gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.W okresie socjalizmu miejscowość poddano szybkiej industrializacji.
Şehir, Volga-Don Kanalı'nın inşaatı ile gelişmeye başlamıştır.W Wołgogradzie bierze swój początek Kanał Wołga-Don.
DP meclis grubunda ekonomik gelişmeler nedeniyle huzursuzluk giderek artıyordu.Natomiast społeczność arabska pozostała z rosnącym uczuciem porażki.
SSCB her bakımdan gelişmeye başladı.Swoją robotę zaczęli SB-ecy.
Onun şiirleri Ukrayna’nın ulusal bilincinin gelişmesinde büyük katkı yapmıştır.Towarzystwo przyczyniło się znacznie do poszerzenia i zwiększenia ukraińskiej świadomości narodowej.
Bu tür kirlilikler özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.Wzrost nierówności jest szczególnie dobrze przebadany w Stanach Zjednoczonych.
Tüylü dişi organ gelişmemiştir.Narządy Tömösváry'ego nie występują.
Ayrıca ticari açıdan gelişmeye müsaitti.Kształcił się także w kierunku handlowym.
Katılımcılar, en son ürün ve gelişmelerini halka sunma fırsatı sunuyor.Produkcja zachęca najmłodszych do aktywności i kreatywnego działania.
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.Przyczyniły się do pobudzenia świadomości narodowej.
Bu sebepten dolayı tarih boyunca ticaret yollarının dışında kalmış ve gelişme sağlanamamıştır.Były położone z dala od ówczesnych szlaków handlowych i komunikacyjnych i dlatego nie rozwijały się.
Jaeger’in deneyi modern duman dedektörleri için yeni bir yol açan önemli gelişmelerden biriydi.Callender był jednym z pionierów nowoczesnego sposobu jazzowej gry tubie.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Stopniowo rozwija się handel i przemysł.
Tarımdan elde edilen ürünlerin satışı, ulaşım sayesinde ekonomi daha da gelişmektedir.Także lokalne wykorzystanie produktu, jak najszybciej od momentu produkcji jest uzasadnione ekonomicznie.
Retorik türünün edebi bir nitelik kazanması ve gelişmesi Atina’da olmuştur.Rozwój i oddziaływanie idei prawosławia w Galicji.
Kumpanya, Türk Tiyatrosu'nun gelişmesinde önemli rol oynamıştır.Odegrał on ważną rolę w rozwoju egipskiego teatru.
Besi ve süt hayvancılığı hızlı gelişme göstermektedir.Jej wytwórczość brązownicza i żelazna prezentowała wysoki poziom.
Japonya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında endüstriyel gelişmesinde bu çalışmalar önemli rol oynamıştır.Po drugiej wojnie rola przemysłu w Japonii zaczęła spadać.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Zaledwie dwadzieścia lat temu prawie połowa krajów rozwijających się doświadczała skrajnego ubóstwa.
Bu arada mahallede dramatik bir gelişme olur.W okresie międzywojennym nastąpił znaczny rozwój dzielnicy.
Ülkede turizm 1978'ten beri gelişmektedir.Od 1989 roku rozwija się turystyka.
Yaklaşık MS 1000'den itibaren bu yerleşke bir bağımsız komün olarak gelişmeye başladı.Od około 1900 r. dzielnica rozwijała się jako centrum populacji afroamerykańskiej.
Bu nedenle, 1960'lı yıllara değin mahallede sosyal ilişkiler fazla gelişmemiştir.Sprawy gospodarki komunalnej aż do połowy lat trzydziestych nie przedstawiały się najlepiej.
Tarihsel gelişmeler Pavia'da çok önemli artistik ve sosyal miraslar bırakmışlardır.De Vries ma w swoim dorobku wiele powieści społecznych i historycznych.
Yazı sanatı ile birlikte dilbilimi gelişmeye başlar.Zaczęła się rozwijać literatura w języku potocznym.
Grafiklerin gelişmesindeki temel sebep: Her yapımcı istediği oyunu yapabilsin.Każdy odcinek rozpoczyna się zdaniem: Producenci chcieliby podziękować rodzinom uczestników.
19. yüzyılın geri kalanında sanayi gelişmeyi sürdürdü.W późniejszych latach XIX wieku nastąpił dalszy rozwój przemysłu.
18 ayın sonunda hiçbir gelişme göstermedi.Efter 18 månader hade han inte visat någon förbättring.
Electrode daha fazla gelişmez.Det finns inget bortom Elektra.
Tramvaylar 20. yüzyılda şehrin gelişmesinde büyük rol oynadılar.Spårvagnarna spelade en central roll för stadens tillväxt på 20-talet.
Yager Development'e göre, 2K Games oyunun gelişmesinde devam oyunun yapılacağını asla tartışmadı.Enligt Yager Development diskuterade aldrig 2K chansen om att utveckla en uppföljare under spelets utveckling.
Hem gelişmiş (333 milyon) hem de gelişmekte olan (639 milyon) ülkelerde yaygındır.Då var det vanligt i både industriländer (333 miljoner) och utvecklingsländer (639 miljoner).
Bu gelişmeler 2009'un başında tamamlanacaktır.Detta ska vara klart i början av 2009.
Bakteriler vücut sıcaklığında (37 C) çok daha fazla gelişme gösterirler.Bakterier växer mycket fortare vid kroppstemperatur (37 ⁰C).
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Greven är nöjd med resultatet.
Bundan dolayı alt yapı yeterince gelişmemiştir.Anläggningen utvecklades därför inte vidare.
Säffle, 1837'de inşa edilen kanalın ardından hızla gelişmeye başladı.Säffle började växa efter tillkomsten av Säffle kanal år 1837.
Bütün bu gelişmeler üzerine, Amerikan Kongresi 6 Nisan 1917'de Almanya'ya savaş ilan etti.Priset blev då att USA förklarade krig mot Tyskland den 6 april 1917.
Gelişmekte olan ülkelerde hastalığın en yaygın görüldüğü kişiler çiftçiler ve şehirlerde yaşayan yoksullardır.I utvecklingsländer är sjukdomen vanligast hos bönder och fattiga som lever i städer.
"Çok tehlikeli bir gelişme".Att det är extremt farligt."
Demiryolu ulaşımı fazla gelişmemiştir.Järnvägstrafiken var under tiden inte begränsad.
Ayrıca farklı türde meyvecilikte de son yıllarda büyük gelişmeler görülmektedir.Den har dock observerats ta en rad olika sorters frukt under hösten.
1920'li yıllar büyük bir gelişme dönemi oldu.1920-talet blev dock en period av förändringar.
Tıbbî gelişme de tropikal hastalıklar için ilâçları geliştirmiştir.Medicinska framsteg var också viktiga, särskilt medicin mot tropiska sjukdomar.
Ama ekonomisi gelişmedi ve hoşnutsuzluk arttı.Det ekonomiska läget var inte gynnsamt och arbetslösheten steg.
Ağaç dikme anlayışı gelişmediği için, fazla yeşil değildir.Eftersom inga träd kan växa är det också mycket blåsigt.
Stroskobik fotoğraf projesi, görüntünün ilüzyonunu yaratma, nihayetinde sinemanın gelişmesini sağladı.Stroboskopiska fotografier var en av de uppfinningar som slutligen ledde fram till filmens skapande.
Dilin gelişmesi için geçerli olan dilsel biçim çoğunlukla çıkış maddesidir.De språkpolitiska strategier som utvecklas numera syftar mestadels till flerspråkighet.
Lazer soğutmadaki gelişmelerle, nanokelvin sıcaklıklara kadar nötr atomlar soğutuldu.Framsteg inom laserkylning har gjort det möjligt att kyla neutrala atomer ner till nanokelvin-temperaturer.
Bu, daha çok Kimon'un sağladığı bir gelişme olmuştur.Detta innebar sålunda ännu mer berömmelse för Kimon.
New Line sıkça, şirketin gelişmesini Elm Sokağı serisinin başarısına bağlar.New Line Cinema säger ofta att en viktig faktor för bolagets tillväxt har varit Elm Street-filmerna.
Norveççe dilinin bu dönemde gelişmesinde bunun bir etken olduğu düşünülür.Medvetandet om att norska var ett eget språk började också växa.
Zamanla bu resimlerin gelişmesiyle ideografik yazı şekli ortaya çıktı.Med tiden har denna form av fotografi utvecklat sin egen estetik.
Bu gelişmeler, Uzay Yarışı'nın başlangıcı sayılmaktadır.Denna händelse var startskottet på rymdkapplöpningen.
Muk daha fazla gelişmez.Utvecklas ej mer.
Bu tarihten sonra şehir gelişmeye başlamıştır.Sedan dess har staden upplevt tillväxt.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.Sjukdomen är cirka fem gånger så vanlig i utvecklingsländer jämfört med industriländer.
"Türk dillerinin tarihsel gelişme sorunları"."Nya perspektiv inom nordisk språkhistoria.
1980’li yıllarla beraber LNG sektöründe gelişme görülür.Från 1980 används endast syrgasprocessens LD-konverter för färskning.
Türkiye'de kaykay sporu tarihi boyunca hiç gelişmemiştir.Den rashygieniska forskningen fick aldrig något genombrott i Finland.