gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"TSK'nın Afrin'deki harekatından gelişmeler".Legami della CIA con la droga in Afghanistan?.
Hayvancılık ise fazla gelişmemiştir.L'allevamento è poco sviluppato.
Süperlens araştırmasında iki gelişme, 2008 yılında rapor edilmiştir.I due relitti sono stati individuati durante una campagna di ricerca nel 2008.
Bu fakültede araştırma kültürü gittikçe gelişmektedir.Lo studio della genetica sta assumendo progressivamente maggior rilevanza.
Teknoloji alanındaki gelişmeler toplumsal yaşamda önemli değişikliklere yol açmıştır.Le nuove tecnologie dell'informazione stanno provocando dei cambiamenti nell'organizzazione sociale.
Sezonun en önemli gelişmesi ise futbol dışı bir olaydı.La stagione venne inoltre caratterizzata da un evento extra-calcistico.
Ağır killi topraklardır ve profilleri iyi gelişmemiştir.I processi spinosi sono relativamente lunghi e gli epifisi non sono ben sviluppati.
Gelişme bölümü bir paragraftan fazla olabilir.In teoria un distretto può ricevere più di un seggio compensativo.
Bu gelişme elektrikli telgrafın yapımını mümkün kıldı.Quest'ultima scoperta ha reso fattibile la creazione del telegrafo.
Ne var ki profesyonel boks fazla bir gelişme göstermedi.La campagna di boicottaggio non sembra aver riscontrato un grande successo.
Son Yıllarda teknolojinin gelişmesi ile mahallede bazı evlerde internet de bulunmaktadır.Durante il miglioramento della tecnologia in quasi tutti i settori.
Daha sonraki gelişmelerde, ev yapımı vardır.Nel frattempo, ci sono novità nella residenza.
Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.Egli promosse il miglioramento dell'economia nel suo paese.
Eurodance yapımları, trance unsurlarıyla birleşerek modernize olup gelişmeye devam etmektedir.La produzione eurodance continua ad evolversi con uno stile più moderno.
Sahnede bulunan herkes olayların böyle acayip gelişmesini eğlenceli bulmaktadırler.Per fortuna, tutti credono la vicenda uno show molto realistico.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Noi utilizziamo bioenergia per muoverci, pensare e crescere.
Bu süreçte yaşanan gelişmeler Ruandalı Azizler Günü olarak adlandırılmıştır.Anticamente questa serie di processioni avvenivano la mattina del sabato Santo.
Ayrıca bazı teknik sorunlar projenin gelişmesini yavaşlattı.La vettura riscontra alcuni problemi tecnici, che ne rallentano lo sviluppo.
Bisiklet, iki tekerlekli bisikletin gelişmesi sonucunda ortaya çıkmış bir spor dalıdır.La storia della bicicletta riguarda due secoli di sviluppo del mezzo di trasporto della bicicletta.
1860'ta önemli gelişme Dr. Antonio Pacinotti tarafından yapıldı.Lo stesso obiettivo fu raggiunto nel 1890 da Anthony Caminetti.
Ne sulamada, ne toprak işlemede, ne de hayvan bakımında hiçbir gelişme kaydedilmedi.Né l'irrigazione, né il miglioramento del suolo, né zootecnia videro notevoli progressi.
AIME petrol bölümü sonraki otuz yıl boyunca gelişmesine devam etmiştir.Il Pathéchrome continuò la produzione per tutti gli anni trenta.
Selçuklu ve Osmanlılar döneminde bu tür silahlarda büyük gelişmeler kaydedildi.Durante il medioevo ed il rinascimento sono esistite armi molto simili al gunblade.
Yaşanan gelişmeler üzerine Mübarek depresyona girmiştir.Sviluppa così un atteggiamento depressivo.
Bu gelişmelerin sonucunda teknolojide büyük ilerlemeler olmuştur.Utilizzando questa tecnica sono stati ottenuti risultati straordinari.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.I primi tempi furono difficili dal punto di vista finanziario ed organizzativo.
17. yüzyıl felsefelerinde bu gelişmelerin etkilerini ve yeni epistemolojik katkıları görmek mümkündür.Il XVII secolo vide la comparsa di nuovi supporti e nuove tecniche pittoriche.
1721 de ise saatin gelişmesi için güzel şeyler oluyordu.Fra il 1712 e il 1714, inoltre, negli interni fu realizzata la volta.
İklim her zaman tarımın gelişmesini etkilemiştir.Климат всегда влияет на развитие сельского хозяйства.
Gelişmekte olan ülkelerde basit bir köy tuvaletinin maliyeti tipik olarak 25 ila 60 Amerikan Dolarıdır.В развивающихся странах стоимость простого ямного туалета обычно составляет от 25 до 60 долларов США.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Двор остался доволен таким развитием событий.
İsrail hükümeti 1979 ve 1982 yılları arasında yedi adet gelişme kasabası kurdu.Израильское правительство построило для бедуинов между 1979 и 1982 годами семь «городов развития».
1967 yılında kurulan Ulm Üniversitesi şehrin gelişmesine önemli bir katkı sağlamıştır.В 1967 году был основан Ульмский университет, оказавший очевидное влияние на развитие города.
Hemen ilk takıma girmeyi başardı ve takımın Ligue 2 bünyesinde gelişmesindeki en önemli faktördü.Он быстро попал в первую команду и был основной частью их прогресса в Лиге 2.
Erdoğan, bu gelişme üzerine de "gereği yapılır, yapıldığı zaman görürsünüz" dedi.Шоу ответил: «А если посмотрят на тебя, то подумают, что ты его устроил».
1960’larda, Technion, Afrika ve Asya gibi gelişmekte olan ülkelerden yüzlerce öğrenciye kapılarını açtı.Технион открывает свои двери для сотен студентов из развивающихся стран Африки и Азии.
Ama Lorenzo Priuli bu gelişmeleri göremeden 17 Ağustos 1559'da 69 yaşında iken vefat etti.Но Лоренцо Приули уже не увидел этих событий, ибо 17 августа 1559 года он умер в возрасте 70 лет.
Yüzünün yarısı ve elleri tam olarak gelişmemiştir.Его лицо обезображено, одной руки нет.
Göçebe hayat tarzı birçok uzun ömürlü yiyecek çeşidinin gelişmesine neden olmuştur.Кочевой образ жизни привёл к формированию широкого ряда продуктов длительного хранения.
Bu arada İmparatorlukta da gelişmeler yaşanıyordu.Одновременно преобразования продолжались и в княжествах.
"Yaratıcı gelişmede kurum yönetim" monografisinin, 30'den fazla bilimsel makalenin yazarıdır.Автор монографии «Корпоративное управление инновационным развитием», более 30 научных статей.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.Производственные отношения из форм развития производительных сил становятся их тормозом, их оковами.
Rusya’daki gelişmeleri takip etmeyi de ihmal etmez.Стараются не отставать от мировых тенденций и в России.
Ekonominin gelişmesinin temel dinamiği insan sermayesi ve yarattığı yeniliklerdir.Главными драйверами роста и развития экономики являются человеческий капитал и порождаемые им инновации.
Akdeniz dışında kuzeyde de benzer gelişmeler yaşandı.Похожим образом развивались события и на севере.
Hayvancılık gelişmemiştir.Животноводство — не развито.
Bu tekstil endüstrisinde büyük gelişme sağladı.Все это дало большой импульс к развитию текстильной промышленности.
Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.Это сказалось на улучшении экономики страны.
Marks’ın cihazı Bailey’in cihazının etkinliği ile karşılaştırıldığında önemli gelişmeler gösteriyordu.Устройство Маркса показало существенные улучшения эффективности по сравнению с устройством Бейли.
Gerçek gelişme zamanı, sadece 2003 Irak işgalinden sonra devam etti.Дальнейшее развитие аэропорта происходило только после вторжения в Ирак в 2003 году.
Son zamanlarda ildeki turizm sektörü de gelişmektedir.В последнее время начинает развиваться туристическая отрасль.
1920'li yıllar büyük bir gelişme dönemi oldu.1920-е годы стали периодом быстрого роста.
Bu gelişme Güney Kore'nin dış borç seviyesini azaltmaya başlamasına imkan tanımıştır.Такое бурное развитие помогло Южной Корее сократить свой внешний долг.
Olaylar hızla gelişmeye başlıyor.Тем временем события начинают стремительно развиваться.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.В летние месяцы развит экотуризм.
Bir gelişmemiş hâli Metapod'tır.Это совершенно ложная метафора.
Gelişme metamorfozsuzdur.Развитие происходит без метаморфоза.
Modern gelişmeler bölümü).Современные исследования).
Sonraki gelişmeler 1910'lu yıllarda limanı daha da geliştirdi.Дальнейшие работы по улучшению портового оборудования продолжались и в 1910-е.
Bu ekip, çok güçlü olmayan ve gelişmemiş bir ekip.Новая команда очень молода и плохо подготовлена.