geçirme ile cümle
geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Leyla bir kalp ameliyatı daha geçirmek zorunda kaldı.Layla had to undergo another heart surgery.
Tom, Mary'nin iyi vakit geçirmediğini fark etmedi.Tom didn't realize that Mary wasn't having a good time.
Tom iyi zaman geçirmediğini söyledi.Tom said he wasn't having a good time.
Tom günü Mary ile birlikte geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to spending the day with Mary.
Tom'un yaz tatilini nerede geçirmeyi planladığını bilmiyorum.I don't know where Tom is planning to spend his summer vacation.
Boston'da biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time in Boston.
Seninle biraz vakit geçirmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to spending some time with you.
Seninle biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time with you.
Ailenizle vakit geçirmek önemlidir.Spending time with your family is important.
Sadece seninle zaman geçirmem gerekiyor.I just need to spend time with you.
Tom ve ben hayatımızın geri kalanını birlikte geçirmek istiyoruz.Tom and I want to spend the rest of our lives together.
Hayatımın geri kalanını hapiste geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life in jail.
Tom'un Boston'da iyi vakit geçirmesi gerek.Tom should have a good time in Boston.
İyi bir gün geçirmedim.I didn't have a good day.
Tom, Noeli ailesiyle birlikte geçirmek istedi.Tom wanted to spend Christmas with his family.
Tom bir kurşun geçirmez yelek giyiyor.Tom is wearing a bulletproof vest.
Umarım Tom sakatlık geçirmemiştir.I hope Tom didn't get injured.
Tom, Mary ile biraz zaman geçirmeyi dört gözle bekliyor.Tom is looking forward to spending some time with Mary.
Tom hapishanede vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he doesn't want to spend time in jail.
Tom, neredeyse çocuklarıyla hiç vakit geçirmez.Tom hardly ever spends time with his children.
Tom bütün günü sahilde geçirmek istedi.Tom wanted to spend all day on the beach.
Tom hapiste vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend time in jail.
Tom bahçede vakit geçirmekten hoşlanıyor.Tom likes to spend time in the garden.
Tom, Mary'nin iyi zaman geçirmesini istedi.Tom wanted Mary to have a good time.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to spend any more time in Boston.
Tom'un Boston'da daha fazla vakit geçirmek istediğini sanmıyorum.I don't think Tom wants to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time in Boston.
Ne Tom ne de Mary Avustralya'da vakit geçirmedi.Neither Tom nor Mary has spent time in Australia.
Tom Mary ile daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to spend more time with Mary.
Tom, Mary ile daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said he wants to spend more time with Mary.
Tom Mary ile hiç vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any time with Mary.
Tom çocuklarıyla vakit geçirmek istiyordu.Tom wanted to spend time with his children.
Tom hapishanede vakit geçirmek zorunda değildi.Tom didn't have to spend time in jail.
Tom'un ana-babası onunla hiç vakit geçirmedi.Tom's parents never spent time with him.
Tom'un anne-babası onunla hiç zaman geçirmemiş.Tom's parents never spent time with him.
Tom, kendi başına biraz zaman geçirmek istediğini söyledi.Tom said that he wanted to spend some time by himself.
Tom bütün günü bunu yaparak geçirmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to spend all day doing that.
Sami hayatının geri kalanını hapiste geçirmek istemiyordu.Sami didn't want to spend the rest of his life in jail.
Sami geceyi onunla geçirmesi için Leyla'yı davet etti.Sami invited Layla to spend the night with him.
Sami zor zamanlar geçirmek zorunda kaldı.Sami had to go through hard time.
Sami zimmetine para geçirmekle suçlandı.Sami was accused of embezzlement.
Sami akşamını Leyla ile geçirmek istedi.Sami wanted to spend his evening with Layla.
Sami zimmetine para geçirmeye başladı.Sami started embezzling money.
Sami, Leyla ile birkaç gün geçirmek için Kahire'ye gidiyordu.Sami was going to Cairo to spend a few days with Layla.
Tom, Boston'da birkaç gün geçirmeyi planlıyor.Tom plans to spend a few days in Boston.
Tom'un iyi vakit geçirmemesi umurumda değil.I don't care that Tom isn't having a good time.
Bir barda zaman geçirmektense bir müzede zaman geçirmeyi tercih ederim.I'd rather spend time in a museum than at a bar.
Tom ve ben birlikte vakit geçirmekten hoşlanırız.Tom and I like spending time together.
Tom ile vakit geçirmekten keyif aldım.I enjoyed spending time with Tom.
Hayatımın geri kalanını burada geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life here.
Boş zamanlarınızı geçirmek için en sevdiğiniz yol nedir?What's your favorite way to spend your free time?
Avustralya'da yaklaşık üç ay geçirmek istiyoruz.We'd like to spend about three months in Australia.
Tom, yazı Avustralya'da geçirmelidir.Tom ought to spend the summer in Australia.
Hoşça vakit geçirmeye çalış.Try to have fun.
Ömrümün geri kalanını burada geçirmeyi düşünüyorum.I plan to stay here for the rest of my life.
Tatoeba'da çeviri yapmak, boş zamanlarınızı geçirmenin iyi bir yoludur.Translating for Tatoeba is a good way to spend your free time.
Yılbaşı gecesini ailesi yerine onunla geçirmeyi seçti.He chose to spend New Year's Eve with her rather than with his family.
Doğum gününü hastanede geçirmek zorunda kalmaktan korkuyordu.He dreaded having to spend his birthday in the hospital.
Doğum gününü hastanede geçirmek zorunda olmasından ötürü çok üzgündü.He was very unhappy about having to spend his birthday in the hospital.