geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çoğunluğu şehirlerde yaşayanlar yaz tatilini köyünde geçirmektedir.Mesteparten av befolkningen tar ferie på disse dagene.
Sonraki yıl, Karam Allah Ekvator'u ve Emin Paşa'yı ele geçirmek için güneye hareket etti.Året etter marsjerte Karam Allah sydover for å erobre Ekvatorialprovinsen og fange Emin.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Om kvelden samles de også i store flokker i skogen for å overnatte, de sover i underskogen.
Bunun yanında Azerbaycan hanlıkları birbirlerinin topraklarını ele geçirmeye çalışıyorlardı.Altså at det var palestinere som drepte hverandre.
Zaten, yeni arkadaşı Clea ile harika vakit geçirmektedir.Her har hun og venninnen Lucie noen flotte dager.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.En av jentene forlater festen for å ta et nattbad.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Keiseren viste til den politiske nødvendigheten av unionen, men kunne bare sette den gjennom med makt.
Ordu ve sadrazam ise kış geçirmek üzere Edirne'ye döndü.Både den prøyssiske og østerrikske arméen trakk seg så tilbake for vinteren.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Han deltok deretter i forsøket på å ta Stalingrad.
Roma'nın Antik Mısır'ı ele geçirmesi, Meroe ve Roma arasında sınır çatışmalarına yol açmıştır.Romerrikets erobring av oldtidens Egypt førte til sammenstøt ved grensen og ekspansjon av både Meroë som Roma.
Partizanlar kentin yarısını ele geçirmeyi başardı.Bangsund hadde halvparten av kommunens innbyggere.
Savonarola'nın rejiminin sona erdirilmesi sırasında Floransa devlet idaresi büyük bir kriz geçirmekte idi.Slutten av Salomos regjeringstid representerer ifølge teksten et forfall.
Bitez sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin yeridir.Stedet passer for barnefamilier og de som vil ha det litt rolig i ferien.
Aleutlular, parkalarını su geçirmemesi için düzenli olarak balık yağıyla sıvarlardı.De ble regelmessig behandlet med fiskeolje for å holde seg vanntette.
Yaygın olarak, KSF 2013 yılındaki gözden geçirmeden sonra ek bir savunma rolü üstleneceği varsayılmıştır.Det er også antatt at KSF vil overta ekstra ansvar etter en gjennomgang av styrken i 2013.
Su geçirmez bölmeler 30 cm kadar çöktü, ancak geminin daha fazla su almasını engelledi.Oversvømmingen ble beregnet for å gi en dybde på omtrent 30 cm, ikke nok for å kunne bruke båter.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Tilbake i Leipzig levde han resten av sitt liv i fred.
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.Leopold segera mencoba merebut kembali Belanda Austria.
Küçük bir Suriye gücü Tel Dan’daki su kaynağını ele geçirmeye çalıştı.Pasukan Suriah mencoba merebut pabrik air di Tel Dan.
Stern’in cesaretlendirmesiyle ve Taylor’un da desteğiyle, Rabi bu düşüncesini hayata geçirmeyi başardı.Dibimbing oleh Stern, dan sangat dibantu oleh Taylor, Rabi memakai gagasan untuk pengerjaan.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Dia juga mengatakan ia ingin menghabiskan lebih banyak waktu dengan keluarganya.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.1799 - Napoleon merebut kekuasaan di Prancis.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.Rio menyimpan rasa pada gadis cantik itu dan mengajaknya berkencan.
Godfrey ayrıca Raymond'ı Arsuf'u ele geçirmekte başarısız olmakla suçluyordu.Godefroy juga menyalahkannya atas kegagalan pasukannya untuk menangkap Arsuf.
Aynı dönemde Tutsiler Zaire'nin doğusunu ele geçirmeye başladılar.Di saat terlemah itulah kelompok Tutsi mulai menguasai wilayah timur Zaire.
18. yüzyıla kadar Katoliklik, Gangwon ve Hwanghae illerini ele geçirmeye başlamıştı.Pada abad ke-18, Agama Katolik mulai mendapat pengikutnya terutama di provinsi Gangwon dan Hwanghae.
Ve fikirler kurşun geçirmez. ”Sekarang kita menembak tanpa pandang bulu ".
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Mereka masing-masing memiliki ambisi untuk menaklukan dunia.
Fiji, 1960 ve 1970'lerde hızlı bir büyüme periodu geçirmesine rağmen 1980 lerde durgunlaşma görülmüştür.Fiji mengalami periode pertumbuhan pesat pada tahun 1960 dan 1970 tetapi mengalami stagnasi pada 1980-an.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Dapat menghabiskan waktu lebih banyak bersama keluarga.
Yine de geceyi orada geçirmeye karar verirler.Ia mempersilakan mereka untuk bermalam di situ.
Tempest, Edge city'den başlayarak Dünya'yı ele geçirmek isteyen bir megalomanyaktır.Tugas dari Tokyo Mew Mew adalah menghancurkan alien yang ingin menguasai Bumi.
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.Dia adalah anak genius yang bercita-cita untuk membunuh ibunya, Lois dan mengambil alih dunia.
Diğer eski ağır sanayiler de MÖ 20. yüzyıl sonralarında kriz geçirmeye başlamıştır.Industri-industri berat mengalami penurunan sepanjang abad ke-20.
Böylece iktidarı eline geçirmek için destek sağlamak istemekteydi.Dia membebankan kekuasaannya secara luas untuk mendukung perangnya.
Onur onunla bir gece geçirmesini ister.Mereka setuju untuk membawa emas itu pada malam hari.
Tüm boyutları ele geçirmeye ve kendine ait yeni bir evren yaratmaya çalışmıştır.Tujuan mereka adalah untuk menguasai seluruh alam semesta ini, dan menciptakan alam semesta yang baru.
Bu tip polikarbonat çok dayanıklı bir malzemedir, kurşun geçirmez cam yapımında kullanılır.Polikarbonat adalah material yang tahan lama dan dapat dilaminasi menjadi kaca anti peluru.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Membuang racun dari dalam tubuh.
Otto motorunu henüz harekete geçirmeden sattı.Tetapi, Smith tetap tidak mau mengganti motornya.
Amacı dünyayı ele geçirmektir.Ia bertujuan untuk menguasai Bumi.
İdari ve adli yargıyı ele geçirmek.Majelis Sidang Dan Pengurus Sidang.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Maka mereka ingin menangkapnya dan membunuhnya.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Aku tidak mengutus mereka, tidak memerintahkan mereka dan tidak berfirman kepada mereka.
Houston'daki şov için yapabileceğimiz şeylere odaklandık ve iyi bir zaman geçirmeniz için uğraşıyoruz.Kami di sini untuk menunjukkan bakat kita dan kita bisa melakukannya dengan benar untuk saat ini.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Apalagi tujuan bisnis ini tidak untuk mencari uang.
Yaklaşık 5 ay boyunca Ruslar, bu kasabayı ele geçirmek için savaştı.Hal yang sama terjadi lagi sekitar 50 tahun kemudian saat pasukan Rusia menyerang kota ini.
Fakat yavaş yavaş kurtadam tarafı insan tarafını ele geçirmeye başlar.Keshogunan secara bertahap juga mulai kehilangan dukungan dari kalangan samurai.
Amerikan askerlerinin adayı ele geçirmesi pek kolay değil.Tentara Jepang tidak banyak kesulitan merebut kepulauan di Indonesia.
Tüyleri tamamen su geçirmez değildir.Tangki-tangki pemberatnya hampir tak berisi air.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Anh cũng cho biết muốn dành thêm thời gian cho gia đình.
Karanlık bastığı zaman bir fırtana geleceği anlaşılır ve Dük geceyi o evde geçirmeye karar verir.Khi trời tối, một cơn bão xuất hiện và công tước quyết định ở lại.
Haziran 2015'te "Thinking Out Loud" tüm bir yılı BK top 40'ta geçirmeyi başaran ilk single oldu.Vào tháng 6 năm 2015, "Thinking Out Loud" trở thành đĩa đơn đầu tiên có trọn một năm năm trong top 40 tại Anh.
Gemilerin tekneleri on ikişer su geçirmez kompartmana ayrılmıştı, Pommern ise on üç kompartmandan oluşuyordu.Lườn tàu được chia thành 12 ngăn kín nước, riêng Pommern có 13 ngăn.
Ağlar, üzülür ve bazı şeyleri gözden geçirmeye karar verir.Khi tỉnh lại, Hùng hối hận và quyết định đi tìm Duyên.
Bu çerçevede, 31 Temmuz'da Ordu Saarbrücken'i ele geçirmek için Saar Nehri'nden ileriye doğru yürüdü.Tiếp đó, ngày 31 tháng 7, quân Pháp tiến về phía sông Saar để chiếm Saarbrücken.
Bunlardan biri karşı takımın bayrağını ele geçirme amacıdır.Sau đó họ sẽ cố gắng tìm cách để trao cho đồng đội mình 1 lá cờ.
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi.Hesse theo dõi việc những người thuộc đảng quốc xã lên cầm quyền ở Đức với một nỗi lo âu lớn.
Tüyleri tamamen su geçirmez değildir.Bộ lông không có khả năng chống thấm nước hoàn toàn.
Onur onunla bir gece geçirmesini ister.Hiền tiết lộ anh từng trải tình một đêm.

İlgili Sayfalar