gelişme ile cümle

gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Folk metal, 1990'lı yıllarda Avrupa'da gelişmeye başlayan bir heavy metal alttarzıdır.El folk metal es un subgénero del heavy metal desarrollado principalmente en Europa a partir de 1990.
Bu alanda sürekli yeni girişimler ve gelişmeler olmaktadır.Espero ansioso nuevos procesos y nuevos desarrollos.
Bu olumsuz gelişme halen devam etmektedir.Esta tendencia negativa se ha mantenido hasta la actualidad.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.MPEG-4 es todavía un estándar en desarrollo y se divide en un número de piezas.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.El esmalte desarrollado contiene alrededor de 30% de proteína, y el 90% de este son amelogeninas.
Elektronik ölçümler 1948'de başladı ve 1970'lerin başlarına kadar gelişmeye devam etti.Las mediciones electrónicas comenzaron en 1948 y mejoraron aún más a principios de los años setenta.
Olayların bu şekilde gelişmesi, Eylül 1944'te Budapeşte saldırısını beraberinde getirdi.Fue en el contexto de estos eventos que la ofensiva de Budapest tuvo lugar en septiembre de 1944.
Bu yenilikler Sheffield'in bir sanayi kenti olarak hızla büyüyüp gelişmesine yol açtı.Estas innovaciones estimularon el crecimiento de Sheffield como una ciudad industrial.
Progress (Прогресс) "ilerleme, gelişme" anlamına gelir.Progress significa "progreso".
Katılımcılar, en son ürün ve gelişmelerini halka sunma fırsatı sunuyor.Ofrece a los expositores la oportunidad de presentar sus productos y desarrollos más modernos al público.
Bu iki keşif, denizcilik sektöründe gelmiş geçmiş en önemli gelişmeler olarak kabul edilmektedir.Ambas innovaciones siendo consideradas como las más importantes jamás hechas en el sector náutico.
Gerçek gelişme zamanı, sadece 2003 Irak işgalinden sonra devam etti.El actual desarrollo del aeropuerto sólo pudo iniciarse tras la Invasión de Iraq de 2003.
1971 yılında Gelişme Partisinden Althing'e (İzlanda Parlamentosu) seçildi.Fue electo para el Althing (Parlamento) por el Partido Progresista en 1971.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Se estructura en torno a tres áreas temáticas.
Şing Mun Nehri'nin su kalitesi 1993'ten beri Su Kalite İndeksi açısından kötüden iyiye gelişme göstermiştir.La calidad del agua del río, sin embargo, ha ido mejorando considerablemente desde 1993.
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Nivel 3: Es quizás una de las transformaciones más aterradoras, en comparación a cualquier etapa previa.
Yüzünün yarısı ve elleri tam olarak gelişmemiştir.Solamente su cara, su cuello y sus manos no están tatuados.
Gelişmiş ülke, böylece sosyalizmi kuracak ve gelişmemiş ülkelerin de aynı şeyi yapmasına yardım edecektir.El país desarrollado establece el Socialismo y ayuda al subdesarrollado a hacer lo mismo.
Teknik gelişmelere uyum sağlamak.Se acepta la modernidad técnica.
Uluslararası Gelişme Araştırma Merkezi.Centro Internacional de Investigaciones para el Desarrollo.
Petrol rafinerilerinin gelişmesi her geçen gün petrol üretimini artırmaktadır.Cada refinería aumenta el nivel máximo de recolección de petróleo.
Avrupa ise hiç görülmedik bir sanayi gelişmesi yaşanıyordu.Hitler inició la mayor expansión de producción industrial nunca vista en Alemania.
Doğu Avrupa’da Demir Çağı MÖ 1. bin başlarında gelişmeye başlamıştır.La Edad del Hierro empezó en Europa oriental a principios del primer milenio a.
Larvaların çoğu gelişme dönemlerinde kuş pisliğine benzerler.Muchas de las larvas se parecen al excremento de aves.
Onun zamanı sanatsal gelişme çağıydı.Esta fue especialmente la época de desarrollo artístico.
Bu zamana kadar Roma deniz taktikleri de gelişme göstermişti.Para entonces, las tácticas navales de la República romana habían mejorado mucho.
Şihenze'yi çevreleyen çiftlikler şehrin gelişmesine çok katkıları olmuştur.Las granjas alrededor de Shihezi promovieron el desarrollo de la ciudad.
Ancak durum Szass'ın planladığı gibi gelişmedi.El resultado es negativo, tal como Santos se lo suponía.
Gelişim biyolojisi, organizmaların büyüyüp gelişmesini inceler.La biología del desarrollo estudia el proceso por el que los organismos crecen y se desarrollan.
Proje birçok gelişmeye yol açmıştır.Esto ha posibilitado la ejecución de numerosos proyectos de desarrollo.
Teknik gelişmeler sayesinde, saatlerin mekanizmalarınıda küçültmek imkânı doğdu.Su declive se debió al avance de los relojes mecánicos.
Bu dönemde Çin'in yıllık büyümesi, kültürel gelişme bir tarafa konulacak olursa, %4 - 9 arasındadır.Durante este periodo, China tuvo un crecimiento interanual en el PNB de entre el 4 y el 9 %.
İlk başlarda yeni gelişme yavaşladı.Su desarrollo al principio fue más bien lento.
San Francisco Limanı'nın gelişmesi ile şehir bir ticaret merkezi haline geldi.El desarrollo del puerto de San Francisco proporcionó a la ciudad un importante estatus como centro comercial.
Çağdaş dönemde bilim, siyaset, savaş, teknoloji ile küreselleşme alanında pek çok gelişme oldu.Indudablemente, ciencia, tecnología, y guerra, en más de una ocasión se han desarrollado juntos.
Fakat gelecekteki gelişmeler, yanılmış olduğunu ortaya koyacaktı.El destino le mostrará que estaba equivocado.
İnsani Gelişme Endeksi 0,831 (yüksek); bu Malezya ile neredeyse aynı seviyededir.Su Índice de Desarrollo Humano (IDH) es 0,813, considerado alto en relación con el estado.
Vicenza şehri XX. yüzyıl içinde gayet güçlü gelişme göstermiştir.Ñuñoa presenció grandes cambios durante el siglo XX.
Fakat devamlı gelişme hâlindedir.Todo se encuentra en un desarrollo permanente.
Bu gelişmeden sonra Stephanie tekrar iyi karakterli birisi oldu.Por supuesto, con lo que hizo Wes se vuelve incluso mejor.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.El emperador se mostró sumamente satisfecho ante su invento.
Bu gelişmelerin üstüne ligin köklü ekibi River Plate'e transfer oldu.Fue en este equipo donde marcó su único gol, contra la reserva de River Plate.
Çözünürlük bağımsızlığının erken gelişmesi.Comienzo de desarrollo de independencia de resolución.
Bu gelişme Hippokrates ile doruğa ulaştı.Esta respuesta satisface a Hipias.
Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde sıklığı gelişmiş ülkelere göre daha düşüktür.De igual forma, los países son menos religiosos conforme aumenta su prosperidad.
Konunun gelişme ve çatışma(conflict) noktaları belirlenir.Presentación del obstáculo o materia del conflicto.
Bu araştırmalar, uzun vadeli gelişmeye yönelik düzenlemeler için tahsis edilecek.Dicha investigación va a estar enmarcada en políticas de desarrollo duradero.
Nitrojen yoksunluğunda, gametler gelişmeye başlar.Sin el ionizador, los glaciares comienzan a avanzar.
Ayrıca bu gelişmenin Mezopotamya'daki Ubaid Dönemi'nin bitmesine katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.También se cree que este evento contribuyó al final del Período de El Obeid en Mesopotamia.
Ragtime müzik türünün gelişmesinde önemli katlıları vardır.En la música de Krenek hay gran variedad de estilos.
1990 sonrasında yaylacılıkta önemli gelişmeler oluşmuştur.Desde 1990 se han realizado grandes mejoras a la infraestructura.
Bu gelişmeye karşı güçsüz kalan tanrılar onlar arkasından bakakalırlar.Oh Dios, que gran tesoro das a aquellos que esperan en Ti.
Süreçtir: Süregelen bir gelişmeyi sağlar.MILAGRO: Permite una transformación importante.
Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır.Allí comenzarán a desatarse importantes acontecimientos que cambiarán la vida de todos.
Tristörler güç elektroniğinin gelişmesinde çok önemli rol oynamıştır.Desempeñó un rol importante en el desarrollo del electromagnetismo.
Sistemlerden yararlanma ve verimlilik gelişmeleri çoğunlukla %10-20’lik bir fayda artışı sağlar.En ingeniería a veces es admisible prever un incremento 10-20% del rendimiento mediante mejoras en el diseño.
Gelişme metamorfozsuzdur.Su evolución es meteórica.
Tıbbî gelişme de tropikal hastalıklar için ilâçları geliştirmiştir.Los avances médicos también fueron de importancia, en especial las medicinas para enfermedades tropicales.
Bu sürecin hızlı gelişme göstermesi dış ortamın basıncına ve yoğunluğuna bağlıdır.La velocidad de expansión depende de la densidad y presión del medio externo.
Mezopotamya'da yer alan şehirler günümüzde sürekli gelişmektedir.La ciudad de Tegucigalpa, se encuentra en constante crecimiento.

İlgili Sayfalar