geleneksel ile cümle
geleneksel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Geleneksel olarak balık kampıdır.Koristio se u tradicijskom ribolovu.
Geleneksel Çin tıbbında da kullanılır.Používajú sa tiež v tradičnom čínskom lekárstve.
Dizi yeni bir yaşam stili göstermekte ve geleneksel toplumda görülmeyecek ilişkiler geliştirmektedir.Seriál zobrazuje nový štýl žitia života a rozvíjania vzťahov, ktoré sa v bežnej spoločnosti nevyskytujú.
Mojito (İspanyolca, Mohito olarak okunur) geleneksel bir Küba alkollü kokteylidir.Mojito (výslovnosť ) je tradičný kubánsky koktail.
Antik Yunanlar ile başlayan geleneksel doğu tiyatrosu, komedi ve trajedi olmak üzere ikiye ayrılmıştı.Tradičné divadlo bolo vo svojich skorých časoch rozdelené na komédiu a tragédiu.
İngiliz ve Amerikan geleneksel birimlerinin ikisi de önceki İngiliz birimlerinden türevlenir.Imperiálne jednotky aj americké bežné jednotky sú odvodené od skorších anglických jednotiek.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Dôležitou súčasťou českej kuchyne a stravovania je polievka.
Ancak modern kıyafet geleneksel giysilerin kaybolmasına sebep olmuştur.Nový život nabudzovalo len tradičné indické oblečenie.
Genellikle Arapça ve Latince isimlerden edilmiş Geleneksel yıldız isimleri listesidir.Toto je zoznam tradičných názvov hviezd, prevažne odvodených z arabčiny a latinčiny.
Ana etkinlikte geleneksel olarak yapılan 30 kişilik Royal Rumble maçı gerçekleştirilmiştir.Na januárovom Royal Rumble sa uskutočnil tradičný zápas tridsiatich wrestlerov.
Aşağıda geleneksel yörünge fırlatma sistemlerinin tam listesi sunulmuştur.Je to systematicky usporiadaný súbor hviezdnych máp.
Bu tarihten sonra geleneksel bir hâl alan halk koşusuna Avrasya Maratonu adı verildi.Na počesť tohto činu je pomenovaný maratónsky beh.
Türkmen folklorunun en zengin unsuru geleneksel müzikleridir.Práve Grécko má najbohatšie folklórne tradície Balkánu.
Geleneksel indis gösteriminin bileşenler ile bağlantısı özeldir; bakınız Christoffel sembolleri.Lineárna konexia je určená Christoffelovými symbolmi.
Geleneksel giysileri içerisinde bir Çuvaş kızı.Muži nosia tradičnú suknicu fustanella.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Skladbám často chýba beat alebo rytmus v tradičnom ponímaní a sú väčšinou veľmi dlhé.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Moslimovia sa modlia 5x denne.
Bu yöntem zayıf roketli araçların geleneksel kalkış yöntemidir.Ďalším prístupom sú lacnejšie klasické rakety.
Daha çok geleneksel müzikle uğraşan bir aile.Mesto má aj dlhú tradíciu muzikálov.
Buna karşılık geleneksel sanat ürünleri, özellikle de süslemeler ön plana çıkar.Prispieval doň aktuálnymi politickými článkami, najmä úvodníkmi .
Bazı hareketlerin kökeni Afrika'nın geleneksel dansların ve Angola Capoeira'sıdır.Niektoré z prvkov tanca majú pôvod v tradičnom ľudovom africkom tanci - v tanci plodnosti.
Geleneksel Fin mutfağı İsveç, Alman ve Rus mutfaklarına benzerdir.Backerbsen sú tradičné cestoviny do polievky nemeckej alebo rakúskej kuchyne.
Geleneksel yemekler hamur işi yemeklerdir.Tradičným jedlom sú cestoviny.
Zamanla saçı uzun olmayanlar da bu geleneksel başlığı takmaya başlamışlardır.Mladík s okuliarmi začal časom nechtiac ovládať jednotku.
Köyün kültürü geleneksel anadolu kültürüyle özdeşmektedir.Rozsah kultúry sa zmenšil o okrajové oblasti.
Sözlü tarihin geleneksel biçimi kişisel yaşam öykülerinin saptanmasıdır.Príznačnou črtou Palkoviča ako novinára, je jeho zmysel pre praktické potreby života.
Geleneksel olarak boynuzdan yapılan navlar günümüzde ahşaptır.V súčasnosti sú sochy nahých postáv bežné.
Kolakas yemeği (Gölevez yemeği) Kıbrıs'ın geleneksel bir kış yemeğidir.Pšenica patrí medzi tradičnú zimnú stravu husí krátkozobých.
Hikâyeler geleneksel olarak Çin'in Minnan bölgesi halk hikâyelerine dayanmaktadır.Podľa niektorých pochádza zvyk z Číny.
"Höşmerim" ise en çok tercih edilen geleneksel tatlıdır.Charitky sú od najstarších čias všeobecne obľúbeným výtvarným námetom.
''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.Nepociťuje obavy o tradičnú rodinu.
Julianus'un kendisi geleneksel bir pagan değildi.Julijan sam ni bil tradicionalen pogan.
Geleneksel adına rağmen, "Homerik İlahiler"'in Homeros ile doğrudan bağlantısı yoktur.Kljub svojem tradicionalnem imenu Homerske himne nimajo neposredne povezave s Homerjem.
Romanesk stil İngiltere'de daha geleneksel olarak Norman mimarisi olarak ifade edilir.Romanski slog v Angliji se tradicionalno imenuje normanska arhitektura.
Bazı çevrelerce gey ikonu olarak kabul edilen Minogue, "Ben geleneksel bir gey ikonu değilim.Kylie Minogue obravnavajo kot gejevsko ikono, o čemer pa je sama povedala: »Nisem običajna gejevska ikona.
Noel ağaçları süslenir, Noel bayramına özgü geleneksel yemekler hazırlanır.Hangikjöt je tradicionalna hrana za božične praznike.
İrlanda step dansı, İrlanda'ya özgü geleneksel bir dans türüdür.Riverdance je plesna skupina, ki izvaja tradicionalne irske step ples.
Plaza Mayor’u saran revakların altında birçok geleneksel ve eski mağaza ve kafe yer almaktadır.Plaza Mayor ima pod svojimi arkadami tudi obroč starih in tradicionalnih trgovin in lokalov.
Tibet rahipleri geleneksel giysileriyle.Plesalci so oblečeni v tradicionalno tibetansko nošo.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Opravljanje molitve - Muslimanom je zapovedano, da petkrat dnevno opravljajo obvezno molitev.
Antik Grek, geleneksel olarak bağımsız şehir devletlerinden oluşuyordu.Stara antična Grčija je bila tradicionalno groba zbirka močno neodvisnih mestnih držav.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.Tradicionalno jo obravnavamo kot mejno reko med Evropo in Azijo.
Açılışta, geleneksel olarak kurdele değil, zincir kesilmiştir.Ob odprtju so prerezali verigo namesto običajnega traku.
Kökenini Alp köylülerinin geleneksel kıyafetlerinden alır.Osnova za oblačilo je zgodovinsko oblačilo alpskih podeželanov.
Tarım işletmeciliği çoğunlukla geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır.Večina zelenjave se pridela s tradicionalnimi postopki kmetovanja.
Yürüme yolları geleneksel Granada stiline uygun olarak çakıltaşı şeklindeki mozaiklerle döşendi.Steze so tlakovane v tradicionalnem slogu z granadskimi mozaičnimi kamenčki.
Bu konuşması ile Japon imparatorlarının geleneksel konuşmama âdetini bozdu.Z njim naj bi ozdravil prebavne motnje takratnega japonskega cesarja Imperiorja.
Kurultayın başlama anında demir dövülmesi geleneksel ritüeli haline gelmiştir.V zgodnji železni dobi je pokop ponovno postal pravilo.
Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir.Epidemija kuge je pomorila tri četrtine mestnega prebivalstva.
Geleneksel alana Aşağı Styria'nın bölgesinin parçasıydı.Območje je del tradicionalne pokrajine Spodnje Štajerske.
Geleneksel olarak balıkçılık ve avcılık yaparlar.Navadno so opravljali težka dela kot so npr. ribolov in lov.
Dans edilmeyen geleneksel şarkı biçimine de tonada denir.Druga oblika tradicionalne čilske pesmi, čeprav ne plesa, je tonada.
Geleneksel derin alan adeti yok sayılmıştır.Klasične predalčne konstrukcije praktično ni.
Geleneksel bir Türk sporu olan güreşin en önemli karşılaşması Kırkpınar Yağlı Güreşleri'dir.Tekmovanje za svetovnem pokalu v športnem plezanju v Kranju je tradicionalno zadnja tekma pokala.
Geleneksel kimyasal UV koruma uzun süreli kalıcı olamamaktadır.Kontrarevolucionarni odpor ni večen.
2007 yılından bu yana geleneksel olarak tekrarlanır.Od leta 2005 znova redno nastopa.
Geleneksel giysiler halk tarafından özel günlerde giyilmektedir.Tradicionalno se oblečejo le ob posebnih priložnostih.
Geleneksel yaşamın temsilcisi olarak anlatılır.Bil je soustanovitelj Bratovščine običajnega življenja.
Pek çok türü de geleneksel tıpta kullanılmaktadır.Uporablja se v nekaterih oblikah tradicionalne medicine.
Dinosauria sonra da iki geleneksel siparişler, ayrılmıştır Saurischia ve Ornithischia .Dinozavri se delijo v dva velika redova, Saurischia in Ornithischia, glede na strukturo kolkov.