geçirmek ile cümle
geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, Karahanlıların Horasan'ı ele geçirmek için yaptıkları son büyük teşebbüs oldu.Foi a a última grande ação dos flibusteiros.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.A duquesa foi examinada por muitos médicos sem que a gravidez se confirmasse.
Viridiana büyük bir değişim geçirmektedir.Hollywood estava passando por grandes mudanças.
Hayatının geri kalanını hapiste mi geçirmek istiyorsun?Você quer passar o resto da sua vida na prisão?
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Het belangrijkst is niet, om veroverd te hebben, maar om goed gevochten te hebben."
Botai gibi iskânlar kışı geçirmek içindi.Nederzettingen als Botaj dienden het overwinteren.
Angela bir haftasonunu gecirmek için Roy'un evine gelir.George rijdt naar het huis van Angela om er de rest van de vakantie door te brengen.
Savaş kesinlikle adaları ele geçirmek gayesiyle yapılmamıştı.De invasie richtte zich niet direct op de verovering van havens.
Bu bayrağı ele geçirmek oldukça zor olacak.Dit maakt herkenning van een dergelijke vlag moeilijk.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Hij maakte de Slag om Stalingrad mee.
Kharon ölü ruhlarını geçirmek için para alır.Gaunt wil de zielen, die hij na hun dood in bezit kreeg, met zich meenemen.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Door zijn slechte gezondheid bracht hij veel tijd in het ziekenhuis door.
Bu sırada tekrar ortaya çıkan Jasmine'in babası, onunla vakit geçirmek ister.Bovendien zit de vader van Jasper alweer boven te wachten.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Hij wilde meer tijd doorbrengen met zijn gezin.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Hij heeft maar een doel: het heelal vernietigen.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Ook smeedde hij er zijn plan om de wereld te veroveren.
Kuşlar çoğunlukla kışları geçirmek üzere güney Asya'ya göç ederler.Aziatische vogels zijn meestal trekvogels die in de winter naar het zuiden trekken.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.Terwijl Bohemund weg was, zond Alexios troepen om Antiochië en steden in Cilicië te bezetten.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Daar zijn gezondheid door de gevangenschap zeer geleden had, moest hij een lang herstel ondergaan.
Kışı geçirmek için uzun mesafe göçmendirler.Daardoor komen er veel trekvogels om te overwinteren.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Ze hield van lezen, schilderen, gedichten schrijven en had een goede relatie met haar vader.
İki yıl sonra Hükümet fonlarını zimmete geçirmek suçundan 7 yıl hapis cezasına mahkûm oldu.In oktober werd er tegen de twee agenten een gevangenisstraf van zeven jaar uitgesproken.
Bunlar kişi kendi kışlalarında geçirmek istemekteydiler.Ze woonden in hun herenhuis te Tielt.
Şu sıralar halen bu kulüptedir ve en iyi yıllarını geçirmektedir.Bij deze club kende hij zijn beste periode.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.In 1799 vluchtte Napoleon terug naar Parijs om daar de macht in Frankrijk te grijpen.
En azından yazı geçirmek istedim.Anders gezegd, schrijven deed men door te tekenen.
Hayatımın geri kalanını pişmanlık duyarak geçirmek istemiyorum.Ik wil er niet de rest van mijn leven spijt van hebben.
Ailesi ile zaman geçirmekten çok hoşlanmaktadır.Lubią spędzać czas ze swoim wujem.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Tłumaczył, że chce spędzać więcej czasu z rodziną.
Şok mu geçirmektedir?Przeżywa szok.
Böylece iktidarı eline geçirmek için destek sağlamak istemekteydi.Skąd miał jeszcze siły, aby mu pomóc?
Nevzat Aydın zamanının önemli bir kısmını gençler ve girişimcilere destek vererek geçirmektedir.Dlatego część swego majątku przeznacza na pomoc młodym, utalentowanym ludziom.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^W wolnym czasie pisze, maluje i komponuje muzykę.
Hitler'in cesedini elden geçirmekle görevlendirildi.Uczestniczył w spaleniu zwłok Hitlera.
Mahrez büyüdükten sonra, tatillerini düzenli olarak Cezayir'de geçirmekteydi.Z tego też powodu, w czasach swojej młodości Mahrez często spędzał wakacje w Algierii.
Şahraplakan, dağ geçitlerini ele geçirmek amacıyla Sünik'e kadar toprakları geri aldı.Szahraplakan odzyskał ziemie aż do Sjunik, by zająć przełęcze górskie.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Ukrywają się w jaskini i tam spędzają noc.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Niestety, wszystko odbywało się kosztem jej własnego zdrowia, przez co musiała się długo regenerować.
Bu politikanın başlıca amacı; XII. Louis'nin 1513'te kaybettiği Milano bölgesini yeniden ele geçirmekti.Jego celem było odzyskanie utraconego przez Ludwika XII w roku 1512 Księstwa Mediolanu.
Chigurg ise parayı ele geçirmek istemektedir.JCVD musi zdobyć pieniądze.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mają nadzieję, że w ten sposób przejmą jego majątek.
Acımasız ve zalimdir ve en büyük isteği dünyayı ele geçirmektir.Zimny, bez litości, chce być panem wszechświata.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Jego celem był podbój naszego świata.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Ze względu na chorobę przebywał dłuższy czas na urlopie.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Cieszy się że chciał spędzić z nią czas.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Lubi słuchać muzyki, czytać książki, oglądać filmy, spotykać się z przyjaciółmi.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Armii w zdobyciu Stalingradu.
Başlığın ilgisini çektiği Warhol, gözden geçirmek için senaryoyu aldı.Warhol malował pieniądze, ponieważ chciał je posiadać.
Rusya ise Azak Kalesi'ni ele geçirmekle beraber Azak Denizi'nde donanma bulunduramayacaktı.Rosja dążyła do zdobycia na wschodzie niezamarzającego portu morskiego.
William’ın astronomiye olan ilgisi, geceleri vakit geçirmek için yaptığı bir hobi olarak başlamıştır.Williams intresse för astronomi började som en hobby för att fördriva tiden under sömnlösa nätter.
Genç Seneca ise Agrippina ile ilişki kurmak ve zimmetine para geçirmekle itham edildi.Seneca anklagades för att samarbeta med Agrippina och för förskingring.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Anledningen var att han ville tillbringa mer tid med sin familj.
Steve Stifler’ın kardeşi Matt yaz tatilini bir bando kampında geçirmekle cezalandırılır.Matt, som är Steve Stiflers lillebror, tvingas att tillbringa sommaren på ett musikläger.
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.Samtidigt hyste han agg mot sin mor Lois Griffin och ville döda henne.
Buna ilaveten, Seneca bir kere zimmetine para geçirmekle suçlandı.Dessutom anklagades Seneca ännu en gång för förskingring.
Kelime kökeni Yunanca'dan gelmektedir ve "harekete geçirmek" anlamını taşır.Dialog kommer från grekiskan och betyder 'genom samtal'.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Under arbetet reviderade jag min uppfattning.
Bazen kışlarını geçirmek üzere Amerika ve Kanada'nın sahillerine göçederler.Vintertid kan den ibland uppträda utmed USA:s och Kanadas kuster.
Viridiana büyük bir değişim geçirmektedir.I Europa är carrom på stark frammarsch.
Filleri sallarla karşıya geçirmek güçtü, çünkü sala çıkmıyorlardı.Soldaterna fick äta utomhus eftersom det inte fanns några matsalar.