geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Seninle zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with you.
Onlarla zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with them.
Onunla zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with him.
Seninle bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with you.
Onlarla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with them.
Onunla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with him.
Muhtemelen Tom'la daha fazla zaman geçirmeliyim.I should probably spend more time with Tom.
Tom muhtemelen Mary ile daha fazla zaman geçirmeli.Tom should probably spend more time with Mary.
Tom kurşun geçirmez bir yelek giymişti.Tom was wearing a bulletproof vest.
Tatilini geçirmek için nereye gitmek istiyorsun?Where do you want to go and spend your vacation?
Akşamlarımızı nasıl geçirmeliyiz?How should we spend our evenings?
Bütün günü seninle geçirmek istiyorum.I want to spend the whole day with you.
Dan Linda'dan geceyi onunla geçirmesini istedi.Dan asked Linda to spend the night with him.
Raporu gözden geçirmek için vaktiniz var mıydı?Did you have time to look over the report?
Sizin iç geçirmeniz boşuna - Ben sizin fantezinizi yerine getirmeyeceğim.Your sighs are in vain - I will not fulfil your fantasy.
Sanırım Tom'la zaman geçirmek hoşuna gidecek.I think you're going to enjoy spending time with Tom.
Sosyal Demokratlar seçim günü yeterince seçmeni harekete geçirmeyi başaracak mı?Will the Social Democrats succeed in mobilizing enough voters on Election Day?
Geceyi onunla geçirmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to spend the night with her.
Hiç bir misafir olmadan evde bir akşam geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are waiting impatiently to spend an evening at home with no guests.
Bütün hayatımı burada geçirmek istemiyorum.I don't want to spend my whole life here.
Bütün hayatımı orada geçirmek istemedim.I didn't want to spend my whole life there.
Karım ve ben birlikte evde vakit geçirmeyi tercih ediyoruz.My wife and I prefer to spend time at home together.
Kocam ve ben evde birlikte zaman geçirmeyi tercih ediyoruz.My husband and I prefer to spend time at home together.
Farklı diller öğrenmek için bir web sitesi olan tatoeba.org'u gözden geçirmen gerekir.You should check out tatoeba.org, a website for learning different languages.
Parayı ona vermeyi aklından bile geçirme.Don't even consider giving him the money.
Bu pencereler kurşun geçirmez.These windows are bulletproof.
Birlikte vakit geçirmek benim için önemli.Spending time together is important to me.
Başkanın arabası kurşun geçirmez.The president's car is bulletproof.
Tom ilk kez bir hastanede birkaç hafta geçirmedi.This isn't the first time that Tom has spent a couple of weeks in a hospital.
Sen ve eşin birlikte vakit geçirmeniz gerekir.You and your spouse should spend time together.
Birlikte zaman geçirmek önemli.Spending time together is important.
O, iyi vakit geçirmeyi sever.She likes to have a good time.
Bu pencere kurşun geçirmez.This window is bulletproof.
Bu cam kurşun geçirmez.This window is bulletproof.
Hiç ciddi bir hastalık geçirmediğin doğru mu?Is it true that you've never had a serious illness?
O gün biz bazı arkadaşlar ile güzel bir akşam geçirmek istiyoruz.On that day we want to spend a pleasant evening with some friends.
Biri bunu gözden geçirmeli.Someone should look into this.
RMS Titanik 16 tane su geçirmez bölmeye ayrıldı.The R.M.S. Titanic was divided into 16 watertight compartments.
Kaza geçirme ihtimaline karşın biz her zaman bir emniyet kemeri takmak zorundaydık.We always had to put on a safety belt in case we had an accident.
Tom şehirden zimmetine para geçirmekle suçlandı.Tom was charged with embezzling money from the city.
Tom ile vakit geçirmek istiyorum.I want to spend time with Tom.
İyi vakit geçirmek istiyorum.I want to have a good time.
Bunu gözden geçirmek istiyorum.I want to look into this.
Boston'da biraz daha zaman geçirmek istedim.I wanted to spend more time in Boston.
Geceyi kız kardeşinde geçirmek zorunda kaldı.He had to spend the night at his sister's.
Tom iyi bir gün geçirmedi.Tom didn't have a good day.
Ben her zaman kalp krizi geçirmenin bir ölüm alameti olduğunu düşündüm.I always thought that suffering a heart attack was an omen of death.
Muşambalar su geçirmez.Oilskins are waterproof.
Ben kapalı yerde vakit geçirmeyi tercih ederim.I prefer spending time indoors.
Onun gözden geçirmesi gerekiyor, Tom.She's supposed to be revising, Tom.
Ben asla onu tekrar gözden geçirmek istemiyorum.I never want to go through that again.
Düşmanın hedeflerinden biri Kobani'yi ele geçirmek.One of the enemy's goals is capturing the city of Kobanî.
Tom Mary'nin yaz tatilini nerede geçirmek istediğini biliyordu.Tom knew where Mary wanted to spend her summer vacation.
Tom bulmaca parçalarını birbirine geçirmek için zorlamaya çalıştı.Tom tried to force the puzzle pieces to fit together.
Biz büyük kazalar geçirmedik.We haven't had any major accidents.
Çok iyi vakit geçirmedim.I didn't have a very good time.
İyi bir öğleden sonra geçirmeni öneririm.I hope you have a good afternoon.
Burada vakit geçirmekten zevk alıyorum.I'm enjoying my time here.
Tom, Mary'nin yaz tatilini nerede geçirmek istediği bilmiyor.Tom doesn't know where Mary wants to spend her summer vacation.
Tom, Mary'nin yaz tatilini nerede geçirmek istediğini bilmiyordu.Tom didn't know where Mary wanted to spend her summer vacation.

İlgili Sayfalar