem gelişmiş (333 milyon) hem de gelişmekte olan (639 milyon) ülkelerde yaygındır.وهو شائع في كل من في الدول المتقدمة (333 مليون) والدول غير المتقدمة (639 مليون).
Gömeç ilçesinde deniz turizmi hızla gelişmektedir.وتتطور بوتيرة سريعة جدا السياحة الجبلية والمائية.
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.A natureza violenta do esporte em crescimento atraiu a atenção de autoridades dos Estados Unidos.
Antakya'da gelişmekte olan bir avukatlık okulu vardı, oraya girdi ve ünlü oldu.Havia naquele tempo um florescente colégio de advogados em Antioquia, que ele ingressou e se tornou famoso.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.O MPEG-4 é ainda um padrão em desenvolvimento e está dividido em várias partes.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.O projeto se desenvolve em três pavimentos.
Pragmamx sürekli olarak hataları giderilerek ve yeni özellikler eklenerek gelişmektedir.O Miniconomy ainda está se desenvolvendo e implementando novas características regularmente.
Diğer gelişmekte olan ülkeler ise az ya da hiç gelişme gösteremediler.Outras regiões conheceram poucas ou nenhumas melhorias.
Kuantum dolanmasına dayanan teknolojiler günümüzde gelişmektedirler.Tecnologias baseadas no entrelaçamento quântico estão atualmente em desenvolvimento.
İlçe merkezi, planlı bir biçimde çağdaş şehircilik anlayışına uygun olarak gelişmektedir.O crescimento da cidade tem seguido de perto um plano urbano bem estruturado.
Bu ölümlerin %90'ı gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşti.Mais de 90% destas mortes ocorrem em países em vias de desenvolvimento.
Ayrıca çadır turizmi de gelişmektedir.A área do entretenimento também evoluiu.
Şu anda gelişmekte olan kendi şirketi Intentional Software'ın başındadır.Desde a sua criação, a empresa desenvolve software próprio.
Bunun yanı sıra kivi yetiştiriciliği gelişmektedir.Consequentemente ocorre o crescimento celular.
Gelişmekte olan tecnolojiler arasında bir sıra vardır.Uma delas foi o desenvolvimento tecnológico a vários níveis.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.A composição química desses vírus é de 30% de ácido nucléico e 70% de proteína.
Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.Cerca de 90% das queimaduras ocorrem nos países em vias de desenvolvimento.
Şehirde iç turizm gelişmektedir.O turismo religioso está em crescente na cidade.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Tot 1997 werd door Azië bijna de helft van de totale kapitaalinvoer van ontwikkelingslanden aangetrokken.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'nun amacı gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yoksulluğu azaltmaktır.Met het Cohesiefonds probeert de Europese Unie de economie van minder welvarende lidstaten op peil te brengen.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Ten slotte zijn de veerdiensten en de cruisevaart van steeds groter wordend belang.
2007'den beride seracılık hızla gelişmektedir.Sinds 2007 ontwikkelde er zich ruige natuur.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Dat heeft zonder meer te maken met de drie onderwerpen van de drie teksten.
Oldukça ılımlı ve ilerici olan ikinci grup, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yükselişte.Deze laatste, eerder gematigde en progressieve, groep is vooral in de ontwikkelingslanden erg in opmars.
Gelişmekte olan ülkelerde basit bir köy tuvaletinin maliyeti tipik olarak 25 ila 60 Amerikan Dolarıdır.W krajach rozwijających się koszt prostej latryny waha się od 25 do 60 USD.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Udoskonalenia przebiegają wolno, ale stale.
Ukrayna ekonomisi gelişmekte olan bir pazardır.Obecnie Albania to kraj rozwijający się o gospodarce rynkowej.