geçirmek ile cümle

geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün düşüncesi yüzüğü ele geçirmektir.Ez a reakció a gyűrű teljes felnyílásával jár.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Szokás, hogy a vasárnapi reggeli misén megjelennek az emberek a szombati mulatság után.
Saldırı takımının amacı harita üzerinde bulunan ana noktaları ele geçirmek ( O1,O2 noktalarını).Ezen a pályán csak az számít, hogy a támadók elfoglalják a fő pontot (E).
Çoğu kanal spesifik bir iyonu geçirmek için özelleşmiştir.A csatorna részben animére specializálódott.
Boş zamanının büyük çoğunluğunu spor yaparak geçirmektedir.Mitchell legtöbb idejét futással tölti.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.A társaság végül egy barlangban talál menedéket, ahol lepihennek éjszakára.
Her anını her dakikasını birlikte geçirmek ister.És minden percet élvezve.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Betegsége miatt később sok időt töltött Párizsban.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Később mégis újra elmegy hozzá.
Yayılım: Yayılım bir kuruluşun yaklaşımını yaşama geçirmek için neler yaptığını içerir.Csabakó temáe: a csabakó temáe (茶箱手前) egy kültéri teaszertartás gyakorlását jelenti.
Ailesi ile zaman geçirmekten çok hoşlanmaktadır.Szabadidejét legszívesebben családjával tölti.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.A hatalmat keresni: elhagyni az Erő útját.
2002 yılından beri yazlarını Datça'da geçirmektedir.Ezt 2002 óta használják a G Data-nál.
Hatta önermekle de kalmaz bunu yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar.Ha még hihető is az elv, akkor is unalomhoz vezetne.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.Hullulla tiedemiehellä, tohtori Protonilla on aikeena vallata maailma hänen robottiarmeijallaan.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Hän kuitenkin halusi viettää enemmän aikaa perheensä kanssa.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Hänellä on vain yksi tavoite, universumin hallinta.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.He lötävät pienen yösijan metsästä, johon jäävät nukkumaan.
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.Nykyään titaani viettää rauhallisempaa elämää.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Taulun aihe on leppoisa sunnuntaipäivä puistossa, jossa ihmiset viettävät vapaa-aikaansa.
Aztek kaynaklarına göre ise İspanyollar Aztek altınlarını ele geçirmek için bu şekilde davranmıştır.Asteekit väittivät että espanjalaiset halusivat ryöstää heidän kultakorunsa.
Daha sonra tatilini geçirmek için sürekli bu bölgeye geldi.Myöhemmin hän kävi siellä lomilla.
Fakat bu sefer dizinden sakatlanan Ferguson, ameliyat geçirmek zorunda kaldı.Mutta tällä kertaa Antoniuksen johtama itäinen armeija oli joutunut piiritetyksi.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Hän jatkoi seurassa vielä seuraavan kauden.
Uyku apnesi tespit edilen hastalarda vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.Epäillyissä yliannostustapauksissa tulisi hakeutua lääkärin hoitoon välittömästi.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Niiden tavoitteena oli valloittaa maailma.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Ilomantsin nähtävyydet Kerran elämässä.
Ardından yeniden son haftasını geçirmek üzere bodruma döndü.He pääsevät viime hetkellä takaisin luolaan.
Savaş kesinlikle adaları ele geçirmek gayesiyle yapılmamıştı.Rauta ei liene tullut samaan aikaan kuin kaupunkeja tuhottiin.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Poliittista oppositiota ei ollut ja hän keskitti kaiken vallan itselleen.
Cansu ise yetimhanede çok kötü günler geçirmektedir.Ο Ντάιερ πέρασε το μεγαλύτερο μέρος της παιδικής του ηλικίας σε ορφανοτροφείο.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Καθ' όλη τη διάρκεια της ζωής του είχε τάσεις κατάθλιψης και συχνά έπασχε από κρίσεις ηττοπάθειας.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Οι δυο τους έρχονται κοντά και περνούν αρκετό χρόνο μαζί.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.Dr. Proton er en galning som er fast besluttet på at overtage Jorden med sin hær af Techbots.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Det er altså ikke et spørgsmål om at få opmærksomhed, men et spørgsmål om at få hjælp.
1945'teki ilk önemli görevi ABD'nin Birleşmiş Milletler'e katılma kararını Senato'dan geçirmekti.1945 - Det amerikanske senat godkender USA's optagelse i FN.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Dette kan forhindre at giften optages i kroppen.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^I sin fritid holderer hun af at skrive, male og lave musik.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."Hvis jeg ser ham, vil jeg gerne tale med ham.'
Şok mu geçirmektedir?Et anfald af Weltschmerz?
Ama yaz tatillerini Vigo'da geçirmekte idi.Ferierne tilbragte han hjemme i Karlbo.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Derefter deltog han i forsøget på at erobre Stalingrad.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Han var hele livet igennem plager af alvorlig sygdom og var ofte bundet til sengen.
Bitez sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin yeridir.Det var jo meningen, at det skulle have været en hyggelig ferie.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Han ønsket også å tilbringe mere tid med sin familie.
Fransızların bu sıradaki asıl amacı Namur'u ele geçirmekti.Franskmennene hadde klart målet sitt med å erobre Namur.
Bu çerçevede, 31 Temmuz'da Ordu Saarbrücken'i ele geçirmek için Saar Nehri'nden ileriye doğru yürüdü.31. juli rykket denne over elven Saar for å innta Saarbrücken.
Bu tarz savaşmanın amacı toprak kazanmak değil kaynakları ele geçirmek ve prestij sağlamaktı.Hensiktene med disse var vanligvis ikke å skaffe seg territorium, men å erobre ressurser og sikre prestisje.
Çoğunluğu şehirlerde yaşayanlar yaz tatilini köyünde geçirmektedir.Mesteparten av befolkningen tar ferie på disse dagene.
Sonraki yıl, Karam Allah Ekvator'u ve Emin Paşa'yı ele geçirmek için güneye hareket etti.Året etter marsjerte Karam Allah sydover for å erobre Ekvatorialprovinsen og fange Emin.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Om kvelden samles de også i store flokker i skogen for å overnatte, de sover i underskogen.
Zaten, yeni arkadaşı Clea ile harika vakit geçirmektedir.Her har hun og venninnen Lucie noen flotte dager.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Keiseren viste til den politiske nødvendigheten av unionen, men kunne bare sette den gjennom med makt.
Ordu ve sadrazam ise kış geçirmek üzere Edirne'ye döndü.Både den prøyssiske og østerrikske arméen trakk seg så tilbake for vinteren.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Han deltok deretter i forsøket på å ta Stalingrad.
Savonarola'nın rejiminin sona erdirilmesi sırasında Floransa devlet idaresi büyük bir kriz geçirmekte idi.Slutten av Salomos regjeringstid representerer ifølge teksten et forfall.
Bitez sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin yeridir.Stedet passer for barnefamilier og de som vil ha det litt rolig i ferien.
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.Leopold segera mencoba merebut kembali Belanda Austria.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Dia juga mengatakan ia ingin menghabiskan lebih banyak waktu dengan keluarganya.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.1799 - Napoleon merebut kekuasaan di Prancis.

İlgili Sayfalar