geçme ile cümle

geçme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Film 1972 yılında Paris'te geçmektedir.La storia si svolge a Parigi nel 1972.
Bu tekniğe geçmeli tarama denilir.È la tecnica che sarà chiamata del punto di vista.
Romanın konusu Kaliforniya'da geçmektedir.Il caso è ambientato in California.
Tanah’ta, Vadedilmiş Toprakların Musa’ya gösterildiği yer olarak geçmektedir.Egli concede poi a Caleb la terra che gli era stata promessa per bocca di Mosè.
Bununla birlikte, Atatürk'e kadar reform düşüncesi meşrutiyet fikrinin ötesine geçmemişti.Il principio del rivoluzionarismo andò oltre il riconoscimento delle riforme fatte durante la vita di Atatürk.
"Örneğin, körlerin sokaklarda karşıdan karşıya geçmesine yardım etmeyi çok seviyordum.Gli piaceva anche aggirarsi per le strade in incognito in mezzo alla gente.
Ancak bu sefer için Şirvanşahlar topraklarından geçmesi gerekmektedir.Una curiosità: il doganiere questa volta si trova sott'acqua.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Con la presenza di entrambi i co-imperatori, la situazione si stabilizzò, ma l'inquietudine rimase.
Dragoon planının sunmuş olduğu faydalardan biri, Marsilya Limanı'nın ele geçmesiydi.Uno dei vantaggi dell'operazione fu l'utilizzo del porto di Marsiglia.
Ama çok geçmeden affedilip tekrar İstanbul'a geldiler.Portato inizialmente a Malta, venne ben presto riscattato e poté tornare a Istanbul.
UnderWorld ismi verilen bu dünyada zaman gerçek dünyaya göre çok daha hızlı geçmektedir.In un livello chiamato SUPERLEMMING, il tempo è molto accelerato.
Savaşın bu acıları arasında boş zamanlarında gırgırlarını geçmeyi de ihmal etmezler.Non vado in giro a uccidere vergini durante il mio tempo libero.
Bu süre içinde Rüştü ile evlenen Mediha Sessiz, çok geçmeden yaşamını yitirdi.La giovane sposa, però, si stanca ben presto di quella vita troppo tranquilla.
Çeviri, alıcısına ulaşmadan önce şu süreçlerden geçmektedir: Çeviri: Çevirmen tarafından yapılır.Tale processo prosegue fino a che la traduzione fornita soddisfa l'utente.
Bunlar gibi tuzaklar bazen kararlı hale geçmek için geçen süreyi azaltmak adına kasti olarak da eklenir.Dove la legge lo permette, è a volte accorciata a tagliata corta.
Her iki uçak test edilmiş olup üretime geçmemiştir.Entrambi i velivoli sopravvissero alle prove svolte.
Fakat çok geçmeden affedilip, 1705'te Hanya muhafızı görevi verildi.Fu per breve tempo un istruttore dell'esercito, ma lasciò il servizio nel 1715.
Tedavi sonucunda ağrıları geçmeyen kişilerin doktora tekrar başvurmaları gerekir.Se i disturbi persistono consultare il medico.
Zaten bu yeni karakterin filmin diğer karakterlerlerinin önüne geçmemesi için de film renkli çekilmemişti.Ma non è l'ultima volta che il dottore si trova di fronte a quello strano personaggio.
Çok geçmeden de kendisine bir ferman gönderilerke Aydın muhasallığına tayin edildiği bildirilmiştir.In breve, loro realmente ritengono che io abbia messo su una banda di scaltri imbroglioni.
Çok geçmeden Ivana da ona aşık olur.La stessa Isabella si sarebbe immediatamente innamorata di lui.
Bunun nedeni ise bu yumuşak dokunun fosil kayıtlarında hiç geçmemesidir.Questo potrebbe essere il risultato, in generale, di una povera documentazione fossile di quest'epoca.
Hikâye II. Dünya Savaşı sırasında geçmektedir.La storia si svolge durante la 2ª guerra mondiale.
Kertenkelelerin kuyrukları koptuğu zaman bir ayı geçmeyen bir zaman içinde yeni bir kuyruk meydana gelir.Poco prima che i cuccioli vengano svezzati, avviene un nuovo ciclo di accoppiamento.
Bu kelime Vulgata'da geçmemektedir.E non venitemi a parlare di volgarità.
Zati'nin iyi bir medrese eğitiminden geçmediği bilinmektedir.Pensa che le nipotine non vengano istruite bene da lei.
Ama kendi tercihi bir sürgün hükümetinin başına geçmekti.C'era il rischio che prevalesse un governo reazionario.
Cok geçmeden Salih saklandığı yerde bulundu.Chi scavava era in questo modo sufficientemente coperto.
Güneyinden İzmir-Uşak yolu, batısından Kula-Selendi yolu geçmektedir.Un corridoio a sud-ovest porta verso la zona della servitù.
Bu tür türevler açılış hamlelerin ezberlenmesinin önüne geçmek için ortaya atılmıştır .Nacque cosi l'idea di raccontare gli inizi della Resistenza.
Interstate 90 otobanı şehrin kuzey batısından geçmektedir.La Interstate 90 corre da est a ovest attraverso la periferia e in seguito gira a nord-est.
Bu başarısızlık, avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu.A causa della fretta degli attaccanti, la vittoria fu dei russi.
Moğolca'da Üd, Buryatça'da Üde olarak geçmektedir.A Tromaville la vita scorre tranquilla.
Aradan tam 4 yıl bile geçmeden dış ülkelerdeki satışlar, toplam cirosunun onda biri tutarına ulaşmıştı.Difatti nulla poteva essere venduto negli altri paesi prima di quattro giorni successivi alla cottura.
Bu yerleskeye Romalı kolonist yerleserek Narbonne çok geçmeden Massaglia'ya rakip bir ticaret merkezi oldu.Sotto i Romani Licata divenne un grande emporio commerciale.
Ancak ne yazık ki çok geçmeden hastalığa yakalandı.Poco dopo lo colpì una grave malattia.
Ukrayna tarafından gelen soğuklar, kışların orta seviyede karlı geçmesini sağlamaktadır.L'inverno ucraino, freddissimo, è infatti alle porte.
Bu kardeşler dağda yaşamaktan sıkılmış ve yerleşmeye geçmek istemişler.Gli abitanti della collina videro distrutte le loro case e dovettero trasferirsi in pianura.
Bir kapıdan geçmek zorunda kalan Kratos o kapıyı açmak için bir anahtar bulması gereklidir.Ci saranno porte che necessiteranno di una chiave per essere aperte.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.È praticamente impossibile per una monorotaia deragliare.
Tepe, yüksekliği 200 metreyi geçmeyen yatık yamaçlı yer biçimidir.È un paese molto pianeggiante in cui nessun punto supera i 200 m di altitudine.
Birbirleriyle dalga geçmek, vazgeçilmez huylarındandır.La loro occupazione principale è quella di farsi scherzi a vicenda.
Macaristan, daha fazla Doğu Alman'ın Avusturya'ya geçmesini engelledi.Così migliaia di tedeschi orientali si riversarono in Ungheria, per poi passare in Austria.
Bu enlem (paralel) hiçbir toprak parçasından geçmez.Ciò vuol dire che esso non decade in altre particelle.
Olay Güney Afrika'da apartheid rejimi sırasında geçmektedir.La pellicola affronta il tema dell'apartheid in Sudafrica.
Diğer kullanıcılarla iletişime geçmek için bir tür mesajlaşma sistemi kullanılır.Ci sono diversi modi per comunicare con gli altri utenti in Home.
Ancak romanda bunlardan hiçbirisinin kendi adları geçmez.Nel romanzo, non avviene niente di tutto questo.
US Route 66 şehrin ortasından geçmektedir.Nelle immediate vicinanze si trova la U.S. Route 101.
Pediyatrik doz 10 mg'ı (0.1-0.2 mg/kg) geçmemelidir.Dosi pediatriche sono di 0,01 - 0,02 mg/kg.
Hiç evlenmemiş ve bir aşk söylentisinde adı geçmemiştir.Non si è mai sposato e non è noto nessun attaccamento romantico a lungo termine.
Hikâye; geleceğin İngiltere'sinde (2020) geçmektedir.Uscita inglese prevista per il 2020).
Bu yer altı geçidi gemilerin geçmesi için uygun genişliktedir.Furono necessarie ben sei ore per l'attraversamento della grande nave.
Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım” ifadelerini kullandı.Effetti, questi, comprovati da test di laboratorio sul sangue.
Bu idamda mahkûm düzinelerce ısırıktan sonra çok geçmeden ölüyordu.Il duca morì quasi istantaneamente.
Şu iki öğrenciden hiçbiri testi geçmedi.Ни один из тех двух студентов не прошёл тест.
Acele ederken buradan karşıya geçmemeye çalışıyorum.Я стараюсь не переходить улицу здесь, когда тороплюсь.
Nehri yüzerek geçmek imkânsız. Çok geniş!Эту реку невозможно переплыть, она слишком широкая!
Benimle dalga geçmeyi kes!Прекращай шутить надо мной!
Doktor çok geçmeden dönecek.Доктор скоро вернётся.
Çok geçmeden yine gelin.Приходите опять скоро.
İlgili Sayfalar