geçirmek ile cümle
geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün hayatımı burada geçirmek istemiyorum.No quiero pasar toda mi vida aquí.
Birlikte zaman geçirmek önemli.Es importante pasar tiempo juntos.
Hayatımı burada geçirmek istemiyorum.No quiero pasar mi vida acá.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.Si bien Bohemundo estaba fuera, Alejo envió un ejército para que retomara Antioquía y las ciudades de Cilicia.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.El Dr. Proton es un científico loco, decidido a conquistar el mundo con su ejército de Techbots.
Wentzel 1970 yılında emekli oldu ve son yıllarını geçirmek için İsviçre-Ascona’ya gitti.Se jubiló en 1970 y pasó sus últimos años en Ascona, Suiza.
Şu sıralar halen bu kulüptedir ve en iyi yıllarını geçirmektedir.A partir de esta inauguración, el club vive sus mejores momentos.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Reencuentro con mi vida.
Kuzey Kore Muhabirleri, başkan Kim'e iltifat makaleleri yazmakta vakit geçirmektedirler.Los periodistas norcoreanos pasan su carrera escrbiendo artículos de alabanza sobre los Kim.
17. yüzyılın sonlarına doğru Safevi Devleti korkunç ekonomik ve siyasal kriz geçirmekteydi.A finales del siglo XVIII la comarca de la Sierra del Segura vivió una grave crisis social y económica.
Şok mu geçirmektedir?¿Por qué impacta?.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.La reina tuvo ciertos problemas para quedar embarazada.
Seth Rollins burada Edge'e Curb Stomp geçirmekle tehdit etmiş ve Cena, Authority'i geri döndürmüştür.Seth Rollins trato de romperle el cuello a Edge, obligando así a John Cena traer de vuelta a The Authority.
Bu şarkıyı, stadyumda seslendirirken harika zaman geçirmek için yazdım.La escribí básicamente pasar un momento genial cantándola en un estadio.
Fakat ağır basan hedef, Berlin'i ele geçirmekti.El Emperador condujo la campaña con el objetivo de tomar Berlín.
Godfrey ayrıca Raymond'ı Arsuf'u ele geçirmekte başarısız olmakla suçluyordu.Más tarde, Godofredo también le culparía de no haber podido conquistar Arsuf.
Jefferson ve çevresi hafta sonlarını villasında geçirmekteydi.Agatón y su familia pasaron el resto de sus vidas en Finlandia.
1296 yılında, kardeşi Sempad, gücü ele geçirmek için, Toros'u boğarak öldürdü, Hetoum'u kör etti.En 1296, su hermano Sempad de Armenia estranguló a Thoros y cegó a Haitón para tomar el poder.
Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar.Los machos emiten fuertes sonidos para marcar el territorio.
Zaten, yeni arkadaşı Clea ile harika vakit geçirmektedir.Ben pasa tiempo con Alicia, su nueva novia.
Bu grubun amacı Wolverine'i ele geçirmek ve eğitmektir.La compañía tiene la intención de superar a Lenovo y subir de posición.
Bu tarz savaşmanın amacı toprak kazanmak değil kaynakları ele geçirmek ve prestij sağlamaktı.Este pueblo ya no se va a dedicar a las guerras sino a laborear las tierras y cuidar sus ganados.
Daha çok küçük gruplar halinde vakit geçirmek için uygundur.Es mejor crear el menor número de grupos.
Eğlence, insanların boş vakitlerini keyifli şekilde geçirmek için yaptığı çeşitli faaliyetler.Lo fundamental es que la gente lo pase bien, que disfrute sus vacaciones.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^Pasa su tiempo libre dibujando y pintando.
Orada yaz mevsimini geçirmek için bir tekne üzerinde Avrupa'ya gitmeye çalıştı.En el año 1946 realizó un viaje a Europa por barco.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Le gusta leer, ver la TV, practicar deportes, tocar el piano y pasar tiempo con sus amigos.
Anayasa Gözetim Komitesi kanun ve eylemleri anayasaya göre gözden geçirmekteydi.El Comité de Supervisión Constitucional revisaba la constitucionalidad de las leyes y decretos.
"Hayatımın son yıllarını saçlarım dökülmüş olarak geçirmek istemiyorum.No quiere perder los mejores años de su vida al servicio de los señores.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Su principal objetivo era dominar el mundo.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Dedicaba a ellas la mayor parte de su tiempo.
Bu arada da projelerini ticari hayata geçirmek için girişimci aramaya başladılar.Los inmigrantes llegan allí para desempeñar actividades comerciales.
Yazları insanlar tatillerini geçirmek için gitmektedirler.La historia transcurre durante las vacaciones de verano.
Yazı dağlarda geçirmek güzel olurdu.Sarebbe bello passare l'estate in montagna.
Tom bir sonraki tatilini yürüyüş ve kamp yaparak geçirmek istediğini söyledi.Tom ha detto che vuole passare la sua prossima vacanza facendo trekking e campeggiando.
Dışarısı o kadar sıcak ki bütün günü klimalı evimde geçirmek istiyorum.Fuori fa così caldo che voglio stare tutto il giorno in casa con l'aria condizionata.
Seneye martta geldiğimde İstanbul'da olacaksan seninle biraz zaman geçirmek isterim.Se sarai a Istanbul quando verrò il prossimo anno a marzo, mi piacerebbe passare un po' di tempo con te.
Tom çocuklarıyla geçirmek için daha fazla zamanının olmasını istedi.Tom avrebbe voluto avere più tempo da passare con i suoi bambini.
Bütün günü seninle geçirmek istiyorum.Voglio passare tutto il giorno con te.
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.Leopoldo si mosse velocemente per riprendere possesso dei Paesi Bassi austriaci.
Konuşmaları sırasında Jon, Mance’ın planının Yedi Krallığı ele geçirmek olduğunu öğrenir.Durante la loro conversazione, Jon apprende dei piani di Mance per invadere i Sette Regni.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."E così lo si vuole guardare ancora, si vuole trascorrere altro tempo con lui.»
Pim'e âşıktır ve Pim de onunla zaman geçirmekten hoşlanır, fakat daha sonra Pim'i reddeder.È innamorato di Pim, a cui piace passare tempo con lui, ma lo rifiuta.
Lukanov 1992 yılında zimmetine para geçirmekle suçlandı ve tutuklandı ancak suçlamalar yakın zamanda düştü.Lukanov fu accusato di appropriazione indebita nel 1992 ed arrestato, ma le accuse decaddero in breve.
Acımasız ve zalimdir ve en büyük isteği dünyayı ele geçirmektir.È spietata e crudele e vuole conquistare il mondo.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Se possibile adora trascorrere la maggior parte del tempo con il suo padrone.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.Mentre Boemondo era lontano, Alessio inviò un esercito a rioccupare Antiochia e le città della Cilicia.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Sono grata di riavere la mia vita.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Il principe ha affermato che voleva trascorrere del tempo con la famiglia.
528'de Persler, doğu Lazika'da kaleleri ele geçirmek için İberya'dan bastırdı.Nel 528 i Persiani usarono le basi conquistate in Iberia per penetrare nella Lazica orientale.
Başlıca hedefi ilk olarak Japonya'yı daha sonrasında ise dünyayı ele geçirmektir.Il suo sogno è quello di unificare il Giappone e poi conquistare il mondo.
İkisinin de görevi parazitin örneğini ele geçirmektir.Entrambi sceglieranno di continuare la professione paterna.
Ortalama olarak insan, ömrünün yaklaşık 6 yılını rüya görmekle geçirmektedir.Un uomo in media sogna complessivamente per sei anni durante la sua vita, circa due ore per ogni notte.
Köyü yazları gelmekte ve tatillerini orada geçirmekteler.Arriva l'estate ed è tempo di vacanze.
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.Il follicolo è in una fase di riposo momentaneo.
1296 yılında, kardeşi Sempad, gücü ele geçirmek için, Toros'u boğarak öldürdü, Hetoum'u kör etti.Nel 1296 il loro fratello Sempad strangolò Thoros ed accecò Hetum allo scopo di prendere il potere.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.L'obiettivo, tuttavia, è di perdere soldi invece di guadagnarli.
Hitler'in cesedini elden geçirmekle görevlendirildi.A lui fu incaricato di prendersi cura dei resti di Hitler.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Ama leggere, giocare col computer portatile e guardare la TV e i film con la sua famiglia.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.È stato sferrato un colpo alla dirigenza politica del Paese, alla sua autorevolezza.