Ana içeriğe geç
Sözlük

gelenek ile cümle

gelenek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Köyün aşireti PINAŞİ dir Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Zelfredzaamheid in voedsel is zinloos tenzij mensen toegang hebben tot land, informatie en financiële bronnen.
Avrupa'nın geleneksel tanımına göre Ural Dağları Avrupa'nın doğudaki sınırını oluştururlar.De bergen van de Oeral vormen de oostgrens.
Günümüzde bu gelenek yasaklanmıştır.In die vorm is het sinds kort door de EU verboden.
Diğer geleneksel evleri içinde yazlık ev, gömme ev ve buhar kulübesi bulunur.Wel zijn er nog oude boerderijen, zomerhuisjes en een vuurtoren te vinden.
Babası George, geleneklere uymayan, Anglikan mezhebine bağlı olmayan bir okul öğretmeniydi.Zijn vader, een Jamaicaanse taxichauffeur uit New York, was niet betrokken bij zijn opvoeding.
Fairynin geleneksel rengi her zaman yeşil olmuştur.Traditioneel is boerenkool groen van kleur.
Bu da çok önemli bir gelenektir.Dit is een zeer oude traditie.
Daha geleneksel bir tarza yöneldi ve neo-klasik eserler verdi.Hij bouwde neo-gotische residenties en bestelde neo-gotische kunst.
Çoğu geleneksel Tevrat uzmanlığı Eyüp'ün varlığından şüphe etmemektedir.De meeste filologen zien geen reden om het bestaan van een Arabische grondtekst te betwijfelen.
Diğer iki responsa ise geleneksel yasakları içinde barındırdı.Houd altijd rekening met de andere twee wetten.
Bu gelenek yüzyıllardır böyle sürüp gider.Zo gaat dat eeuwenlang door.
Gelenek ve görenekler Alevi gelenek görenekleridir.Soberheid en routine lijken sleutelwoorden.
Şimdilerde bu gelenek diriltilmeye çalışılmaktadır.In Tegelen is deze traditie nog altijd levend.
Bir düğün pastası, akşam yemeğinin ardından düğün resepsiyonlarında servis edilen geleneksel kek veya pasta.Een bruidstaart, of ook wel trouwtaart genoemd, is de taart die traditioneel genuttigd wordt bij een bruiloft.
Bazı el sanatları yüzyıllardan beri geçerli olan geleneklere dayanmaktadır.Het gaat in het algemeen om ambachten die al eeuwen worden uitgeoefend.
İslami gelenekler ve kurallar burada günlük hayatı etkilemektedir.Het dagelijks leven wordt gedomineerd door de islamitische voorschriften.
Ayrıca, geleneksel lensler yalnızca yayılan ışık dalgalarını yakalayabiliyordu.Verder nam de bliksemdetector uitbarstingen van laagfrequente radiogolven waar.
Hanami (Japonca: 花見; "çiçek seyretme"), geleneksel bir Japon çiçek seyretme festivalidir.Hanami (soms ook wel Bloemenkijkfeest genoemd) is een Japanse feestdag.
Bu geleneklerden biri de "Seymenlik Geleneği" dir (Seğmenlik - Seğmen).Een andere traditie is die van gezichtstatoeages (Tā moko).
Bundan sonra varlığını, hayırsever ve geleneksel olarak devam ettirdi.Hij werkte aanvankelijk tamelijk traditioneel en natuurgetrouw.
İngiliz kavramındaki geleneksel yedi kıtanın en küçüğüdür.Het is het kleinste van de traditionele zeven continenten.
Kenjutsuda kıyafetler geleneksel hakama , keikogi ve obiden oluşur.Behalve gerechten worden er traditioneel gereedschap, kleding en tentdoek van gemaakt.
Bluegrass, Amerika Birleşik Devletleri'nin güney kısmından gelen geleneksel bir müzik türü.Delta blues is een muziekstroming uit het zuiden van de Verenigde Staten.
Gelenek Töre cinayetiCeremonie Ritueel
Geleneksel balık tuzakları huş ağacından yapılır.Traditionele torii worden gemaakt van hout.
Diğer geleneksel sanat tarzları da yapılmaya devam edilmiştir.Daarnaast werd ook de traditionele kunst verder ontwikkeld.
Kıssalar özellikle dinî geleneklerde sıkça kullanılmaktadır.Retorische vragen worden onder meer in de politieke discussie vaak gebruikt.
Geleneksel haliyle taiko yazılı bir notasyona sahip değildir.Negende dag: Emilia geeft geen verplicht thema op.
Felsefi geleneklerde bazı büyük ayrımlar da bulunabilir.Soms is daarbij sprake van filosofische uitweidingen.
Prince adıyla doğdum ve başka geleneksel bir isim edinmek istemiyordum.Het gemeentebestuur ging niet akkoord met zijn plannen en vroeg om een eerder klassiek concept.
Dinosauria sonra da iki geleneksel siparişler, ayrılmıştır Saurischia ve Ornithischia .De dinosauriërs splitsen zich meteen in twee takken, de Saurischia en de Ornithischia.
Taiko, Geleneksel Japon savaş davullarına verilen isimdir.Sohei is de term die het vaakst wordt toegekend aan de Japanse strijder-monniken.
Üzüm dışındaki meyvelerden üretilen şarap ise ülkede eski bir gelenektir.Het inleggen van vruchten op brandewijn is een oude inmaakmethode.
Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum.Wij zullen onze doden niet dicht bij de moslims begraven.
Haziran ayında geleneksel yayla şenliği düzenlenir.In de maand juni vindt hier het traditionele kersenfeest plaats.
Birçok Amerikan kurum ve gelenekleri burada doğdu.Daaraan waren doorgaans vele riten en tradities verbonden.
Mahallede yaşayan bayanlar geleneksel olarak sadece birkaç çerkes mahallenine mahsus siyah çarşaf giyerler.Ze rennen door het publiek helemaal naakt met alleen scheerschuim op sommige plekken.
Bir diğer gelenek ise festival günlerinde tefilin giymeleriydi.Het werd een gewoonte te vliegeren tijdens de Nieuwjaarsfestiviteiten.
İdam için geleneksel siyah kaput giymeyi de reddetti.Ook stelde hij het dragen van traditionele kleding verplicht.
Bu tatile pek çok gelenek eşlik etmektedir.Z świętem tym związanych jest wiele różnorodnych zwyczajów.
Geleneksel olarak tüm kadın kimonoları tek bedendir.Zgodnie z tradycją wszystkie kobiece kimono są tego samego rozmiaru.
İkinci kitabı “Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition” (Yahudi Dini Bayramların gelenekleri görüşü).Jego druga książka nosi tytuł: „Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition”.
Bu tür geleneksel müzikler genel halkın yaşamıyla yakından ilgilidir.Ten rodzaj muzyki jest ściśle związany z życiem prostego ludu.
Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum.Został pochowany zgodnie z muzułmańskimi tradycjami.
Japon müziği, hem geleneksel hem de modern olmak üzere farklı tarzlarda birçok tür içermektedir.Muzyka japońska obejmuje szeroki wachlarz stylów muzycznych, zarówno nowoczesnych, jak i tradycyjnych.
Ancak geleneksel dinlere inananların azaldığı bilinmektedir.Ponadto uznawane jest powszechne kapłaństwo wierzących.
Neshat ayrıca Zarin gibi daha geleneksel anlatı kısa filmleri de yapmıştır.Neshat wykonuje również bardziej tradycyjne opowiadania, wykorzystując krótkie formy filmowe, takie jak Zarin.
Café de olla (Kelime anlamıyla çömlek kahvesi) Meksika'nın geleneksel kahve pişirme metotudur.Café de olla (dosł. „kawa z garnka”) – tradycyjna meksykańska metoda parzenia kawy.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Każdy muzułmanin ma obowiązek modlić się pięć razy dziennie.
Oda danslarının geleneksel koreografisi pek çok çağdaş yapımlarda yansıtılır.Elementy tradycyjnej choreografii tańców dworskich obecne są w wielu dzisiejszych choreografiach.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.Zasada lewostronnego ruchu drogowego została zachowana w dużej części byłego imperium.
Polonya'nın geleneksel mutfağında yer alır.Potrawa tradycyjna w kuchni polskiej.
İrlanda step dansı, İrlanda'ya özgü geleneksel bir dans türüdür.Step irlandzki – styl tańca irlandzkiego.
Gelenek olarak da Cuma günleri cemaate sıra ile yemek verilir.Zwyczajowo jednak w każdy piątek spożywają ryby.
İnsanlar geleneklerine sahiptirler.Ludzie wydarzenia tradycje.
Geleneksel dabaklık ise zor şartlar altında sürdürülmektedir.Sosna zwyczajna bardzo dobrze radzi sobie w trudnych warunkach.
Bu gelenek çok eskilerden beri yapılmaktadır.Zwyczaj ten pochodzi z dawnych czasów.
Kına yakmak, İslam geleneklerindendir.Palenie było dla nich rytuałem (fajką pokoju).
İnternet sanatı değişik sanat akım ve geleneklerine dayanır.Sztuka internetu ma swoje źródła w wielu różnych tradycjach i ruchach artystycznych.
Geleneksel Konfüçyüsçü bir eğitim gördü.Otrzymał tradycyjne konfucjańskie wychowanie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod