geçirmek ile cümle
geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.Die Countess musste sich vielen Fruchtbarkeitsbehandlungen unterziehen, um schwanger zu werden.
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.Leopold machte sich bald daran, die Österreichischen Niederlande zurückzuerobern.
Her anını her dakikasını birlikte geçirmek ister.Darauf verbringen sie jede freie Minute miteinander.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Er verbringt sehr viel Zeit mit seiner Familie.
Geceleri Grotto’da güzel kadınların kollarında ve şarapla geçirmektedir.Die Nächte verbringt er in Grotti beim Wein oder in den Armen schöner Frauen.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Er erkrankte zeitlebens immer wieder und war gezwungen, sich bei längeren Kuren zu erholen.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Sie finden eine Höhle, in der sie übernachten wollen.
Ancak bazı kuşlar kışları Hindistan'da da geçirmektedir.Nur wenige Vögel verbleiben auch im Winter im Atlantik.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Rückblick auf mein Leben.
Daha önce terk etmiş oldukları arazileri tekrar ellerine geçirmek için geri geleceklerdir.Sollen Frauen wieder dahin zurückkehren wo sie einst waren.
Çocuklar, eğitmenler gözetiminde yaz tatillerini çeşitli faaliyetlerle geçirmekteydi.Er unternahm mit seinen Schülern in den Sommerferien jeweils Ausgrabungen.
Boş zamanının büyük çoğunluğunu spor yaparak geçirmektedir.In jener Stadt verbrachte er den größten Teil seiner sportlichen Laufbahn.
Bu sırada Henry kuzeni Katerin ile birlikte biraz vakit geçirmektedir.Daraufhin söhnte sich Sophie vorübergehend mit ihrem Cousin Heinrich aus.
Grev veya başka gerekli hallerde her durumda kolektifler arasında karşılıklı yardımı hayata geçirmek.Bei Engpässen oder einer zweiten Aussaat greife gegenseitige Hilfe.
2002 yılından beri yazlarını Datça'da geçirmektedir.Seit 2002 schreibt sie selbst Drehbücher.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Beide beschließen, gemeinsam auf Reisen zu gehen.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Hierzu soll er seine Untergebenen ausgeplündert, ermordet und deren Besitz konfisziert haben.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Allerdings nicht, um ihn zu empfangen, sondern um ihn gefangen zu nehmen.
Hepsi bir bahane bularak geceyi orada geçirmek ister.Dort soll er jedoch nur eine Nacht verbracht haben.
Avustralyalı genç bir kız olan Ruth (Winslet), Hindistan'da tatilini geçirmektedir.Die junge Australierin Ruth Barron reist mit einer Freundin durch Indien.
Bir ulusu ele geçirmek ve egemenlik altına almak için iki yol var. Birisi kılıçla. Diğeri borçla.Il y a deux manières de conquérir et asservir une nation. L’une est par l’épée. L’autre par la dette.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Et, tous les deux prennent un temps pour une promenade.
Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar.Merci de faire du bruit pour eux.
Paris'te eğlenceli bir gece geçirmek için nereye gitmesini tavsiye edebileceklerini sorar.Il demande alors où il peut trouver le meilleur endroit de Paris pour passer la soirée.
Fransız halkı önceki döneme göre büyük bir evrim geçirmektedir.Côté français les choses ont évolué fortement depuis la veille.
Şok mu geçirmektedir?Vont-elles tenir le choc ?
İttihatçılar iktidarı tekrar ele geçirmek için harekete geçtiler.Les Guise ont repris le pouvoir.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Il a donc l'occasion de passer plus de temps avec lui.
Lesnar şirketi ailesi ile daha fazla zaman geçirmek için terk ettiğini iddia etti.Mero explique qu'elle a quitté la compagnie pour passer plus de temps avec sa famille.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.En effet, celui-ci est mourant et compte leur dévoiler son héritage.
Nikah kıyılma için salon Daha önceki olaylara şaşırıp kalmış olan Kontes durumu gözden geçirmektedir.La salle du mariage Le comte est embarrassé par les événements récents.
Wentzel 1970 yılında emekli oldu ve son yıllarını geçirmek için İsviçre-Ascona’ya gitti.Il prend sa retraite en 1970 et termine sa vie à Ascona en Suisse.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^Elle consacre son temps libre à la peinture et à la musique.
528'de Persler, doğu Lazika'da kaleleri ele geçirmek için İberya'dan bastırdı.En 528, les Perses poursuivent leur campagne vers l'Ibérie en capturant des forts dans l'est de la Lazique.
Agamemnon'un asıl amacı Ege denizini ele geçirmektir.Antigone a pour objectif la maîtrise complète des mers.
Botai gibi iskânlar kışı geçirmek içindi.Les colonies comme celle mise au jour à Botaï servaient à hiverner.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Il a une seule ambition : gouverner le monde.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Elle décida de consacrer plus de temps à sa famille.
Niyeti bu migfer yardimiyla Yuzugu eline gecirmektir.Pour ce faire, il joint les mains en gassho.
Bazıları kart oyunu oynarken bazıları ise son saatlerini dua ederek geçirmektedir.Puis tout le monde attend la fin : certains jouent aux cartes, d'autres prient.
Kızıl Ordu, kasabayı ele geçirmek için bir dizi karşı taarruz başlatmıştır.L'infanterie russe, sur plusieurs colonnes, veut emporter la ville.
İttifak kuvvetlerinin amacı Sivastopol'un limanı ve kalesini ele geçirmekti.Elle avait pour objectifs: prendre et sécuriser le port de Bassorah.
Bu sırada Henry kuzeni Katerin ile birlikte biraz vakit geçirmektedir.Mark passe ses journées en compagnie de son cousin Henry.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Sa seconde pensée est, non de lui résister, mais de s'en emparer.
Çift ve çocukları,zamanlarını Malibu ve New York arasında geçirmektedirler.Le couple partage son temps entre New-York et Oslo.
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.Au soir, ils sont toujours en train de boire, assis dehors.
Yaşamını 2010 yılından bu yana, Almanya'nın Frankfurt kentinde kardeşleri ve ailesiyle geçirmektedir.Il vivait jusqu'en 2004 avec ses 4 frères et sœurs au Cap-Vert.
Bazen kışlarını geçirmek üzere Amerika ve Kanada'nın sahillerine göçederler.Il peut occasionnellement être trouvé en hiver le long des côtes du Canada et des États-Unis.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Un violent orage les force à passer la nuit dans une grotte, ils tombent amoureux.
Köyü yazları gelmekte ve tatillerini orada geçirmekteler.Ils devinrent amis et passèrent leurs vacances d'été ensemble.
Ancak zamanlarının büyük çoğunluğunu pasaport ve vize dolandırıcılık soruşturmalarında geçirmektedirler.Il fait plusieurs séjours en prison pour vol et falsification de chèques.
Bloom ise gardeniada Sky ile güzel bir randevu geçirmektedir.Bloom et Sky passent une journée ensemble à Gardenia.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Des messes dominicales y sont célébrées chaque samedi soir.
Nesneye bağ: İp ucunda oluşturulacak halkayı bir nesne içinden geçirmek gerekirse Bir adi düğüm atılır.Cornement : Se dit quand, sans abaisser une touche du clavier, un tuyau parle.
Cezaevine girme sebebi de zaten sınırdan uyuşturucu geçirmektedir.Il a fait un malaise en prison à cause d'un sevrage de drogue.
Bir mezarlık Kerem geceyi bir mezarlikta uyuyarak gecirmektedir.Le soir, par manque de moyens, il se couche sur un lit de ciment.
Seninle biraz zaman geçirmek istiyorum.Quiero pasar algo de tiempo contigo.
Vakit geçirmek için kart oynadık.Jugamos a las cartas para pasar el tiempo.
Ailenle zaman geçirmek senin önceliğin olmalı.Pasar tiempo con tu familia debería ser tu prioridad.
Ailemle daha fazla zaman geçirmek istiyorum.Quiero pasar más tiempo con mi familia.