gelişme ile cümle

gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Uluslararası Gelişme Araştırma Merkezi.مركز بحوث التنمية الدولية.
Arıcılıkta da artış ve gelişme gözlenmektedir.بالإضافة إلى ذلك سيكون هناك المزيد من البحث والتطوير.
Ancak bu gelişme bile, Şam'da büyük tepkiyle karşılandı.لكن حدث ردا فعل كبير في الشام على الرغم من هذا التطور.
Konkurhipik, uluslararası bir spor olarak son yıllarda büyük bir gelişme göstermiştir.حاول والد اللاعب أكثر من مرة خلال السنوات الأربع الماضية..
Seviye 3, şimdilik gelişme aşamasındadır.حاليا الـ أم 1 أيه 3 تحت التطوير.
Yol haritalarının ortaya çıkması aynı zamanda toplu taşımacılık altyapısının da gelişmesine yardımcı olur.وفي نفس الوقت كان ظهور خارطة الطريق تساعد أيضاً في تطوير البنية التحتية للنقل العام.
Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.تعد منهجية سلسلة الأحداث التقدم التالي بعد طريقة المسار الحرج وإدارة مشروع السلسلة الحرجة.
Bununla birlikte bu evrim bir ilerleme ya da gelişmeye işaret etmez.بيد أن هذا لا يفسر العرض أو نسبة الارتفاع.
Görme duyuları pek gelişmemiştir.لم تعمل نظرة الرائحة بالشكل المطلوب.
Bu gelişmeler sonucu Alman sivil halktan şehrin bombalanması için istekler geldi.تعود سوء سوء سمعة هذا الصدام للتدمير الذي ألحقه الألمان بالمدينة.
Bütün bu gelişmeler üzerine, Amerikan Kongresi 6 Nisan 1917'de Almanya'ya savaş ilan etti.وقد أعلن الكونغرس الأمريكي هذا في 6 أبريل 1917.
İlkin ve ikincil ağızlılar arasındaki ana fark embriyo gelişmesi sırasında ortaya çıkar.التمييز الأساسي بين أوليات الفم وثانويات الفم يتم في عملية التطور الجنيني.
İşte bu gelişme Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinde sorunlara yol açmıştı.في ذلك الوقت كان يعتقد أن هذا الحدث قد يسبب صعوبات للعلاقات الكندية السعودية.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.غير أن هذه التفسيرات لا تعكس توافق الآراء الذي تم التوصل إليه في المؤتمر.
Ancak gelişmeler yeni reformların yapılmasını gerekli kıldı.استلزم نمو الطائفة إجراء المزيد من التغييرات.
Antalya'da inanç turizmi gelişme gösteren bir turizm koludur.أما عن السياحة الدينية في أنطاليا فهى تعد ذراع السياحة الذى شهد تطور باهر.
Bu olay köylünün kalkınmasında ve gelişmesinde yeni bir başlangıç olmuştur.لقد كان هذا سببا مهما في نمو وتطور المدينة وتوسعها.
Bu etkililik Oğuzca açısından da aynı yönde bir gelişme yaratmıştır.من ذلك المفهوم فقط يخلق الابن في الحقيقة.
Bu gelişme, halk arasında ilgi uyanmasına ve fotoğrafın yaygınlaşmasına yarar.أليس من وظيفة الإعلام تعميق الشعور بالوطن، وبث مشاعر ضرورة الوحدة؟..
Ancak bu gelişme öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlandı.والعلاقات ما بين البلدين قائمة في المقام الأول على العلاقات الاقتصادية.
Bu da fotovoltaik gelişmelerin ağaçlarla veya diğer engellerle gölgelenemeyecek olmasını belirtmektedir.والهدف من ذلك هو تجنب سقوط الشجرة على شجرة أو عقبة أخرى.
Bu gelişmelerin üzerine Karşıyaka ile sözleşme imzalamıştır.يصادق أحد التواقيع على المطور.
"Samsun'da Sanayi Faaliyetlerinin Dağılışı, Gelişme Alanları ve Başlıca Sorunları"."بحث الأوضاع الاقتصادية الصعبة في سلفيت وسبل النهوض بها".
Kemal Tahir'in köyü konu edinen romanları ve köydeki gelişmelerin geniş bir panoramasını verdi.وكتب كمال طاهر روايات عن القرى وقدم بانوراما واسعة لتنمية وتطوير القرى.
Bu atölyeler kentin gelişmesinde büyük rol üstlendi.كان الملك مهتما بشدة بتطوير المدينة.
Sanayi faaliyetleri pek gelişmemiştir.فشل النشاط الرحمي في التقدم كفاية.
İkinci gelişme ise, 1991 Ekiminde Madrid Konferansıyla başlayan barış süreci oldu.وجاء الاتفاق بعد مفاوضات بدأت في العام 1991 في ما عرف بمؤتمر مدريد.
O, İngilizcesinde az gelişme yaptı.عمل تقدم قليل بالغة الإنكيزية
Tohum, döllenmeden sonra tohum taslağının gelişmesiyle meydana gelir.A semente deve ser semeada logo que amadurece.
Olasılıkların bilimsel incelenmesi bir modern gelişmedir.O estudo científico da probabilidade é um desenvolvimento moderno.
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.A natureza violenta do esporte em crescimento atraiu a atenção de autoridades dos Estados Unidos.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.De formas de desenvolvimento das forças produtivas, estas relações se convertem em obstáculos a elas.
Ülke yenilik ve ticaret özgürlüğü gibi alanlarda son zamanlarda önemli gelişmeler kaydetmiştir.O país fez melhorias substanciais recentemente em áreas como inovação e liberdade comercial.
NATO'nun komuta yapısı Soğuk Savaş boyunca ve bunun sonrasında gelişme gösterdi.A estrutura de comando da OTAN evoluiu durante a Guerra Fria e no período posterior.
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.Durante a era comunista, o desenvolvimento industrial acelerou significativamente.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.Ou a salvação é pelas boas obras ou pela graça (perdão).
Eğer dişler yaklaşık olarak bu zamanlarda gelişmeye başlamamışsa, hiç gelişmeyecektir.Se os dentes não começarem a se desenvolver nessas semanas, eles não irão se desenvolver ao todo.
Gelişim biyolojisi, organizmaların büyüyüp gelişmesini inceler.A biologia do desenvolvimento estuda o processo pelo qual os organismos crescem e se desenvolvem.
Benzer gelişmeler Litvanya'da da gerçekleşti.Um desenvolvimento semelhante aconteceu na Lituânia.
Bir çifte füg sıklıkla aynı anda gelişme gösteren iki konuya sahip olur.Uma fuga dupla tem dois sujeitos que muitas vezes são desenvolvidos simultaneamente.
Yirminci yüzyılda yıldızların bilimsel incelemesi alanında hızlı gelişmeler yaşandı.O século XX viu avanços cada vez mais rápidos no estudo científico das estrelas.
Antakya'da gelişmekte olan bir avukatlık okulu vardı, oraya girdi ve ünlü oldu.Havia naquele tempo um florescente colégio de advogados em Antioquia, que ele ingressou e se tornou famoso.
Süreçtir: Süregelen bir gelişmeyi sağlar.A Meta: Um Processo de Melhoria Contínua.
Fritz Mackensen'in verdiği dersler başlangıçta Paula'nın yeteneğinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.As aulas de Fritz Mackensen foram de ajuda para o início de Paula Becker e para a expansão do seu talento.
Olayların bu şekilde gelişmesi, Eylül 1944'te Budapeşte saldırısını beraberinde getirdi.Foi no âmbito desses eventos a ocorre a Ofensiva de Budapeste em setembro de 1944.
Ekonomik ve sosyal gelişme de dikkate değerdi.O desenvolvimento econômico e social foi notável.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.O MPEG-4 é ainda um padrão em desenvolvimento e está dividido em várias partes.
İki ülke arasındaki ilişkiler, ağırlıklı olarak 2010 yılından sonra gelişmeye başlamıştır.As relações entre as duas nações têm aumentado de forma constante, especialmente depois de 2010.
Ancak, genetik alanlarda gelişmeler devam edince bu görüşler daha az savunulur olmaya başladılar.No entanto, à medida que o campo da genética se desenvolvia, essas visões se tornavam mais difíceis de manter.
Buna karşın, progresif metal 1980'lerin ortasına kadar ayrı bir tür olarak gelişmemiştir.Mas o Metal Progressivo não desenvolveu seu próprio gênero antes da segunda metade da década de 1980.
Aynı şekilde akademik kriptanaliz yöntemlerinin gelişmesini de etkilemiştir.Da mesma forma, influenciou o desenvolvimento acadêmico dos ataques de criptoanálise.
Pers ile barış yaptıktan sonra, Balkanlara asker gönderme yaparak bu gelişmeyi hızlandırdı.Após a paz com a Pérsia, ele acelerou seus planos deslocando tropas para os Bálcãs.
Büyük Herod, kendini şehrin güzelleşip gelişmesine adadı.Herodes o Grande, como ele era conhecido, dedicou-se a desenvolver e embelezar a cidade.
Önemli fiziksel ve matematiksel gelişmeler Çin de ve Hindistan biliminde görüldü.Tradições físicas e matemáticas importantes também existiam nas antigas ciências chinesas e indianas.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.O projeto se desenvolve em três pavimentos.
Turizm açısından fazla gelişmemiştir.O turismo não está bem desenvolvido.
Birçok teknolojik gelişme, köprünün tasarım ve testinin bir parçasıydı. ^ StructuraeMuitos foram os avanços tecnológicos para a concepção e ensaio da ponte.
Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır.Até que um evento muda completamente a vida destas três pessoas.
Pragmamx sürekli olarak hataları giderilerek ve yeni özellikler eklenerek gelişmektedir.O Miniconomy ainda está se desenvolvendo e implementando novas características regularmente.
Diğer gelişmekte olan ülkeler ise az ya da hiç gelişme gösteremediler.Outras regiões conheceram poucas ou nenhumas melhorias.

İlgili Sayfalar