gelişen ile cümle
gelişen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Nüfus ve ekonomik anlamda Fransa genelinde en çok gelişen şehirdir.Lyon est, à l'échelle française et européenne, une des villes à la croissance la plus rapide.
Ovovivipar, yumurtaları vücut içerisinde gelişen hayvanlardır.La femelle est ovovivipare, l'éclosion des œufs se produisant à l'intérieur du corps.
Günümüzde Saraybosna, bölgenin en hızlı gelişen şehirlerinden birisidir.Sarajevo connaît aujourd'hui l'un des développements les plus rapides au monde.
Gelişen olaylardan sonra Jonathan Curtis olan ismini, Johnny Curtis olarak değiştirdi.Peu de temps après, Curtis est revenu sous son nom de ring de Johnny Curtis.
Ancak yeni gelişen düzen amacından sapacaktır.Il entend néanmoins respecter les nouveaux critères de développement durable.
Bundan sonra gelişenler hakkında çeşitli ve birbiriyle çelişkili anlatımlar vardır.Ensuite Nous les avons séparés et fait de l'eau toute chose vivante.
Bu durum yalnızca gelişen ülkenin dünya pazarını etkilediği durumlarda ortaya çıkar.Ce résultat n'est valable que si le pays en croissance est en mesure d'influencer les prix mondiaux.
Yeni yeni gelişen Roma'ya rakipti.C'est une nouvelle main tendue de Rome à ces derniers.
20. yüzyılda gelişen kent, günümüzde 5,000'lik bir nüfusa sahiptir.La ville va se développer rapidement et au XIIIe siècle, elle compte déjà 5 000 habitants.
Köyde ayrıca son dönelerde gelişen vişne üreticiliği de ekonomide önemli yer almaya başlamıştır.Ensuite, le vin qui a été jadis une production notable du département est en train de retrouver son lustre.
Radyoaktif fosforun hızlı gelişen kanser hücrelerinde yoğunlaştığını buldu.Encontró que el fósforo radiactivo se concentra en las células cancerosas de rápido crecimiento.
Gelişen olaylardan sonra Jonathan Curtis olan ismini, Johnny Curtis olarak değiştirdi.Poco después, Curtis se volvió a llamar Johnny Curtis.
Delilik modernizmle birlikte gelişen bir kavramdır.El logo es una mezcla de modernidad e historia.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.En 1889 se trasladó con su madre viuda y su hermana a la ciudad en pleno auge de Birmingham, Alabama.
Bu durum yalnızca gelişen ülkenin dünya pazarını etkilediği durumlarda ortaya çıkar.Dicho resultado es viable sólo si el país en crecimiento influencia los precios del mercado internacional.
Kısa bir sürede gelişen çalışmalarıyla adını tüm ülkede duyurdu.Poco después del evento su nombre se hizo muy conocida en muchos países.
Ana diziden uzaklaşıp gelişen, daha da aydınlık hale gelen yıldızlardır.Es la que mejor conserva su aspecto primitivo y de las más antiguas.
Etrafında gelişen kasaba da Marienburg ismini almıştır.La ciudad que creció alrededor de la misión también lleva el nombre de San Buenaventura.
İstenmeyen ve aniden gelişen olaylara büyük tepki gösterirler.Sudaciones repentinas y sin aparente causa.
Hızla gelişen şehir yaşamı, şehrin sınırlarını da büyütmektedir.La ciudad se desarrolla rápidamente, gracias también a su situación fronteriza.
Afrika'nın gelişen toplumlarını ele aldığı 1954 tarihli Black Power bunlardan biriydi.Una de ellas fue Poder negro (Black Power), de 1954, un comentario sobre las naciones emergentes de África.
Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır.El género de música utilizada en la danza no necesariamente llevará el mismo estilo.
Çok nadiren, kitaplarda gelişen olaylarla TV dizisinde gelişen olaylar biribiriyle çelişebiliyordu.De hecho, no es raro que en sus libros los acontecimientos ocurran en torno a los robots.
Gelişen uluslararası ilişkililerle beraber, insanların hukuki sorunları da artmaktadır.La cuestión de los derechos de los indígenas se asocia también con otros niveles de la lucha humana.
Nüfus ve ekonomik anlamda Fransa genelinde en çok gelişen şehirdir.En términos sociales, económicos y culturales es una de las comunas con mayor desarrollo de la ciudad.
Ancak sürekli gelişen teknoloji sürekli bir değişimide beraberinde getirmektedir.Pero el rápido cambio en estas tecnologías requiere en verdad una revisión constante del mismo.
Bu devirde ayrıca, Priştine’den gelişen bir isyan da söz konusu olmuştur.También es importante decir que en esta rebelión participó el clero.
İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyet'e geçişi ile başlayan edebi dönemdir.La historia escrita de Sudáfrica comienza con la llegada de los portugueses.
Sürekli gelişen bir doğal gaz endüstrisi vardır.Se espera un crecimiento continuo del sector de la energía renovable.
Batı etkisinde gelişen modern Türk edebiyatının şekillenmesi 1896 ve 1923 arasında da sürdü.La maggior parte delle radici della moderna letteratura turca vennero create tra gli anni 1896 e 1923.
Yaz devam ederken "Taliban'ın merkezinde" saldırılar da gelişen sıklıklarla arttı.Nel corso dell'estate, gli attacchi crebbero gradualmente di frequenza nel cuore del "territorio talebano".
Afrika'nın gelişen toplumlarını ele aldığı 1954 tarihli Black Power bunlardan biriydi.Una di queste, Black Power (1954), riguarda i popoli emergenti dell'Africa.
Gelişen teknoloji sayesinde çiftçiler tarlarının akış ve sulamasını kontrol etmelerine olanak sağladı.I miglioramenti nella tecnologia aiutarono i contadini a controllare il flusso di irrigazione delle risaie.
Gelişimin özel doğası, gelişen kişinin özelliklerine bağlıdır.Il loro livello di attività e sviluppo determina la personalità dell'individuo.
Babesiosis'te gelişen hemolitik anemi, şiddetli seyrettiğinde tedavide kısa vadede sonuç almak zorlaşır.La diuresi forzata alcalina sembra inutile nel caso di intossicazione da barbiturici a breve durata d'azione.
Çünkü; devamlı gelişen Digimonlar daha da değişti.Он возрастает вечно, но и вечно остаётся неизменным.
Etrafında gelişen kasaba da Marienburg ismini almıştır.Город, выросший рядом с замком, также стал известен как Мариенбург.
18. yüzyılda kentte hızla gelişen bira sanayii iktisadı canlandırdı.В XVIII веке в городе начало развиваться пивоварение.
Gelişen dünyada yeni liberal ekonomik akımlar yaygınlaştı.В новых исторических условиях проводилась либеральная экономическая политика.
Böylece umduğundan daha hızlı gelişen ilişkisinden kaçabilir.Оно наступит быстрее, чем вы думаете.
Gelişen teknolojiyle birlikte bilgisayar fiyatları da giderek düşmektedir.С развитием компьютерных технологий всё чаще возникала потребность в электронных платежах.
Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehirlerdendir.Один из наиболее быстрорастущих (в том числе экономически) городов Юго-Восточной Азии.
Film, ilk filmden yirmi yıl sonrasında gelişen olayları konu alır.События происходят спустя 20 лет после первого фильма.
Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehirlerdendir.تعتبر بانكوك واحدة من أسرع مدن جنوب شرق آسيا نمواً ونشطاً اقتصادياً.
Batı etkisinde gelişen modern Türk edebiyatının şekillenmesi 1896 ve 1923 arasında da sürdü.تشكلت معظم جذور الأدب التركي الحديث بين عامي 1896 و 1923.
Ancak yeni gelişen düzen amacından sapacaktır.فالنظام فيها ينتصر على التقدم.
II. Dünya Savaşı sırasında Akçahisar, Abaz Kupi adlı lider etrafında gelişen direnişin merkezi olmuştur.خلال الحرب العالمية الثانية كانت مركز أنشطة زعيم المقاومة أباز كوبي.
Bundan sonra gelişenler hakkında çeşitli ve birbiriyle çelişkili anlatımlar vardır.Depois disso, sucederam-se leituras diferentes, com uma repetição desta.
Gelişen olaylardan sonra Jonathan Curtis olan ismini, Johnny Curtis olarak değiştirdi.Logo depois, Jonathan Curtis modificou seu nome para Johnny Curtis.
Yaz devam ederken "Taliban'ın merkezinde" saldırılar da gelişen sıklıklarla arttı.À medida que o verão prosseguia, os ataques do Talibã aumentavam gradualmente em frequência.
Radyoaktif fosforun hızlı gelişen kanser hücrelerinde yoğunlaştığını buldu.Descobriu que os fósforos radioativos concentraram-se nas células do câncer de crescimento rápido.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Foi alterado de Saxe-Coburgo-Gota por causa do sentimento anti-germânico no Reino Unido.
Ovovivipar, yumurtaları vücut içerisinde gelişen hayvanlardır.São ovovivíparas (os ovos se desenvolvem dentro da mãe).
Oyun boyunca gelişen olaylardan sorumlu olan kişi.Ele era o responsável por debulhar todos os jogos que apareciam no programa.
Günümüzde Legnano ekonomisinde ticaret ve hizmet sektörü en büyük, hızla gelişen sektörlerdir.A indústria da assistência médica em Nashville é o empregador maior e de maior crescimento.
Delilik modernizmle birlikte gelişen bir kavramdır.São conceitos que precisamos amadurecer juntos.
Embriyodan gelişen bu meristematik yapı ise olgun bitkide kökleri oluşturmuş olur.É a parte do embrião da semente que irá de formar em raiz.
19. yüzyılda Leipzig Almanya ve Saksonya Krallığı içinde gelişen liberalleşme hareketini merkezi oldu.No século XIX, Angra constitui-se em centro e alma do movimento liberal em Portugal.
Altmışlı yıllardan itibaren gelişen âşıklar geleneğinde öne çıkmış ve ünlenmiştir.Há 118 anos, os amantes do futebol agradecem, emocionados.
Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır.De qualquer modo, para minimizar as incertezas, os modelos vêm sendo constantemente aperfeiçoados.