gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlara ek olarak DIC gelişmesinde sitokinlerin de esas olarak önemli rolleri vardır.Obě tyto žlázy mají kromě svého fungování v rámci trávicí soustavy další neméně významné funkce.
Orta Çağ Avrupası'nda astronomi de dahil çoğu bilimsel alanda gelişme olmamıştır.Ani v Evropě se vývoj vědy ve středověku úplně nezastavil.
Son zamanlarda seracılık gelişmete olup geçim kaynaklarına bir yenisi daha eklenmektedir.Používá také k jištění, v poslední době je stále více nahrazována novějšími jisticími prostředky.
Bu da ekonomik yönden çok büyük gelişmeler sağlamıştır.Tím se jeho ekonomická situace velmi zlepšila.
Devlet, sanayinin gelişmesini destekledi.Podporoval rozvoj oboru.
Bu gelişmelerde bölgenin gelişimine olumlu katkıda bulunmuştur.Své ohromné prostředky vložil do rozvoje celého regionu.
Bu sebepten dolayı tarih boyunca ticaret yollarının dışında kalmış ve gelişme sağlanamamıştır.Proto jej z bezpečnostních důvodů nelze přepravovat a připravuje se vždy na místě.
Tiyatro türünde asıl önemli gelişmeler ise 18. yüzyılda gerçekleşti.Velké změny interiéru nastaly v 18. století.
1970'li yıllarda nükleer enerjinin gelişmesi konusunda çeşitli katkıları olmuştur.Byl vyvíjen v 70. letech 20. století pro potřeby jaderné energetiky.
Kompozisyon en az üç bölümden oluşur: giriş, gelişme ve sonuç.Kompozice má obvykle tři části – úvod, stať a závěr.
Tarım teknolojisinde gelişmeler sağlandı.Objevily se novinky v zemědělské technice.
Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.K přibližně 90 % popálení dochází v rozvojovém světě.
1970'lerde başlayan bu gelişme bugünde devam etmektedir.Vývoj začal již roku 1970.
Bunların içinde pazarlama teknikleri ve halkla ilişkiler yöntemlerini gelişmenin yolları da vardır.Nastává tak ideální spojení event marketingu a public relations.
Avsallar 1975 yılından itibaren turizmin gelişmesi ile hızla büyüme kaydetmiştir.Během 50. let 20. století se ale s příchodem turismu rychle rozrostla.
Bir gelişmemiş hâli Metapod'tır.Objektově orientovaný vývoj.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Tento velevýznamný dokument byl rozdělen do tří článků.
Bu gelişmeler Atina'nın dış politikasında bir dönüşümün tamamlandığına işaret etmektedir.Podle gesta Athény jí v rekonstrukcích bylo doplněno kopí.
Ancak bu olumlu hava ilişkilerde bir gelişmeye yol açmadı.V příznivějším podnebí se jí nedaří.
Beedrill daha fazla gelişmez.S Adelheid ale nevychází stále dobře.
Olanlarında da gelişmemiştir.Dále se ovšem jeho vývoj nedostal.
Her oyuncu, gelişmemiş bir eyaletin İmparatoru olarak oynamaya başlar.Fiecare jucător pornește ca împărat al unei provincii nedezvoltate.
Hem gelişmiş (333 milyon) hem de gelişmekte olan (639 milyon) ülkelerde yaygındır.Aceasta era frecventă atât în țările dezvoltate (333 milioane), cât și nedezvoltate (639 milioane).
Buna karşın, progresif metal 1980'lerin ortasına kadar ayrı bir tür olarak gelişmemiştir.Totuși, metalul progresiv nu s-a dezvoltat într-un gen de sine stătător până la mijlocul anilor '80.
Gelişme metamorfozsuzdur.Dezvoltarea lor se face fără metamorfoză.
Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri (SDH) geleceğe ilişkin uluslararası gelişme ile ilgili bir dizi hedeftir.Obiectivele de dezvoltare durabilă (ODD) sunt un set de ținte legate de dezvoltarea internațională pe viitor.
Onun şiirleri Ukrayna’nın ulusal bilincinin gelişmesinde büyük katkı yapmıştır.Articolele sale au avut un impact important asupra conștiinței naționale ucrainene.
Ventspils daha sonrası ise Rus İmparatorluğu hakimiyetine girmiş ve gelişmesi tekrar duraklamıştır.Ventspils a căzut sub controlul Imperiului Rus și creșterea sa a fost oprită.
Aynı zamanda dudak ve bacak koordinasyonunda gelişmeler görülür.În același timp, apar îmbunătățiri ale coordonării buzelor și picioarelor.
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.În mod tipic, o știință prosperă este incompletă.
Bu gelişmelerle Afrika ve Asya'nın kontenjanı birlikte 0,5'e düşerken, Avrupa'nın ise 9,5'a yükseldi.Practic, Africa și Asia au primit 0,5 locuri, în timp ce europa a primit 9,5.
Organizeleşmiş tarih öncesi kültürler günümüz Bulgaristan topraklarında Neolitik Çağ'da gelişmeye başlamıştır.Culturile preistorice au început să se dezvolte în Bulgaria de astăzi în neolitic.
Gelişmiş ülke, böylece sosyalizmi kuracak ve gelişmemiş ülkelerin de aynı şeyi yapmasına yardım edecektir.Țara dezvoltată ar fi instaurat socialismul și ar fi ajutat țara subdezvoltată să facă la fel.
Benzer gelişmeler Litvanya'da da gerçekleşti.Un proces asemănător a avut loc și în Lituania.
Ermenistan ekonomisinin gelişmesiyle, Erivan hızla değişmektedir.Odată cu dezvoltarea economiei Armeniei, Erevanul a suferit o transformare majoră.
Diğer ülkelerde de, mesela İtalya’da da benzer gelişmeler olmuştur.Legi similare au fost adoptate și în alte țări, precum Italia.
Alman şansölyesi Kont Bernhard von Bülow bu gelişmelerden dolayı savaş tehdidinde bulundu.Contele Bernhard von Bülow, cancelarul german, a amenințat cu războiul în cazul în care nu se găsesc soluții.
Bugün doğa tekrar kendi halinde gelişmesine bırakılmıştır.Astăzi însă, natura și-a reintrat în drepturi.
Bu atölyeler kentin gelişmesinde büyük rol üstlendi.Acestea îți prind foarte bine pentru dezvoltarea satului.
Analitik kimya ve mineralojinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.A contribuit foarte mult la dezvoltarea metodologiei chimiei analitice și mineralogiei.
Turizm gelişme yolundadır.Industria turistică este în dezvoltare.
Oyun gelişmekte olduğu için bu sayı her an değişebilir.Se pot efectua oricâte schimbări în perioada dintre fazele de joc.
Seviye 3, şimdilik gelişme aşamasındadır.Faza a treia (Phase Three) în prezent în curs de desfășurare.
Bu açıdan turizm komşu ilçelerle kıyaslandığında fazla gelişmemiştir.În comparație cu Egipt aceasta nu este foarte dezvoltată.
Gelişim biyolojisi, organizmaların büyüyüp gelişmesini inceler.Biologia de dezvoltare cercetează procesele după care organismele cresc și se dezvolt.
Ülke dünyada gelişme için en çok bağışta bulunan ikinci ülke konumundadır.Ajunge pe noul continent unde găsește cele mai propice condiții pentru dezvoltare.
Şehrin ve civarının iktisadi gelişmesi hızla devam etti.Construirea și popularea noului oraș s-au desfășurat foarte rapid.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.Reîncărcarea mea energetică reprezintă în continuare un secret.
Şu anda gelişmekte olan kendi şirketi Intentional Software'ın başındadır.Compania are ca obiect de activitate dezvoltarea de software.
2009-2010 sezonunda NBA En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu Ödülü'nü kazanmıştır.În sezonul 1995-1996 a primit premiul NBA Most Improved Player Award.
Hayvancılık ise fazla gelişmemiştir.Zootehnia este slab dezvoltată.
Bu gelişme üzerine ertesi yıl yeniden basılan Leyleklerin Uçuşu da çok satan oldu.Reacții la fel de furioase provoacă și lucrările expuse în anul următor.
Köy gittikçe gelişmektedir.Satul s-a dezvoltat în continuare.
Fakat Amerika bağımsızlığından sonra bu türlü ticaret çok gelişmeden sona ermiştir.Înainte ca el să ajungă acolo, negociatorii americani terminaseră tratativele cu succes.
Rusya'ya dönüş seyahati çok yavaş bir şekilde gelişmeye başladı.Arbitrajul Rusiei progresa foarte încet.
Bu gelişmeler belirgin bir şekilde 1929 – 1933 yılındaki ekonomik kriz sırasında olmuştur.Banca a trebuit să părăsească aceste locuri în perioada crizei bancare din 1929-1933.
Bu gelişme İtalyan ticaret şehirlerinden başlamıştır.Termenul a ajuns în Anglia de la comercianți italieni.
Yumurtadan çıkan larva postembriyonik olarak gelişmeye devam eder.Oul nutrit de protal se dezvoltă într-un embrion.
Gerçekten de Papa Gregarious da bu gelişmeden tamamiyle memnunsuz değildi.Putem spune că tânărul Gregory a ajuns deja foarte departe .
Akışkanlar mekaniğinde en önemli gelişmeyi Leonardo da Vinci (1452-1519) yapmıştır.Dintre aceștia, cel mai desăvârșit anatomist a fost Leonardo da Vinci, (1452 - 1519).