gelişme ile cümle

gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
"Gelişmekte olan ülkelerin ilaç yasaları yeterli midir?".Pitäisikö rahoitusmarkkinoita säännellä tiukemmin?”
Bununla birlikte tarıma dayalı sanayi gelişmekte olan sektörlerden biridir.Meillähän Ruikonperällä teollisuutta jonkun verran...
Tüm bu gelişmeler IV. Mehmed'e karşı bir güvensizlik yarattı.Tilanne kehittyi Henrik IV:n suhteen uhkaavaksi.
Hayvancılık ise fazla gelişmemiştir.Karjatalous ei ollut kovin kehittynyttä.
Rusya’daki gelişmeleri takip etmeyi de ihmal etmez.Mitaleja ei ole huomioitu Venäjän kohdalla.
Ekonomik olarak, ülke, yeni gelişmekte olan trans-Atlantik ticaretinden çok yarar sağladı.Englannin talous hyötyi kehittyvästä transatlanttisesta kaupasta.
Ekonomik gelişme seviyesi düşük ve halkın yaşam koşulları geriydi.Taloudellinen tilanne on heikko ja väestön elintaso alhainen.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.Pistemäärät voivat muuttua pelin aikana.
Bir gelişmemiş hâli Seel'dır.Se on eräänlainen hyvänlaatuinen kasvain.
Özellikle İmparator Augustus'un saltanatı döneminde (MÖ 27-MS 14) kent gelişme kaydetmiştir.Uusin päällyskerros syntyi keisari Augustuksen aikana (27 eaa.–14).
Eğitim alanında gelişmeler görülür.Opetussektorilla kehitys vaikuttaa positiiviselta.
Modern gelişmeler bölümü).Evoluution maailmankuva).
Son yıllarda meyvecilik faaliyetleride gelişmektedir.Talousoikeuden osa-alueet kehittyivät viime vuosikymmeninä omia teitään.
İkisi de daha sonra arsa gelişmelerini tartışmak için bir olabilirdi.Myöhemmin molemmat olivat ilmatorjuntaan sopivia.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Toleranssi kehittyy, mutta hyvin hitaasti.
Almanya bu alandaki gelişmelere öncülük etti.Hän yritti pysäyttää tämän etenemisen Saksaan.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Grisaille on tullut uudelleen muotiin nykyaikana.
Bu gelişmeler 2009'un başında tamamlanacaktır.Voimala valmistuu vuoden 2009 alussa.
2005 yılında farklı firmalar tarafından yeni gelişmeler kaydedilmiştir.Vielä vuonna 2005 eri järjestelmissä oli käytössä monia epäyhteensopivia protokollia.
1950'de açılan Adalet kulübü hızla gelişmek ister.Peliteoria kehittyi 1950-luvulla kiivaasti.
Ticari faaliyette gelişmeler yaşanırken ticari faaliyete yönelik dini tavırda değişmeler olmuştur.Hoitotyön kehityksen kuluessa ovat ammattinimikkeet vaihtuneet.
Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.Toimenpiteet kohensivat maan taloutta.
Primeape daha fazla gelişmez.Primeapella ei ole häntää.
Kaplıca gelişmekte olan bir köydür.Kuivatuksesta kehittyväksi kyläksi.
Kentte sanayi 19. yüzyılda gelişmeye başladı.Kaupungin teollisuus kehittyi 1800-luvulla.
Orchard Road'da, şehrin alışveriş merkezi, birçok yeni gelişmeler var.Keskustan Orchad Roadin tavaratalot tarjoavat lukuisia ostosmahdollisuuksia.
Meyvecilik son 15 yılda düzenli bir gelişme göstermiştir.Detroit on menestynyt tasaisesti viimeiset 15 vuotta.
Yörenin gelişmesinde tekstil sanayisi önemli rol oynadı.Kehittyvillä pääomasijoitusmarkkinoilla julkisen sektorin rooli oli huomattava.
Bir gelişmemiş hâli Weedle'dır.Se on Weedlen seuraava muoto.
İlkin ve ikincil ağızlılar arasındaki ana fark embriyo gelişmesi sırasında ortaya çıkar.Jälkisuisten ja alkusuisten perimmäinen erottelu perustuu alkionkehitykseen.
Bu gelişmeler sadece batı ülkeleri ile sınırlı değildi.Heidän valtansa rajoittui kuitenkin vain Länsi-Norjaan.
Nükleer silahların gelişmesi için çalışmaya devam etti.Hän edesajoi biologisten aseiden kehittämistä.
Gelişmeleri sonraki haftalarda Eddystone ve Portland açıklarında sonuçlanamayan iki çarpışma takip etti.Seuraavan viikon aikana käytiin kaksi taistelua Eddystonen ja Portlandin saarien edustalla.
Seviye 3, şimdilik gelişme aşamasındadır.3. ajantasaistettu painos.
Sonunda Bahri Memluklular bu gelişmeleri dürdurmaya karar verdiler."Katuparlamentit" tyytyivät lopulta tähän ratkaisuun.
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.Fysiikka tieteenä ei ollut läheskään valmis.
Şüpheciliğini küçük bir çocuk iken gelişmeye başladı.Sivertsen aloitti hiihtämisen jo pikkupoikana.
İnternet'in tarihi, 1950'lerde bilgisayarların gelişmesi ile başlar.Esimerkiksi tietokoneshakin historia alkaa jo 1950-luvulta.
Bu gelişmelerle paralel olarak veteriner hekim sayısında artışa gidildi.Tilannetta pahensi se, että suuri osa eläinlääkäreistä oli rintamalla.
Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Safhaları.Mordvalaiskielten rakenne ja kehitys.
Tüm dünyada tarımda görülen gelişmeler, özellikle Avrupa'daki kırsal sistemi değiştirdi.Maapallon ilmavirtaukset muuttuivat varsinkin pohjoisessa.
Günümüzde ise, gelişmekte olan ülkelere doğru bir yönelme gözlenmektedir.Vastaavasti palestiinalaiset ovat huolestuneita nykyisestä kehityksestä.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Kirja on kirjoitettu vuorotellen näiden kolmen näkökulmista.
İlk başlarda yeni gelişme yavaşladı.Aluksi kasvu oli hämmästyttävän hidasta.
Kuzeydeki taarruz planlandığı gibi gelişme gösterdi.Joen patoamista on vastustettu yhtä kauan kuin sitä on suunniteltukin.
Bu gelişme elektrikli telgrafın yapımını mümkün kıldı.Generaattorin kehittäminen mahdollisti sähköenergian teollisen tuoton.
Bu gelişmelerin üstüne ligin köklü ekibi River Plate'e transfer oldu.Paras saavutus oli tasapeli River Platea vastaan.
1920'li yıllar büyük bir gelişme dönemi oldu.1920-luku oli nopean kasvun aikaa.
Üçüncü ICP, yardım etkinliği alanındaki son gelişmeleri de dikkate almaktadır.IPR-asiat ja tuki kolmansien osapuolten implementaatiolle.
Antibiyotiğe direnç gelişmesi büyüyen bir sorundur.Antibioottiresistenssi on kasvava ongelma tuberkuloosin hoidossa.
Üretici güçlerdeki bu gelişme toplumların üretim kapasitelerini son derece belirgin biçimde genişletti.Lakko vaikutti suuresti yhtiön tuotantokapasiteettiin.
Dergi 1920'lerde gelişmeye devam etti.Lehti lakkasi ilmestymästä 1920.
19. yüzyılın geri kalanında sanayi gelişmeyi sürdürdü.1800-luvulla teollisuus alkoi kehittyä.
O tarafımız gelişmedi.Sen kehitys ei edennyt.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'nun amacı gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yoksulluğu azaltmaktır.Järjestö pyrkii vähentämään köyhyyttä kehitysmaiden maaseuduilla.
Bütün bu gelişmeler uçuş ve muharebe performansında büyük artışlara yol açtı.Se olisi korjannut kaikki nousujen ja laskujen ongelmat.
Moulin 1943 yılı Şubat ayında Londra'ya dönüp gelişmeleri bildirir.HMS Renown palasi helmikuussa 1943 takaisin Englantiin huoltoon.
O sıralarda sinema sektörü henüz gelişme devrindeydi.Elokuvasarjan tulevaisuus oli tässä vaiheessa epävarmaa.
Ayrıca seracılıkta da büyük gelişme vardır.Myös Paimelassa on kasvua.
Yerli elektrikli otomobil üretimi ile ilgili gelişmeler de yaşanmaktadır. ^ (İngilizce)Ugandassa lajin kukinnoista on valmistettu myös harjoja. (englanniksi)

İlgili Sayfalar