gelişen ile cümle
gelişen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu da SSCB'de ve Macaristan'da, Gorbachev döneminde gelişen reformcu yapının oluşumunun önüne geçiyordu.Isso evitou o surgimento do comunismo reformista da era Gorbachev encontrado na Hungria ou na União Soviética.
Çiftin kızları Maybelle, altıncı doğum gününden sonra gelişen bir kanserle bir yıl içinde vefat eder.Ze krijgen een dochter Maybelle, die na haar zesde verjaardag kanker krijgt, en binnen het jaar sterft.
Sacks, 2006 yılında sağ gözünde gelişen kanserden dolayı radyoterapi görmüştür.Artsen constateerden in 1998 kanker in het rechteronderbeen van Smits.
18. yüzyılda kentte hızla gelişen bira sanayii iktisadı canlandırdı.In de loop van de 20e eeuw is interesse in bier in Frankrijk snel afgenomen.
Film, ilk filmden yirmi yıl sonrasında gelişen olayları konu alır.De film begint 23 jaar na de gebeurtenissen uit de eerste film.
Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır.Door allerlei vooroordelen worden de misverstanden alsmaar groter…
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Imperialdramon, Paildramondan gelişen Son seviye Digimon.De Kebaracultuur vertegenwoordigt de laatste fase van het Laatpaleolithicum in de Levant.
Aynı zamanda TGRT Haber spikeri olarak gelişen olayları aktarmıştır.Trevor zamieszczał tam też informacje o tym, jak zespół się rozwija.
Çiftin kızları Maybelle, altıncı doğum gününden sonra gelişen bir kanserle bir yıl içinde vefat eder.Para ma córkę, Maybelle, która w wieku sześciu lat zachorowała na raka.
Ancak aradan geçen zaman ve hızla gelişen teknoloji yüzünden bir daha zamanın gereksinimlerini karşılayamadı.Ale przed swoją naturą, i przeszłością, nie jest w stanie długo uciekać.
Oyun boyunca gelişen olaylardan sorumlu olan kişi.W czasie gry mają miejsce wydarzenia wpływające na przebieg gry.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.W 1869 roku przeniosła się z matką i siostrą do Birmingham w stanie Alabama.
Kasabada gelişen hafif sanayi tesisleri tüm ülke için önemli olmaktaydı.Utrzymanie tej reduty miało kapitalne znaczenie dla całej Wielkiej Armii.
Bu dönemde oldukça gelişen şehir en parlak dönemlerini yaşadı.Był to również okres największej świetności miasta, które znacznie wówczas rozbudowano.
Etrafında gelişen kasaba da Marienburg ismini almıştır.Staden som uppstod nära borgen blev även den känd som Marienburg.
1982 ve 1983 yıllarının Mayıs aylarında gelişen teknolojilerle ilgili iki festivale sponsorluk yapar.I maj 1982 och 1983 sponsrade Wozniak två festivaler ägnade åt ny teknik.
6 sigma’dan ayrı ve gelişen bir işletme süreç yönetim metodolojisini tanımlar.Sex Sigma delar mycket med managementstrategin totalkvalitet.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.1899 flyttade hon med sin änkemor och syster till Birmingham, Alabama.
Günümüzde Saraybosna, bölgenin en hızlı gelişen şehirlerinden birisidir.Huvudstaden Sarajevo är en av de snabbast växande städerna i regionen.
Hinduizm sonradan gelişen bir kavramdır.Tornen är en senare uppfinning.
Kuduro (ya da kuduru) 1980'lerin sonunda Angola'da gelişen bir müzik türüdür.Kuduro (eller kuduru) är en typ av musik och dans som ursprungligen utvecklades i Angola på 1980-talet.
Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır."Musiken vi har skapat tillsammans är banbrytande.
Kapalı toplum anlayışı, gelişen Dünya’ya ayak uyduramamıştır.Mänsklig tankeverksamhet leder inte till närhet till Gud.
Bu dalın konusu ışıma altında gelişen yeni kimyasal tepkimelerin incelenmesidir.Listan sväller hela tiden alltefter det nya farliga kemikalier ser dagens ljus.
1980'lerin başlarından ortalarına kadar gelişen Alman heavy/speed/power metal akımının bir parçası olmuştur.Grave Digger är ett tyskt speed-/power-/heavy metal-band som bildades i början av 1980-talet.
Gelişen felsefi yön, mantıksal pozitivizm veya mantıksal deneycilik olarak adlandırıldı.Den filosofiska riktning som utvecklades kom att kallas logisk positivism eller logisk empirism.
Bundan sonra gelişen olaylar hakkında kaynaklar farklı bilgiler vermektedir.Про те, що відбувалося далі, джерела подають різну інформацію.
Film, ilk filmden yirmi yıl sonrasında gelişen olayları konu alır.Події розгортаються через 20 років після подій першого фільму.
Gambas, çok hızlı gelişen bir programlama dilidir.Гаскель є сильно типізованою мовою програмування.
Oyun konusuna halk göre bölgede gelişen çatışmalar hakkında ilk kez alakadar olmuştur.Значення цієї комісії у тому, що вперше почалися громадські дебати стосовно становища Іспанії.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.В червні португальська міліція завдала серйозної шкоди іспанським лініям постачання.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.V roce 1889 se přestěhovala se svou ovdovělou matkou a sestrou do do vzkvétající města Birmingham v Alabamě.
Gelişen ilaç sanayisi ve tıp fareleri insan yerine kobay olarak kullanmaktadır.Např. vyvíjený lék zkoušený na myši místo na člověku.
Çağdaş doğal hakların kökeni antik ve ortaçağ dönemlerinde gelişen doğal hukuk kuramına dayanıyor.V moderním mezinárodním právu vyjadřuje opak středověkého dobyvatelského práva.
Kamusal alanda gelişen diğer görüntü olgularında olduğu gibi, burada da bir ortaklık söz konusudur.Jako v předcházejícím obrazu, i zde je představena lidská řeč.
Askeri olarak çok gelişen Kuman Devleti'nde Başbuğlar, ordu için çok büyük önem teşkil etmekteydiler.Armádní sklady čs. armády je dostatečně zásobily po dlouhou dobu.
Gizemli bir cinayeti çözmeye çalışan iki dedektifin hayatı ve çevrelerinde gelişen olayları konu alıyor.Nyní se agenti vydávají rozluštit záhadu toho, co se kolem děje.
Buna rağmen gelişen Belarus’daki partizan kuvvetler 1942 yılının Kasım ayında 47 bin sayısına ulaşacaktır.În noiembrie 1942, efectivele partizanilor sovietici din Belarus se ridicau la aproximativ 47.000 de oameni.
Gelişen ülkelerde, başlıca yöntemler, kan nakilleri ve güvenli olmayan tıbbi prosedürlerdir.În țările în curs de dezvoltare, principalele căi sunt transfuzia de sânge și procedurile medicale nesigure.
Böylece umduğundan daha hızlı gelişen ilişkisinden kaçabilir.S-ar putea să ai nevoie de această îndemânare mult mai repede decât te aștepți.
Ancak gelişen hava teknolojisi ile daha yüksekten ve hızlı uçan uçaklara karşı etkilerini yitirdiler.Dezvoltarea tehnologică a produs avioane mai mari, mai rapide și mai durabile.
Dizinin genel konusu Leyla ile Mecnun arasındaki aşk ve bu karakterlerin etraflarında gelişen olaylardır.Acțiunea jocului se concentrează pe relația dintre Joel și Ellie, povestea dezvoltându-se în jurul lor.
Fakat bu bir ihtimal Kretase'de zamanında gelişen ankylosaurialar da olabilir.Ennek oka feltehetően a kréta korban szárazabbá vált éghajlat lehetett.
Çok göz çekici sütunlu bir zemin uzerinde gelişen süslü bir cephesi vardır.Egy nagyon szép felszíni túra lehet a víznyelő megtekintése.
Kübizm terimi I. Dünya Savaşı'ndan önceki yıllarda Paris'te gelişen bir resim akımını belirtir.Az ipari kikötő az első világháborút megelőző években nyerte el fésűre emlékeztető formáját.
Devlet sektörü gelişen teknolojiye ayak uyduramayabilir.Nem hitte, hogy Németországnak fejlett radartechnológiája lehet.
Artık aradaki kopukluk, gelişen yazlık tipi konut sektörüyle tamamlanmaktadır.A sorozat utolsó tagja, váltására elkészült a továbbfejlesztett Szojuz TMA típus.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Saksi-Coburg-Gotha nimi vaihdettiin sodan aikaisten saksalaisvastaisten tunteiden takia.
Kuduro (ya da kuduru) 1980'lerin sonunda Angola'da gelişen bir müzik türüdür.Kuduro (tai kuduru) on musiikin ja tanssin tyylilaji, joka kehittyi Angolassa 1980-luvulla.
Gelişimin özel doğası, gelişen kişinin özelliklerine bağlıdır.Niiden kehittyneisyys riippui lajista.
16. yüzyılda gelişen bir Fransız Sömürge İmparatorluğu kurulmuştu.Ranskan siirtomaavallan perusta luotiin 1600-luvulla.
Adanon en sağlam ve güçlü endüstrisi,1980'den bu yana gelişen balina avcılığıdır.Boomin suurin ja tunnetuin tapahtuma on Hämeenkadun Appro, jonka se on järjestänyt jo vuodesta 1982.
Daha sonra, Meletos ile soru cevap şeklinde gelişen diyaloga girer.Tämän jälkeen Meliton käy läpi pääsiäiseen liittyvän mysteerin rakenteen.
Bu ayaklanma sonucu gelişen olaylar halen devam etmektedir.Lopuksi kerrotaan enemmän kapinan etenemisestä.
Prostat kanseri erkek üreme sisteminde yer alan bir bez olan prostatta gelişen bir kanserdir.Eturauhasen syöpä on miehen eturauhasessa esiintyvä pahanlaatuinen kasvain.
Köy şu an bölgede en hızlı gelişen köylerin başında gelmekte.Η πόλη είναι σήμερα από τις πιο ταχύτατα αναπτυσσόμενες πόλεις της περιοχής.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Άλλαξε από Σαξονίας-Κόμπουρκ & Γκότα εξαιτίας του αντιγερμανικού αισθήματος κατά την διάρκεια του πολέμου.
Turizm Malakka'da gelişen bir sektördür.Turisme er en branche i fremgang i Botswana.
Böylece bu istasyon ismi gelişen kasabanın ismi olarak anılmaya başlandı.Man bestemte derfor, at den nye by skulle få sit navn derfra.