Birçok Amerikan kurum ve gelenekleri burada doğdu.Ehhez számos hiedelem és szokás kapcsolódott.
Geleneksel geyşalık günümüzde Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır.Manapság a házilag elkészített dasi egyre ritkább, még Japánban is.
Kore’de geleneksel bir Yeni Yıl yemeğidir.Leginkább koreai újév idején szokás készíteni.
Çalışmasında değişik ülkelerdeki tartışmalar, Yahudi gelenekleri ve zulümler aktarılmıştır.Rögzíti a különböző zsidó közösségek hagyományait, szokásait, szertartásait, valamint az imarendet.
Bu günde İskoç aileleri geleneksel kıyafetlerini giyerler.A lovasok a mai napig a tradicionális öltözetükben lovagolnak.
Bu tanımlama ve anlayış, tarihi bağların ve dini geleneklerin Yahudileri İsrail’e bağlamasından doğar .Rámutat, hogy a tények, a történelem, és a hagyomány bizonyítja Izrael igazságát.
Geleneksel keşkek düğünlerin özel yemeğidir.Törökországban a keşkek hagyományos reggeli étel esküvőkön.
Geleneksel destgâh usulünde meşkleriyle ün yaptı.A hagyomány szerint maga Konfuciusz állította össze.
Geleneksel Konfüçyüsçü bir eğitim gördü.Szigorú nevelésben részesült a konfucianizmus hagyományai szerint.
Sarıgöl'de eski bir gelenek olan Olcak Dede her yıl Mayıs ayının ilk Cumartesi günü yapılmaktadır.Szüretibál A szüreti bál hagyomány szerint minden év szeptember első vasárnapján kerül megrendezésre.
Günümüzde bu gelenek artık pek uygulanmamaktadır.Ezt az eljárást valószínűleg ma már sehol sem végzik.
Yarasa Kuzey Afrika'da geleneksel ilaçlarda kullanılmaktadır.A Gunnera perpensát Afrika déli részén hagyományos orvosságként hasznosítják.
Kaiseki veya kaiseki-ryōri adı verilen geleneksel Japon yemek stilleri iki çeşitte bulunmaktadır.Alapvetően kétféle hagyományos japán étel stílus van, amit kaiszekinek vagy kaiszeki-rjórinak neveznek.
Bu gelenek de terk edilmiş durumdadır.Ez a hagyomány is szinte teljesen eltűnt.
Erzurum Dadaş kültürü gelenekleri ve yemekleri mevcuttur.Vannak hagyományos és modern főzési módszerek, ételek.
Kasaplık geleneksel bir meslektir.A szabó egy hagyományos kisipari foglalkozás.
Tazcalate geleneksel bir içecektir.A selmeci hagyománykör elengedhetetlen itala.
Geleneksel olarak İsa'nın doğum tarihini tanımlar.Jézus születésének történetét jól ismerjük.
Gelenek olarak da her yıl bütün köyün yaylamızda toplandığı şenlikler yapılır.Az egész falu nagy örömmel fogadja az évről évre visszatérő komédiásokat.
Zamanla saçı uzun olmayanlar da bu geleneksel başlığı takmaya başlamışlardır.A nők hagyományosan hosszú hajjal jártak, hajukat régen csak büntetésből vágták le.
Diğer gelenekler sözlü olarak gerçekleşmiştir.A hagyomány szerint lefejezték.
Mahalleye yerleşen halk eski geleneklerini sürdürmeyi devam ettirmektedir.A települést népszerűsítő rendezvények, a régi szokásokat elvénítik fel.
Azerbaycan Oğuz Türkleri ve Kürt kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Valamennyi szkíta nép gyakorolta a bőr- és hajfestés szokását.
Bugün hala bazı dini ve kültürel geleneklerde o dönemin izlerine rastlanır.Számos ma is létező vallási és kulturális hagyomány visszavezethető erre az időre.
Parti kendisini 'gerçek' ve 'geleneksel' İrlanda cumhuriyetçisi olarak görmektedir.Az állam hivatalos nevei Ireland és Éire, hivatalos „leírása'” Ír Köztársaság.
Geleneksel Arap müziğinin önde gelen temsilcilerindendir.Zenekaraik a hagyományos arab zene híres művelői.
Keşkek yemeği toplu merasimlerde halka sunulan geleneksel yemeklerdendir.A kocsonya egy hagyományos, minden európai nép konyhájában fellelhető hideg étel.
Geleneksel adı Grekçe προκύον (prokyon), "köpekten önce" anlamına gelir.A csillag neve a görög προκύων (proküón) szóból ered, amely azt jelenti: „a kutya előtt”.
Ön yüz yolunun geleneksel kullanım şekli zamanla kaybolmaktadır.Az elődöntő hagyományos kieséses formában zajlik.
Füzyon mutfağı, farklı mutfak geleneklerinin öğelerini birleştiren bir mutfaktır.A fúziós konyha különböző étkezési kultúrák konyhaművészetét igyekszik ötvözni.
Köyün tandırda ekmeği meşhurdur ve kına gecesi gibi gelenekler az da olsa sürdürülmektedir.Nem csak utcai ételként népszerű, a koreaiak gyakran rendelik elvitelre is, éjszakai nassolnivalónak.
Hindi, bu günün geleneksel yemeğidir.Ehhez a naphoz tartozott az ételszentelés hagyománya.
Belirli mezheplerin belirli şapel gelenekleri vardır.A szokásos sakktól eltérő sakkfigurákat alkalmaz.
Perioikoslar ise kendi geleneklerine göre yaşıyorlardı.Jób élt itt a hagyomány szerint.
R. H. Tawney bu gelenek çerçevesinde çalışan ilk tarihçidir.Az Enterprise Reed-je azonban az első a családból, aki szakít ezzel a hagyománnyal.
Halk edebiyatı geleneklerine bağlı ve hece ölçüsünde çağdaş şiirler yazdı.Csatlakozott a kortárs népi irodalom akkoriban népszerű szótagoló versírási hagyományához.
Dango yıl boyunca yenir, ancak belirli mevsimlerde farklı çeşitleri geleneksel olarak yenir.Dangoa syödään vuoden ympäri, mutta tiettyjä laatuja syödään perinteisesti tiettyinä ajankohtina.
Şehir merkezinde bu gelenekler kaybolmaya yüz tutmuştur.Keskustan alueella harjualue haarautuu.
İspanya Bisiklet Turu geleneksel olarak İspanya'nın Madrid şehrinde biter.Vuosittainen pyöräilyn Espanjan ympäriajo (Vuelta a España) on perinteisesti päättynyt Madridiin.
Geleneksel hayatı dışa kapalıdır.Rituaali on suljettu ulkopuolisilta.
O insanların geleneklerini, adetlerini öğrenir.Hän oppi paikalliset tavat ja tottumukset.
Adsız Narkotik programının temeli On iki Basamak ve On iki Gelenek’tir.Perusta Nimettömien Narkomaanien ohjelmalle on kahdessatoista askeleessa ja kahdessatoista perinteessä.
Yaylalarda geleneksel hayvan yetiştiriciliği sürdürülür.Kaikkialla vaikuttaa perinteinen animismi.
Geleneksel olarak balık kampıdır.Se on perinteinen kalastajakylä.
Halk geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.Ottaa suvun perinteet liiankin vakavasti.
Kolakas yemeği (Gölevez yemeği) Kıbrıs'ın geleneksel bir kış yemeğidir.Stifado on perinteisesti talviajan ruokaa.
Geleneksel kısa animasyon ve bilgisayar animasyonu karışımı içerir.Tietokoneanimaatiossa yhdistyvät perinteinen animaatio ja tietokonegrafiikka.
Bu tatile pek çok gelenek eşlik etmektedir.Tanssiin kuuluu useita monimutkaisia rituaaleja.
Geleneksel farklılıklar köylerde varlığını sürdürmektedir.Perinteisemmät elinkeinot ovat säilyneet maaseudulla.
Günümüzde bu gelenek artık pek uygulanmamaktadır.Vanhoja tapoja ei enää nykyisin noudateta niin tarkasti.
Çin'de dans, çok sayıda modern ve geleneksel dans türlerinden oluşan çeşitli bir sanat türüdür.Japanissa harjoitetaan modernin tanssin rinnalla lukuisia erilaisia perinteisen tanssin muotoja.
Geleneksel erkek hakimiyeti yıkıldı.Perinteinen kansanopisto oli murroksessa.
Cenaze işlerinde de eşsiz Baekje gelenekleri uygulanırdı.Hautaamisessa oli käytössä mesoliittisellakin kaudella hyvin perinteisiä tapoja.
Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum.Äärimuslimien mielestä hautamonumentit eivät ole islamin mukaisia.
Geleneksel olarak sahti, özel günlerde, düğünlerde ve hasat festivallerinde tüketilmiştir.Perinteisesti sitä on tarjoiltu kahvin kanssa häissä ja jouluna.
Büyükler Geleneksel Dal d.Luokat D-luokka Vakiomallit.
İki gelenekçi responsa da kabul edildi.Lisäksi on otettu kaksi historiallista puoluetta.
Düğünlerde geleneksel bir kıyafet giyilmez.Epämuodollisissa häissä pukeutuminen on vapaampaa.
Geleneksel sedirli evlerde özellikle kırsal kesimde hala kullananlar vardır.Etenkin maaseudulla asutaan edelleen osittain perinteisissä asumuksissa.
İskandinav Kurulu Film Ödülü, İskandinav Kurulu tarafından verilen geleneksel film ödülüdür.Pohjoismaiden neuvoston elokuvapalkinto on uusin Pohjoismaiden neuvoston palkinnoista.