gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu gelişme Ormonde önderliğindeki İrlanda'daki monarşi ittifakının sonunu hazırlar.Το γεγονός σηματοδοτεί την αρχή του τέλους της μοναρχίας στο Ιράν.
Geniş mera ve çayırları ve buradaki zengin bitki örtüsü hayvancılığın gelişmesine yol açmıştır.Οι χορτολιβαδικές εκτάσεις, τα λιβάδια και η πλούσια βλάστηση οδήγησαν στην ανάπτυξη της κτηνοτροφίας.
Köpeklerin görme mekanizmaları koku alma mekanizmaları kadar gelişmemiştir.Η δύναμη του Πανουργιά δεν ήταν αρκετή για να αντέξει την ορμή των Οθωμανών.
Bu gelişmeler Mısır halkı tarafından da uygun görülmekteydi.Έκαναν χρήση και του Κατ' Αιγυπτίους ευαγγελίου.
Primeape daha fazla gelişmez.Prescott) την ανέπτυξε πολύ περισσότερο.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Η γαστρεντερίτιδα προσβάλλει κυρίως παιδιά και πληθυσμό αναπτυσσόμενων χωρών.
Bütün bu gelişmeler uçuş ve muharebe performansında büyük artışlara yol açtı.Η χρόνια ιγμορίτιδα την επηρέασε σημαντικά στις πτήσεις και τις δραστηριότητες της.
Oksoloji, en kaba tanımıyla gelişme bilimidir.Ο σολιψισμός είναι η πιο ακραία μορφή του γνωσιολογικού ιδεαλισμού.
Bu gelişmeler Sovyet yönetimini gafil avlamıştır.Αυτό το τέρμα έδωσε σιγουριά στους Σοβιετικούς.
Tacikistan'ın gelişmesi için Sovyet otoriteleri bölgeye göçü teşvik etti.Σε απάντηση στη βία αναπτύχθηκε η Αποστολή Παρατηρητών των Ηνωμένων Εθνών στο Τατζικιστάν.
Sosyalist gelişmelere destek verdi.Άλλος στόχος ήταν η υποστήριξη της οικονομικής ανάπτυξης.
Gelişmesi için Ohio Valley Wrestling (OVW) eğitim merkezine gönderildi.Σύντομα, στάλθηκε στη τότε θυγατρική εταιρεία του WWE, το Ohio Valley Wrestling, για να εκπαιδευτεί.
Büyük olasılıkla Lizbon bölgesine AB tarafından yapılan gelişme yardımları durdurulacaktır.Η ΕΕ είναι πιθανό να σταματήσει την αναπτυξιακή ενίσχυση για την περιοχή της Λισαβόνας στα ερχόμενα έτη.
I. Şapur'un yoğun gelişme planları vardı.Shapur 1. havde intense udviklingsplaner.
Yirminci yüzyılda yıldızların bilimsel incelemesi alanında hızlı gelişmeler yaşandı.I det 20'ende århundrede skete der en hurtig udvikling i det videnskabelige studie af stjerner.
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Ten: Det tredje billede er klimaks, hvor der sker en uforudset udvikling.
Çalışma ve barınma koşulları kötüleşmiş ve önemli bir ekonomik alt sınıf grubu gelişme göstermiştir.Arbejde- og boligforholdene blev forværret og en betydelig økonomisk underklasse udviklede sig.
Amcası Robert Bosch bujinin gelişmesine öncülük etmiştir.Hans onkle Robert Bosch var med til banebrydende udvikling af tændrøret.
Bu gelişmeyi getirdi.Dette medførte en udvikling.
Şehir demiryollarının gelmesiyle gelişmeye başladı ve "Batı'ya açılan kapı" olarak tanındı.Med jernbanens anlæggelse kom der økonomisk vækst i byen, der snart blev kendt som "Porten til Vesten".
Organizeleşmiş tarih öncesi kültürler günümüz Bulgaristan topraklarında Neolitik Çağ'da gelişmeye başlamıştır.De første organiserede forhistoriske kulturer i de bulgarske områder fremkom i den neolitiske æra.
Ekonomik olarak, ülke, yeni gelişmekte olan trans-Atlantik ticaretinden çok yarar sağladı.Økonomisk begyndte landet et nyde godt af den ny æra med transatlantisk handel.
Tam bu sıralarda ülkenin başka bir yerinde diğer bir gelişme ortaya çıkar.En lignende udvikling har der været andre stedet i landet.
Bu gelişmeler aynı zamanda ABD'nin Vietnam Savaşı'na daha doğrudan bir biçimde katılmasına neden oldu.Denne udvikling motiverede USA's indtræden i Vietnamkrigen.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.I dag er odderen igen i fremgang.
Bu gelişmeler Sovyet yönetimini gafil avlamıştır.Det betragtes som et skridt til beroligelse af sovjetledelsen.
25,000 Yahudi evi inşa etme planı gelişme aşamasındadır.Det skønnes at der er opført over 25.000 Jeppesen-huse.
Gelişmekte olan bir mahalledir.Byen var midt i sin udvikling.
Özbek tiyatrosunun gelişmesinde büyük bir etkiye sahiptir.Opera har haft stor indflydelse på udvikling af teaterkunsten i Wien.
Bilimsel gelişmeler 17. yüzyılın sonunda 18. yüzyılın başında büyük bir hız kazandı.Resten af landet oplevede en spirende fremgang i begyndelsen af 1700-tallet.
Folk metal, 1990'lı yıllarda Avrupa'da gelişmeye başlayan bir heavy metal alttarzıdır.Folk metal er en undergenre af heavy metal, som blev udviklet i Europa i 1990'erne.
Progress (Прогресс) "ilerleme, gelişme" anlamına gelir.Motto: "Travail et progrés" (Arbejde og fremskridt).
Oysa Charles Wood bu gelişmelerden bağımsız olarak 1741'de metali ayrıştırmıştı.Inden da havde Charles Wood uafhængigt af Ulloa formået at isolere platin i 1741.
Federal Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı Uluslararası Gelişme ve Kalkınma Teşkilatı-InWEntBundesministerium für wirtschaftliche Zusammenarbeit und Entwicklung - Startseite Deutschland
Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde daha da belirgindir.De er også bedst i tilberedt tilstand.
Bu gelişmeler üzerine takımın teknik direktörü Fabio Capello istifa etti ve Real Madrid ile anlaştı.Derudover valgte træner Fabio Capello at sige sit job op og skifte til Real Madrid.
Son 15-20 yıl içerisinde Kırıkhan'da tarıma dayalı ekonomide önemli gelişme gözlenmektedir.De sidste 20-35 år er der sket en omfattende udvikling i Fraugde sogn.
Bu, kariyerinde önemli gelişmeler getirdi.Det kom til at sætte dybe spor i hendes karriere.
Nükleer silahların gelişmesi için çalışmaya devam etti.Derfor fortsætter udviklingen af nye våben.
Bu olumsuz gelişme halen devam etmektedir.Den dårlige stime fortsætter.
Bu gelişmeler ışığında, antlaşma Amerika Birleşik Devletleri Senatosu tarafından hiçbir zaman onaylanmadı.Hood midlertidige udnævnelse blev aldrig bekræftet af Sydstaternes senat.
Bunun yanında yapılan balıkçılık ve turizm etkinlikleri de kentin gelişmesine katkıda bulundu.Andre erhverv som skibsbygning og fiskeri bidrog ligeledes til byens udvikling.
Merkez 21. Yüzyılda gelişmeye devam etmektedir.Denne tendens synes at fortsætte i det 21. århundrede.
Bu sorunlar, Arnavutluk tarımının gelişmesini uzun yıllar engelleyecektir.Denne udvikling har i mange år forværret den dominikanske økonomi.
Al Muharrak Spor bakımından fazla gelişmemiştir.Land Rover har aldrig været særlig aktiv inden for motorsport.
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.Efter 1900 tog industrialiseringen for alvor fart.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Endelig i 1710 kunne man begynde at opmure fundamentet, men fra 1713 hører al omtale af byggearbejdet op.
İlçede turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur.Turisme yder ikke noget særligt bidrag til økonomien.
Bu tarihten sonra şehir gelişmeye başlamıştır.Først da begyndte byen at vokse.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Det handler om at bryde ud, om at sanse og om at blive voksen.
Modern gelişmeler bölümü).Lokaltidningen Växjö).
Bu gelişmeler 2009'un başında tamamlanacaktır.Projektet vil være færdigt i slutningen af 2015.
Tıbbî gelişme de tropikal hastalıklar için ilâçları geliştirmiştir.Forbedringer i lægevidenskaben var også meget vigtige, især medicin mod tropiske sygdomme.
Süreçtir: Süregelen bir gelişmeyi sağlar.Marche: at gå et skridt frem.
Fakat bu bir haftada büyük gelişmeler kaydedildi.Gennem ugen var der der en lang række aktiviter.
Bütün bu gelişmeler üzerine, Amerikan Kongresi 6 Nisan 1917'de Almanya'ya savaş ilan etti.Den 6. april 1917 erklærede De Forenede Stater krig mod Tyskland.
Yan ürün küspe hayvancılığın gelişmesini teşvik eder.Hvordan strukturfoder påvirker udviklingen af kalvemaver.
Hayvancılık ise fazla gelişmemiştir.Heller ikke kvægavlen var højt udviklet.
Son yıllarda balıkçılık ta gelişmektedir.Fiskeriet er dog gået noget tilbage i de senere år.
Bu toplumun ekonomik, politik ve kültürel yaşamın gelişmesi için bir uyarıcı olarak göründü.Krigen er i sit indhold blevet et folk i bevægelse hen imod økonomisk, kulturel og politisk frihed.