geçirmek ile cümle
geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Jeg indså, at min opgave var at vække mulighederne i andre mennesker.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.제 일은 다른 이들의 능력을 일깨우는 것이라는 깨달음이죠.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Rájöttem, hogy az én dolgom az, hogy más emberekben felébresszem a lehetőséget.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Saya tersadar bahwa tugas saya adalah untuk membangkitkan kebermungkinan dalam diri orang lain.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Tôi đã nhận ra nhiệm vụ của mình là đánh thức những tiềm ẩn bên trong người khác.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Uvědomil jsem si, že mým úkolem je povzbuzovat jiné lidi.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Uvedomil som si, že mojou prácou bolo prebudiť možnosti v iných ľuďoch.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Zrozumiałem, że moja praca polega na budzeniu możliwości w innych.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Κατάλαβα πως η δουλειά μου ήταν να αφυπνίσω τις δυνατότητες των άλλων.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Осъзнах, че моята работа е да създавам възможности за другите.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Я зрозумів, що повинен пробуджувати в інших людях їхні приховані можливості.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.Я понял, что должен пробуждать в других людях интерес и веру.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti."בן, מה קרה?" זה מה שקרה. הבנתי שמשימתי היא לעורר אפשרויות אצל אחרים.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.لقد أدركت أن وظيفتي هي إيقاظ القدرات في الأشخاص الآخرين
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.そしてもちろん、自分にそれができているのかを知りたいと思いました
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.A trebuit să suţinem o oră din film cu un personaj.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Chúng tôi phải xây dựng một bộ phim trong 1 giờ với một nhân vật.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Eén uur film met een personage.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.우리는 가공의 캐릭터로 영화의 한시간 분량을 책임져야 했어요.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Musieliśmy stworzyć godzinę filmu z naszym bohaterem.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Nous avions pour mission de créer un personnage pendant une heure du film.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Teníamos que lograr una hora de la película con un personaje.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Wir mussten eine Stunde des Filmes mit einer Figur füllen.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Έπρεπε να καταφέρουμε μία ολόκληρη ώρα ταινίας με αυτόν το χαρακτήρα.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Нам нужно было обеспечить игру главного персонажа в течении часа.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Нам потрібно було забезпечити гру персонажа протягом години фільму.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Трябваше да създадем едночасов филмов материал с героя.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.משכנעים ומבטיחים אחד את השני שנוכל למעשה לעשות את זה. היינו צריכים להחזיק שעה מהסרט עם הדמות הזו.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.كان علينا أن نكرس ساعة من الفيلم للشخصية .
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.しかもSFX映画ではないので 本物の人間らしくなければなりませんでした
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Dovevo affrontare la realtà e cambiare, e quella fu la seconda decisione.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Je devais réaliser que si j'avais un problème, c'était à moi de le changer.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.제가 현실을 직시하고 변화를 각오해야 했죠. 그리고 그것이 두번쨰 결정이었어요.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Tinha que enfrentar a realidade e mudar. Foi essa a segunda decisão.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Tôi phải đối diện với thực tế và thay đổi nó, đó là quyết định thứ hai của tôi.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Tuve que confrontar mi realidad y hacer un cambio, y esa fue la segunda decisión.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.Нужно было изменить отношение к реальности, это было моим вторым решением.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.אולי לא היה הדבר הכי טוב בשבילי. הייתי צריך להתמודד עם המציאות ולעשות שינוי,
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.كان علي مواجهة واقعي و إحداث تغيير، و هذا كان هو القرار الثاني.
Gerçeğimle yüzleşip değişim geçirmek zorundaydım ve ikinci karar buydu.それが2つ目の決断だった もうけがをしたくないという気持ちには 様々な側面があったが
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Chceme jít za starými lidmi, být s nimi a zaznamenat jejich životní příběhy.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Chcemy spędzać czas ze starszymi osobami, słuchać i nagrywać ich opowieści.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Haluamme viettää aikaa vanhusten kanssa ja kuunnella heidän tarinoitaan ja nauhoittaa ne.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.우리는 노인들과 함께 시간을 보내며 그들의 이야기를 듣고 구전 역사를 기록하고 싶어요.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz."Nous voulons passer du temps avec les personnes âgées pour écouter leurs histoires voire les enregistrer."
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Queremos pasar tiempo con las personas mayores y escuchar y grabar sus historias.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz."Queremos passar tempo com os idosos, "ouvir e gravar as suas histórias.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Vi vill spendera lite tid med gamla människor och lyssna till deras historier och spela in deras berättelser.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Vi vil ud og tilbringe tid med de gamle mennesker og høre deres historier og optage deres mundtlige historier.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Vogliamo passare del tempo con gli anziani, sentire i loro racconti e registrare le loro storie.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Vrem să mergem la bătrîni, să stăm cu ei, să le ascultăm poveștile și să înregistrăm tradiția orală.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Wir wollen Zeit mit alten Menschen verbringen und uns ihre Geschichten anhören und aufschreiben.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Искаме да прекараме известно време с по-възрастните и да чуем и запишем техните истории.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Ми хочемо проводити час із старшими людьми, слухати їх розповіді і записувати історію з їх вуст.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.Мы хотим провести время со стариками, послушать и записать их истории.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.אנחנו רוצים ללכת ולהשקיע זמן עם האנשים הזקנים ולשמוע את הסיפורים שלהם ולהקליט את ההיסטוריה שיספרו בעל פה.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.نريد أن نذهب ونقضي وقتا مع كبار السن ونسمع قصصهم ونقوم بتسجيل تاريخهم الشفهي.
Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz.歴史を記録に残したい ドッグシェルターでボランティア
Guatemala'da, CIA'ın yaptığı Amerikan gücünü her yönüyle harekete geçirmekti.CIA mobiliserade Förenta staternas alla makt aspekter i Guatemala.
Guatemala'da, CIA'ın yaptığı Amerikan gücünü her yönüyle harekete geçirmekti.CIA urobila v Guatemale to, že zmobilizovala všetky aspekty amerického vplyvu.