gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak olaylar Tatum’un beklediği gibi gelişmez.Alt går dog ikke som Pablo håber.
Bu gelişmeler sadece batı ülkeleri ile sınırlı değildi.Bombningerne var ikke begrænset til Nordvietnam.
Havacılık Endüstrisi'ndeki gelişmeler, sosyalizm ve liberalizm akımları da yine bu dönemde gelişmeye başladı.Forbedrede samfærdselsforhold, turisme og en begyndende industrialisering vendte snart udviklingen.
Bu reaksiyonun gelişmesi ve etkinliği saatler veya günler boyunca sürebilir.Centrets forløb kan strække sig over timer eller dage.
Turizm ile hızlı bir gelişme göstermiştir.Til gengæld fik turismen en voldsom udvikling.
I. Şapur'un yoğun gelişme planları vardı.Sjafur hadde omfattende utviklingsplaner.
Bir süre sonra bu krallıklardan her biri belirgin ve kendine özgü bir gelişme göstermiştir.Hver av disse kongedømmene hadde deretter en merkbar individuell og stedegen utvikling og historie.
1923 yılında şehri Pekin'e bağlayan bir demiryolu inşa edilmiştir ve şehirde endüstri gelişmeye başlamıştır.En jernbane til Beijing ble anlagt i 1923, og dette satte i gang byens industriutbygging.
1967 yılında kurulan Ulm Üniversitesi şehrin gelişmesine önemli bir katkı sağlamıştır.Universitetet i Ulm ble grunnlagt i 1967, noe som viste seg å bli svært viktig for utviklingen av byen.
Ekonomik gelişmenin ülke düzeyinde yayılmasını sağlamak ve özellikle az gelişmiş bölgelere ulaşmak.Den ble grunnlagt for å fremme økonomisk utvikling, særlig i mindre utviklede regioner.
Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde daha da belirgindir.Dette problemet er enda mer markert i utviklingsland.
1920'li yıllar büyük bir gelişme dönemi oldu.1920-tallet var en periode med høykonjunktur.
Säffle, 1837'de inşa edilen kanalın ardından hızla gelişmeye başladı.Säffle begynte å vokse da Säffle kanal ble åpnet i 1837.
Bir gelişmemiş hâli Pidgey olan Pidgeotto gelişince Pidgeot olur.Den har utviklet seg fra Pidgey og skal utvikle seg til Pidgeot.
"Çok tehlikeli bir gelişme".«Isn't it too dangerous?».
1920'lerden itibaren bu alanda gelişmeler gösterildi.Han hadde allerede på 1920-tallet advart mot dette.
Büyük Herod, kendini şehrin güzelleşip gelişmesine adadı.Herodes henga seg til utvikling og forskjønnelse av byen.
Asıl gelişmesini Orta Çağda gösteren Arezzo, 1384'te Floransa'nın eline geçti.Imidlertid kom Arezzo under Firenzes innflytelse i 1384.
Doğu kıyısındaki Rialto pazarının önemi ve gelişmesi yüzen köprü üzerindeki trafiği artırdı.Markedet i Rialto på den østlige siden av broen utviklet seg og ble viktigere.
I. Dünya Savaşı Osmanlı'da kadının toplumdaki yeri açısından çeşitli gelişmelere sebep olmuştur.Den første verdenskrig førte til store endringer for samfunnet på Åland.
Ana metabolit normal büyüme, gelişme ve üreme süreçleriyle doğrudan ilgilidir.En primær metabolitt er direkte involvert i den normale veksten, utviklingen og reproduksjonen.
Tüm bu gelişmeler olmakta iken ateşkes yapılmamıştı ve tüm cephelerde yerel çatışmalar devam etmekteydi.I enkelte områder var det ikke våpenhvile i det hele tatt og det foregikk kamphandlinger over hele julen.
Taşkın suların gerilemesinden sonra ürünlerin gelişme mevsimi Ekim'den Şubat'a kadarki dönemdi.Etter at vannet hadde trukket seg tilbake vart plantesesongen fra oktober til februar.
Bu tarihten sonra şehir gelişmeye başlamıştır.Det var først fra denne tid at byen begynte å vokse.
Dilin gelişmesi düşünceye, düşüncenin gelişmesi de dile bağlıdır.Også språkets utvikling må ses i sammenheng med hjernens.
Toskana lehçesi ile yazılan eser, bu lehçenin modern İtalyan dili olarak gelişmesine yardım etmiştir.Det var skrevet på toskansk, og verkets popularitet styrket denne italienske dialekten som litterært språk.
1990 sonrasında yaylacılıkta önemli gelişmeler oluşmuştur.Etter 1990 var det store forventninger om framgang.
Kireçli topraklarda da iyi gelişme gösterir.Dyrkete trær klarer seg godt også på tørr jord.
Yaşanan gelişmeler üzerine Mübarek depresyona girmiştir.Har gjennom oppveksten vist depressive anlegg.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Publikum forsvinner sakte, men sikkert.
Son yıllarda balıkçılık ta gelişmektedir.Fisket har derfor i de senere åra gått tilbake.
Bu zamana kadar Roma deniz taktikleri de gelişme göstermişti.På denne tiden var de romerske sjøkrigstaktikkene relativt godt utviklet.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Denne prosessen skjer gjennom tre trinn.
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.Utviklingen hadde hovedsakelig økonomiske årsaker.
Philadelphia kentinin kuruluş ve gelişme sürecine katkıda bulunduğu düşünülmektedir.Under Penns ledelse ble byen Philadelphia planlagt og utviklet.
Bu gelişme adanın komşusu olan Saint Kitts adasındaki gelişmelerin tersidir.Dette prestegjeldet ligger på øya Saint Kitts.
Eyaletin İnsani Gelişme Endeksi 0,782 (orta).Human Development Index er 0,782, som plasserer den på plass 20 i Chile.
Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.I Sverige arbeidet han for å bedre landets økonomi.
Cemiyetin gelişmesiyle birlikte daha büyük ölçekli bir okulun kurulması gündeme alındı.Den økende befolkningen i Glemmen trengte en større skole.
Demiryolu ulaşımı fazla gelişmemiştir.Jernbanenettet er forholdsvis dårlig utbygd.
Bu gelişmeler neticesinde daha sonra kendisinin ziyareti iptal edilmişti.Etter angrepet ble resten av besøket avlyst.
Dergi 1920'lerde gelişmeye devam etti.Tidsskriftet ble grunnlagt i 1922.
Bu gelişmeler SSCB'de ihtiyatla karşılandı.Denne prosessen ble fulgt med stor interesse av KKP.
Bu gelişmeler toplulukların yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.Resultatet var store endringer i kommunestrukturen.
20. yüzyılda demokrasi hızlı bir değişme ve gelişme göstermiştir.På 1970-tallet gjennomgikk byen en omfattende endring og modernisering.
UNESCO’ya göre, gelişmekte olan ülkelerde engelli çocukların %90’ı okula gitmiyor.Fødselsregistrering via SMS: halvparten av alle barn i utviklingsland registreres ikke ved fødselen.
Turizm açısından fazla gelişmemiştir.Turismen er lite utviklet.
Elektronik stetoskoplar fazla yaygınlaşmamıştır, gelişmekte olan bir teknolojidir ve pahalıdır.Teknologi for å fange CO2 i stor skala er allerede kommersielt tilgjengelig og godt utviklet.
Yaklaşık yedi yıldır her salı günü dış politik gelişmeler üzerine köşe yazıyor.Organisasjonen utgir annenhver måned bladet Foreign Affairs.
Modern gelişmeler bölümü).Art Slektskap (evolusjon).
Bu gelişmeyle sarsılan Kar Çocukları bir kayıp daha verir.Her får mishandlede jenter en ny sjanse.
Bu kadar gelişmeye rağmen, devletin çöküşü engellenemiyordu.Til tross for disse tilbakeslagene, utviklingen av landet fortsatte.
Temel ilgi alanı "Gelişme Sosyolojisi" idi.Den tidligere «humane sosiobiologien» har nå blitt videreutviklet til «evolusjonspsykologi».
Diğer birçok genç fizikçi gibi, Rabi de Avrupa’daki önemli gelişmeleri yakından takip ediyordu.Seperti beberapa fisikawan muda lainnya, Rabi sangat akrab dengan peristiwa-peristiwa penting di Eropa.
Pers ile barış yaptıktan sonra, Balkanlara asker gönderme yaparak bu gelişmeyi hızlandırdı.Setelah berdamai dengan Persia, ia mempercepat perkembangan itu dengan mengirim pasukan ke Balkan.
Ancak, genetik alanlarda gelişmeler devam edince bu görüşler daha az savunulur olmaya başladılar.Namun karena bidang genetik terus berkembang, pandangan tersebut menjadi kurang mendasar.
Ekonomik ve sosyal gelişme de dikkate değerdi.Pembangunan ekonomi dan sosial juga penting.
Sonraları “Pacific Point Canine Academy” adlı kuruluşun kurulmasında ve gelişmesinde yer aldı.Dia kemudian mendirikan Akademi Pacific Point Canine Academy.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1 de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Karena kemajuan teknologi sejak 1990-an, biaya kompetisi Formula Satu juga meningkat.
Erdoğan, bu gelişme üzerine de "gereği yapılır, yapıldığı zaman görürsünüz" dedi.Maka Fatimah berkata kepada Ali: Ikutilah dia dan lihat apa yang membuat dia pergi.