gelişmek ile cümle

gelişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Serbest sermaye akışının, gelişmekte olan piyasalar açısından oldukça tehlikeli olduğu görüldü.Free capital flows have been revealed to be quite threatening for emerging markets.
Petrol fiyatları ve gelişmekte olan ekonomiler küresel tabloyu yeniden şekillendiriyorOil prices, emerging economies reshape global picture
Gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu için, tarım ürünleri ana ihraç kalemini oluşturuyor.Farm products are the main export item of many developing countries.
Yazar, "Doğal kaynakların sömürülmesi gelişmekte olan tüm ülkelerde ekonomik istikrarsızlık yaratır."Exploiting natural resources creates economic instability in all the developing countries.
Bu çiftçilerin% 85'inden fazlası gelişmekte olan ülkelerde.[2]More than 85% of these farmers were located in developing countries.[2]
Gelişmekte olan savunma teknolojileriEmerging defensive technologies
Gelişmekte olan üç sınıf XSS savunması bulunmaktadır.There are three classes of XSS defense that are emerging.
İzmir metrosu, 2000 yılında açılan gelişmekte olan bir hızlı ulaşım sistemidir.The İzmir Metro is a developing Rapid Transit system, opened in 2000.
Gelişmekte olan ülkeler de onları örnek almaktadır.The trend is also taking shape in developing nations.
SIESTA, 1996 yılından beri sürekli gelişmektedir.SIESTA is in continuous development since it was implemented in 1996.
Özellikle, gelişmekte olan ülkelerin Güvenlik Konseyi'nde yeterince temsil edilmesi gerekmektedir.In particular, adequate presence of developing countries is needed in the Security Council.
NoSQL Distilled: Gelişmekte Olan Polyglot Persistence Dünyasına Kısa Bir Kılavuz .NoSQL Distilled: A Brief Guide to the Emerging World of Polyglot Persistence.
1.22 milyar sigara içiciden 1 milyarı gelişmekte olan veya geçiş ülkelerinde yaşıyor.Of the 1.22 billion smokers, 1 billion live in developing or transitional nations.
Kazakistan, Pakistan malları için gelişmekte olan bir pazardır. [2]Kazakhstan is an emerging market for Pakistani goods.[4]
Bu kemometrinin gelişmekte olan bir alanıdır.This is an emerging area of chemometrics.
Gelişmekte olan tohum taşıyan organlar (meyve gibi) hep batar.Developing seed-bearing organs (such as fruit) are always sinks.
Gelişmekte olan Küçük Ada DevletleriSmall Island Developing States
Gelişmekte olan eşcinsel hakları hareketi bunu ele kullandılar.[1]The burgeoning gay rights movement seized on this.[1]
Gelişmekte Olan Kadınlar (GOK)Women in development (WID)
Özellikle gençler arasında Hristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki ilişkiler gelişmektedir.Especially among the young, relations between Christians and Muslims are improving.
Gelişmekte olan Sırp yargısının örgütlenmesindeki ve çalışmalarındaki rolü son derece önemliydi.His role in the organization and work of the nascent Serbian judiciary was of paramount importance.
Her iki kitabında da gelişmekte olan “Queer Teorisi” ile ilgilenmiştir.In beiden Büchern beschäftigt sie sich mit der von ihr entwickelten Queer-Theorie.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.Der Sommertourismus lebt allmählich wieder auf.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Dabei stieg er schnell wirtschaftlich und gesellschaftlich auf.
Bale eserinde konu, Hugo’nun romanından farklı bir şekilde gelişmektedir.Seine Idee von Kunst unterschied sich aber in der Idee von Hugo Ball.
Olaylar Rahvan’ın etrafında gelişmektedir.Es entstehen „Seilschaften des Verderbens“.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Motif wird noch weiterentwickelt, wenn auch langsam.
Bu nedenle Gülbahçe hızla gelişmektedir.Daraufhin reitet er lachend fort.
Kuantum dolanmasına dayanan teknolojiler günümüzde gelişmektedirler.Längst vergessene Technologien erfahren ihre Renaissance.
Diğer gelişmekte olan ülkeler ise az ya da hiç gelişme gösteremediler.Negative Effekte für die Länder der Dritten Welt gebe es nicht oder nur in geringem Maße.
Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.Etwa 90 % der Fälle ereignen sich in Entwicklungsländern.
Birleşik Devletler ve NATO, Çekoslovakya'da gelişmekte olan olaylara büyük ölçüde göz yumdu.Les États-Unis et l'OTAN restèrent largement sourds face à l'évolution de la situation en Tchécoslovaquie.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Le livre est développé selon trois axes.
Şehirde iç turizm gelişmektedir.Le tourisme se développe dans la ville.
Şu anda gelişmekte olan kendi şirketi Intentional Software'ın başındadır.Il a depuis créé sa propre entreprise, Intentional Software.
Son yıllarda balıkçılık ta gelişmektedir.La pêche s'est bien développée ces dernières décennies.
Hayvancılık gittikçe gelişmektedir.Le rôle de l'élevage augmente progressivement.
Günümüzde ise, gelişmekte olan ülkelere doğru bir yönelme gözlenmektedir.Aujourd’hui, il s’agit plutôt de surveiller le développement du pays.
Gelişmekte olan bir mahalledir.C'est un arrondissement en plein développement.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.L'émail en développement contient environ 30 % de protéines et 90 % d'entre elles sont cette amélogénine.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Sur le plan socio-économique les É.A.U. se sont développés rapidement.
Diğer gelişmekte olan ülkeler ise az ya da hiç gelişme gösteremediler.D’autres recherches aux États-Unis ont montré peu ou pas de variation,,.
Çevre Hukuku, ulusal düzenlemeler ve uluslararası anlaşmalar sonucu gelişmektedir.Il existe une législation nationale, des accords internationaux et des directives européennes.
Bir diğer geçim kaynağı ise yeni gelişmekte olan arıcılıktır.Quelque chose d'inattendu comme une nouvelle transformation.
Chester 20.yüzyılda da gelişmiş ve halen gelişmekte olan bir şehirdir.Durant tout le XVIIIe siècle, Strasbourg est une ville prospère et rayonnante.
1950'de açılan Adalet kulübü hızla gelişmek ister.Le mouvement amorcé au XIXe siècle s'amplifie rapidement.
Zeytincilik yeni yeni gelişmektedir.La géographie sociale est une notion plus récente.
2007'den beride seracılık hızla gelişmektedir.La tendance globale en 2007 semble être une lente augmentation.
Çin gelişmekte olan bir pazar.China es un mercado emergente.
1960’larda, Technion, Afrika ve Asya gibi gelişmekte olan ülkelerden yüzlerce öğrenciye kapılarını açtı.En la década de 1960 el Technion abrió sus puertas a cientos de estudiantes de África y Asia.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.MPEG-4 es todavía un estándar en desarrollo y se divide en un número de piezas.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.El esmalte desarrollado contiene alrededor de 30% de proteína, y el 90% de este son amelogeninas.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Se estructura en torno a tres áreas temáticas.
Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde sıklığı gelişmiş ülkelere göre daha düşüktür.De igual forma, los países son menos religiosos conforme aumenta su prosperidad.
Mezopotamya'da yer alan şehirler günümüzde sürekli gelişmektedir.La ciudad de Tegucigalpa, se encuentra en constante crecimiento.
Sanayi faaliyetleri hızlı bir şekilde gelişmekte olup bölgenin adeta bir ticaret merkezi konumundadır.El puerto iba desarrollando activamente y muy de pronto se hizo un relevante centro comercial e industrial.
Bir diğer geçim kaynağı ise yeni gelişmekte olan arıcılıktır.La base para una extrapolación será el conocimiento sobre el reciente desarrollo del fenómeno.
Bu fakültede araştırma kültürü gittikçe gelişmektedir.En Europa está creciendo el interés por estos estudios.
Pragmamx sürekli olarak hataları giderilerek ve yeni özellikler eklenerek gelişmektedir.Unicode es un estándar en constante evolución y se agregan nuevos caracteres continuamente.
Turizm gelişmektedir.Desarrollo Turístico.
İlgili Sayfalar