gelişen ile cümle

gelişen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yaptığımız şey burada üniversitede "Gelişen Dünyada Görüş Merkezi" oluşturmaktı.What we've done is to set up the Center for Vision in the Developing World here in the university.
Ve gelişen ağlar kültürel simgeler haline geldi.And advancing retes became cultural emblems.
Gelişen dünya mikrobu, trahom, körlüğe neden olur.The developing world bug, trachoma, causes blindness.
Bence gelisen Dunya'da gordugumuz... mali kriz Atlantik'in iki yani icin de gecerli.NF:
- Gelecekteki dünyanın nasıl görüneceği, gelişen, daha yeni teknolojilere bağlı olacaktır.- The appearance of the world of the future will be based upon the newer technologies that evolve.
Ve böylece karanlıkta ışıklı tomahawk benimle ilgili gelişen başladı söyleyerek.And so saying the lighted tomahawk began flourishing about me in the dark.
Gerçekten de dünyanın gelişen bölgelerine gittiğimde de kolanın ne kadar da bol olduğunu görüyorum.In fact, when I travel to the developing world, Coke feels ubiquitous.
Onlar gerçekten hayatın gelişen akışıyla birdirler.They are really one with the unfolding stream of life.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.And then you look at cities that evolved after the automobile, and it's not that kind of a pattern.
Son 20 yılda gelişen bilim bu görüşü tamamen tersine çevirdi.In the last 20 years, developmental science has completely overturned that picture.
Gelişen meyveye hiç zarar yok.No harm to the fruit set.
Bu insani özellikler, milyonlarca yıl boyunca yavaş yavaş gelişen özelliklerdir.The fossil record reveals a long and eventful parade of human ancestors.
Eski bakan Mısır'da gelişen olaylara atıfta bulunarak, "Neler olacağını göreceğiz." dedi."We will have to see how it will come out," he said, referring to the developing events in Egypt.
Gelişen Güvenlikle Birlikte Makedon Kayak Yamaçları Ziyaretçilerine Kavuşmaya BaşladıWith Security Improved, Visitors Return to Macedonian Ski Slopes
İstanbul'un gelişen caz sahnesine rağmen, festival dünya standartlarının gerisinde kalıyor.Despite Istanbul’s burgeoning jazz scene, its festival lags behind world standards.
Türkiye'de gelişen feminist hareketTurkey's evolving feminist movement
Ancak Sekerinska seçimlerin yaşanan gelişen olayları sert bir dille de eleştirdi.But she also sharply criticised the problems surrounding the vote.
Sonuç olarak Sırbistan, gelişen korsan materyal ticaretine uygun bir zemin haline geliyor.As a result, Serbia is home to a flourishing trade in pirated materials.
Geminasyon, gelişen dişin, iki eksik diş oluşturacak şekilde ikiye ayrılmasına denir.Gemination occurs when a developing tooth incompletely splits into the formation of two teeth.
Bir teoriye göre, dişin gelişen kökü dişi ağza iter.One theory proposes that the developing root of a tooth pushes it into the mouth.
Gelişen İşbirliğiDevelopment Cooperation
Natürmortlarının üçü, ışığı yönetmek için gelişen tarzını gösterir.A trio of still lifes shows his developing style for managing light.
Daha sonra gelişen belirtiler, safra yolu ve mide tıkanıklığı olabilir.Later, the symptoms may be that of biliary and stomach obstruction.
"Doxlama" kısa tarihi boyunca gelişen bir neologizmdir ."Doxing" is a neologism that has evolved over its brief history.
Otobiyografik bellek, yapıcıdır ve geçmişin gelişen bir süreci olarak yeniden yapılandırılmıştır.Autobiographical memory is constructive and reconstructed as an evolving process of history.
Gelişen petrol piyasasının bir sonucu olarak ulaştırma ve nakliye endüstrileri de büyüdü.Transportation and shipping industries also grew as a result of the expanding oil market.
Yüzlerce yıldır gelişen bir cebir okulu başlattı."He started a school of algebra which flourished for several hundreds of years".
Benzer şekilde kendo da, yüzyıllar boyunca gelişen birçok kenjutsu okulundan türemiştir.Kendo similarly derives from the many schools of kenjutsu that evolved over the centuries.
Skagen'de gelişen sanat ve edebiyat sahnesiyle ilişkilendirilmeye devam edecekti.He would continue to be associated with the developing art and literary scene at Skagen.
Cihaz, öncelikle gelişen marketler için geliştirilmiş bir girişi seviyesi cihazdır.It is a low-end device developed primarily for the emerging markets.
Gelişen Gesellschaft für Software und System Entwicklung mbH (Kaynak.The developing Gesellschaft für Software und System Entwicklung mbH (Lit.
Düşük rakımlı ve nemli topraklarda gelişen istilacı bir türdür.Chinese Mugwort shares the same habitat as Artemisia vulgaris, and both are very common.
Beyinde yaralanma veya hastalık sonucu gelişen lezyonlar nesne tanımayı zorlaştırır.Lesions on the brain that develop as a result of injury or illness impair object recognition.
Ülkelere göre gelişen disiplinlerDiscipline development by country
Azolla, erkek ve dişi sporların içinde gelişen mikroskobik erkek ve dişi gametofitlere sahiptir.Azolla has microscopic male and female gametophytes that develop inside the male and female spores.
Selakofobi veya galeofobi ise, köpekbalıklarına özel gelişen korkudur.[1]Selachophobia, or galeophobia, is the specific fear of sharks.[1]
Ukrayna folkloru, Ukrayna'da ve etnik Ukraynalılar arasında gelişen bir halk geleneğidir.Ukrainian folklore is the folk tradition which has developed in Ukraine and among ethnic Ukrainians.
Gelişen alanlardan biri ise, kuantum iletişimi ve kriptografidir.One area of development is in quantum communication and cryptography.
Puin, bunun sabit bir metnin aksine gelişen bir metni ima ettiğine inanıyordu. [1]Puin believed that this implied an evolving text as opposed to a fixed one.[41]
Bu birikintilere bazen volkanik kayaç içinde gelişen masif sülfit (VHMS) yatakları da denir.These deposits are also sometimes called volcanic-hosted massive sulfide (VHMS) deposits.
Çünkü; devamlı gelişen Digimonlar daha da değişti.Die Besitzer wechselten immer wieder.
Bunun üzerine Richard von Weizsäcker'in inisiyatifinde gelişen Junges Klangforum Mitte Europa kuruldu.Auf Initiative von Richard von Weizsäcker wurde daraufhin das Junge Klangforum Mitte Europa gegründet.
Gelişen ilaç sanayisi ve tıp fareleri insan yerine kobay olarak kullanmaktadır.Die Rinde und andere Pflanzenteile werden als Medizin genutzt.
Sosyal gelişen, toplumun kendi gelecekteki kontrolüne sahip olduğu algısını gerektirir.Der Dienst für die demokratische Gesellschaft sollte die Richtung seines zukünftigen Handelns bestimmen.
Kasabada gelişen hafif sanayi tesisleri tüm ülke için önemli olmaktaydı.Die Bedeutung des Bergbaus für die Entwicklung der gesamten Region war groß.
Gelişen olaylar doğrultusunda Celâl Bayar ise hem milletvekilliğinden hem de partiden istifa etmiştir.Um Schaden von seiner Partei abzuwenden, trat er vorübergehend aus Partei und Fraktion aus.
Bu değerlendirmeler üzerine, kendi kendine gelişen, toplumsal hak ve çıkar anlayışları belirlenir.Dies ist unter denen zu beobachten, die sich selbst höheren Geblüts zurechnen oder hochmütig sind.
2. Budist Ruhaniler Meclisi’nin (Buda’nın ölümünden yaklaşık 100 yıl sonra) devamında gelişen bir gelenektir.Die einen, die schon das Stadium des Buddhaseins erreicht haben (in der Regel 33 Jahre nach ihrem Tod).
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.Sie zog 1889 mit ihrer Mutter und ihrer Schwester in die florierende Stadt Birmingham (Alabama).
Sonuç olarak gelişen ilişkiler giderek himayeye dönüşmüştü.Die Ergebnisse zeigten, dass die Bereitschaft zu Beziehungen generell mit steigendem SES zunahm.
Gelişen teknolojiye yenik düşen bu sanat dalı günümüzde artık yapılmamaktadır.Heute ist dies aufgrund fortgeschrittener Technik nicht mehr erforderlich.
En önemli ve hızlı gelişen sanayı dalı ise Savaş Sanayisi'ydi.Erster und wichtigster Förderer der neuen Technologie war das Militär.
Tanksavar toplarının gelişen yapısı bu silahların hareket özellikleri düştü.Eine bauliche Unterscheidung der Geschütze entstand durch die Art der Transportmöglichkeiten.
Daha sonra gelişen olaylar sayesinde Mriganka adasına kaçmıştır.Aus steuerlichen Gründen zog er später auf die Isle of Man.
Demir işleme, özellikle 20. yüzyılda Laichingen'de gelişen ekonomik faaliyettir.Auch die Eisenverarbeitung, insbesondere der Werkzeugbau blühte im 20. Jahrhundert in Laichingen auf.
Ana diziden uzaklaşıp gelişen, daha da aydınlık hale gelen yıldızlardır.Entfernet euch, ihr heitern Sterne (Éloignez-vous, belles étoiles !)
Günümüzde en hızlı gelişen Afrika ülkesi olarak tahmin edilir (Dünyada en hızlı gelişen 6.)..Son rythme de croissance urbaine est actuellement le plus élevé d'Afrique (et le sixième au monde).
Savaş sonrası dönemde gelişen modern enka, duygusal ballad müziğinin bir şeklidir.L'enka moderne, comme développé pendant l'après-guerre, est une forme de ballade musicale sentimentale.
Etrafında gelişen kasaba da Marienburg ismini almıştır.La ville qui se développe autour du château est aussi appelée Marienburg.
Bunun üzerine Richard von Weizsäcker'in inisiyatifinde gelişen Junges Klangforum Mitte Europa kuruldu.Le Junges Klangforum Mitte Europa a donc été fondé peu après à l'initiative de Richard von Weizsäcker.

İlgili Sayfalar