geçirmek ile cümle

geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary ile daha fazla zaman geçirmek istedi.Tom wanted to spend more time with Mary.
Boston'da vakit geçirmekten gerçekten keyif aldım.I really enjoyed my time in Boston.
Fadıl, onunla daha fazla vakit geçirmek için Leyla'nın evine gitti.Fadil went to Layla's house to spend more time with her.
Öğleden sonrayı seninle geçirmekten hoşlandım.I enjoyed spending the afternoon with you.
Tom'la vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending time with Tom.
Tom Mary ile daha fazla zaman geçirmek istiyor.Tom wants to spend more time with Mary.
Tom sadece iyi zaman geçirmek istiyor.Tom just wanted to have a good time.
Tom ile birkaç hafta geçirmek için Boston'a gittik.We went to Boston to spend a couple of weeks with Tom.
Ormanda zaman geçirmek sizin için iyidir.Spending time in forest is good for you.
Tom, Mary ile vakit geçirmekten hoşlanıyordu.Tom enjoyed spending time with Mary.
Tom Mary ile vakit geçirmekten hoşlanıyor.Tom enjoys spending time with Mary.
Hayatının geri kalanını hapishanede geçirmek istemezsin, değil mi?You don't want to spend the rest of your life in prison, do you?
Hayatının geri kalanını gerçekten Tom ile geçirmek istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life with Tom?
Hayatının geri kalanını gerçekten Boston'da geçirmek mi istiyorsun?Do you really want to spend the rest of your life in Boston?
Hayatımın geri kalanını yalnız geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life alone.
Boston'da Tom ile biraz vakit geçirmek istedim.I wanted to spend some time with Tom in Boston.
Bütün günü onu yaparak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend all day doing that.
Onu yaparak biraz zaman geçirmek istiyorum.I want to spend some time doing that.
Seyahat ederek biraz vakit geçirmek istiyorum.I want to spend some time traveling.
Boston'da biraz daha vakit geçirmek istiyorum.I want to spend some time in Boston.
Sami zimmetine para geçirmekten tutuklandı.Sami got busted for embezzlement.
Sami, Leyla ile daha fazla vakit geçirmek istedi.Sami wanted to spend more time with Layla.
Leyla başka bir kalp ameliyatı geçirmek zorundaydı.Layla had to undergo another heart surgery.
Leyla bir kalp ameliyatı daha geçirmek zorunda kaldı.Layla had to undergo another heart surgery.
Boston'da biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time in Boston.
Seninle biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time with you.
Ailenizle vakit geçirmek önemlidir.Spending time with your family is important.
Tom ve ben hayatımızın geri kalanını birlikte geçirmek istiyoruz.Tom and I want to spend the rest of our lives together.
Hayatımın geri kalanını hapiste geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life in jail.
Tom, Noeli ailesiyle birlikte geçirmek istedi.Tom wanted to spend Christmas with his family.
Tom hapishanede vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he doesn't want to spend time in jail.
Tom bütün günü sahilde geçirmek istedi.Tom wanted to spend all day on the beach.
Tom hapiste vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend time in jail.
Tom bahçede vakit geçirmekten hoşlanıyor.Tom likes to spend time in the garden.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to spend any more time in Boston.
Tom'un Boston'da daha fazla vakit geçirmek istediğini sanmıyorum.I don't think Tom wants to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time in Boston.
Tom Mary ile daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to spend more time with Mary.
Tom, Mary ile daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said he wants to spend more time with Mary.
Tom Mary ile hiç vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any time with Mary.
Tom çocuklarıyla vakit geçirmek istiyordu.Tom wanted to spend time with his children.
Tom hapishanede vakit geçirmek zorunda değildi.Tom didn't have to spend time in jail.
Tom, kendi başına biraz zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said that he wanted to spend some time by himself.
Tom bütün günü bunu yaparak geçirmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to spend all day doing that.
Sami hayatının geri kalanını hapiste geçirmek istemiyordu.Sami didn't want to spend the rest of his life in jail.
Sami zor zamanlar geçirmek zorunda kaldı.Sami had to go through hard time.
Sami zimmetine para geçirmekle suçlandı.Sami was accused of embezzlement.
Sami akşamını Leyla ile geçirmek istedi.Sami wanted to spend his evening with Layla.
Sami, Leyla ile birkaç gün geçirmek için Kahire'ye gidiyordu.Sami was going to Cairo to spend a few days with Layla.
Bir barda zaman geçirmektense bir müzede zaman geçirmeyi tercih ederim.I'd rather spend time in a museum than at a bar.
Tom ve ben birlikte vakit geçirmekten hoşlanırız.Tom and I like spending time together.
Tom ile vakit geçirmekten keyif aldım.I enjoyed spending time with Tom.
Hayatımın geri kalanını burada geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life here.
Boş zamanlarınızı geçirmek için en sevdiğiniz yol nedir?What's your favorite way to spend your free time?
Avustralya'da yaklaşık üç ay geçirmek istiyoruz.We'd like to spend about three months in Australia.
Doğum gününü hastanede geçirmek zorunda kalmaktan korkuyordu.He dreaded having to spend his birthday in the hospital.
Doğum gününü hastanede geçirmek zorunda olmasından ötürü çok üzgündü.He was very unhappy about having to spend his birthday in the hospital.
Geceyi seninle geçirmek istediğimi nereden çıkardın?What makes you think I want to spend the night with you?
Tom, burası Boston'da üç gün daha geçirmek istediğini söyledi.Tom said that he wants to spend another three days here in Boston.

İlgili Sayfalar