geçirmek ile cümle
geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
General Mardonius kuvvetleri ise kışı geçirmek üzere Boeotia ve Teselya'da kaldılar.Mardonios och hans armé lämnades kvar i Thessalien över vintern.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Han avbröts ofta i sitt arbete av sjukdom och tillbringade mycket tid på sjukhus.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Organisationens mål är att ta över världen.
Çoğu kanal spesifik bir iyonu geçirmek için özelleşmiştir.De flesta sändlistor behandlar ett specifikt ämne.
Ordu ve sadrazam ise kış geçirmek üzere Edirne'ye döndü.Både den preussiska och den österrikiska armén drog sig tillbaka för vintern.
Bundaki gayeleri personelinin denizaltıyı terk etmesini sağlamak ve batmasına izin vermeden ele geçirmekti.Militären begärde, och fick, tillstånd från överbefälhavaren att dra loss ubåten från grundet.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Через хворобу проводить більшість часу в лікарні.
Oluşturanların esas düşüncesi kahramanların özelliklerini oyundaki hareket tarzına geçirmektir.Головною ідеєю розробників є перенести характери героїв на їх поведінку в грі.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^У вільний час пише, створює музику і малює.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Там її вірмени й розшукали та викупили.
Yaklaşık 5 ay boyunca Ruslar, bu kasabayı ele geçirmek için savaştı.Через 5 місяців облоги місто було взяте росіянами.
John Gage Davide bir gecelik Diana ile gece geçirmek için 1 milyon dolar para teklif eder.Там Даяну помічає мільярдер Джон Гейдж та пропонує жінці мільйон доларів за ніч із ним.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Його основна ціль – заволодіти світом.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Діти проводять більшість часу в родині.
Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar.Самці приваблюють самиць гучними клацаючими звуками для парування.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Мета його життя — підкорити світ.
İdari ve adli yargıyı ele geçirmek.Правосуддя і судове адміністрування.
Bu nedenle Acar'la vakit geçirmek zorunda kalıyor.Він досі сумує за Акарі.
Şok mu geçirmektedir?Для оточуючих шок.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Щоб розвіятись пара вирішує прогулятися до парку.
Tom'la birkaç gün geçirmek istiyorum.Я хотів би провести кілька днів із Томом.
Daha sonra tatilini geçirmek için sürekli bu bölgeye geldi.Navíc sem často jezdíval trávit své dovolené.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Ti totiž chtěli více času trávit se svými rodinami.
Bunu engellemek için sınırı güneyden geçirmek gerekir.” ."Naše hranice stojí za to bránit.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Kvůli svým zdravotním problémům si také často pobyl v nemocnici.
Lukanov 1992 yılında zimmetine para geçirmekle suçlandı ve tutuklandı ancak suçlamalar yakın zamanda düştü.V roce 1992 byl Lukanov zatčen a obviněn ze zpronevěry, brzy byl však propuštěn a obvinění se neprokázala.
Holt diziye geri döneceğini açıklamakla birlikte ailesiyle daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Přeje si, aby Julia trávila více času doma.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Takže jsem musel sáhnout dozadu napříč mým životem.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.Královna měla problémy udržet těhotenství.
Bunları ele geçirmek için hava desteği ve takım çalışması şart.Potřebuje pevnou ruku a výcvik.
Ama yaz tatillerini Vigo'da geçirmekte idi.Letní prázdniny trávil v Arnolci.
Viridiana büyük bir değişim geçirmektedir.Dnes zažívá Bogside velké změny.
Bu grubun amacı Wolverine'i ele geçirmek ve eğitmektir.Delta Force Volka chytí a vyslýchají.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Autorka miluje čtení knih, vyšívání, zahradničení a ráda také tráví čas se svými vnoučaty.
Bu şarkıyı, stadyumda seslendirirken harika zaman geçirmek için yazdım.Většinu času s tímto vydavatelstvím strávili zpíváním na rodeích.
Trireme ilk ortaya çıktığında asıl amaç düşman gemisini borda edip ele geçirmek değil, vurup batırmaktı.Lo, bylo to poprvé, co vystřelila na nepřátelskou loď, ale minula.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mají ho vzít, mrsknout ho tam a zničit.
Fakat ağır basan hedef, Berlin'i ele geçirmekti.Dar obiectivul de căpătâi era cucerirea Berlinului.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Toată lumea știa că avea în plan cucerirea întregii lumi.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Îi plac filmele, shoppingul, cititul și petrecerea timpului cu familia.
Bu bölümde Michael Scofield kaçış planını tekrar gözden geçirmektedir.Michael Scofield va folosi această cooperare, la planul său de evadare.
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.El își urăște foarte tare mama, pe Lois Griffin și își dorește să o ucidă.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.În timp ce Bohemond era departe, Alexios a trimis o armată pentru a reocupa Antiohia și orașele Ciliciei.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Ea plănuia să îl omoare și să moștenească toată averea.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Esențial nu e să cucerești ci să lupți bine. ”
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.La aceste momente curentul este aproape calm.
Kelime kökeni Yunanca'dan gelmektedir ve "harekete geçirmek" anlamını taşır.Termenul vine din greacă, însemnând "punere înainte".
Geceyi geçirmek üzere burada durmaya karar verir.Nu pot rezolva problema, astfel că se pregătesc să-și petreacă noaptea aici.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.Reușește să îi facă sa lupte unii cu ceilalți după care îi învinge.
1945'teki ilk önemli görevi ABD'nin Birleşmiş Milletler'e katılma kararını Senato'dan geçirmekti.1945: Senatul american și-a dat acordul asupra participării SUA la Consiliul Națiunilor Unite.
Daha sonra tatilini geçirmek için sürekli bu bölgeye geldi.Aici venea ori de câte ori era în concediu.
Kleopatra oğlunu tahtı ele geçirmek için öldürdü.Cu toate acestea, Ptolemeu și-a ucis fiul pentru a-i lua soția.
Topu rakip kale direğinin üstünden geçirmek 1 puan değerindedir.Fiecare aruncare de la linia de aruncări libere va valora 1 punct.
Mişima özel bir ordu kurar ve amacının imparatoru yeniden devletin başına geçirmek olduğunu ilan eder.El a cerut organizarea unei lovituri de stat, care să restituie Împăratului puterea sa inițială.
Düşük pH değeri, ayrıca pepsinozin adı verilen sindirim enzimini harekete geçirmekte kullanılmaktadır.Valoarea mică a pH-ului favorizează activarea pepsinogenului, precursorul pepsinei.
Ancak zamanlarının büyük çoğunluğunu pasaport ve vize dolandırıcılık soruşturmalarında geçirmektedirler.Ei rezolvă majoritatea problemelor lor folosind judecăți rapide și intuitive.
Seneye martta geldiğimde İstanbul'da olacaksan seninle biraz zaman geçirmek isterim.Aș vrea să petrec puțin timp cu tine dacă vei în Istanbul când voi veni, în martie, anul viitor.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Legtöbb idejét családjával tölti.
Hepsi bir bahane bularak geceyi orada geçirmek ister.Mindünknek kell valami, ami átvezet az éjszakán.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.A többiek egyenként szállingózva utánuk.