geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.Nykyään titaani viettää rauhallisempaa elämää.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Taulun aihe on leppoisa sunnuntaipäivä puistossa, jossa ihmiset viettävät vapaa-aikaansa.
Aztek kaynaklarına göre ise İspanyollar Aztek altınlarını ele geçirmek için bu şekilde davranmıştır.Asteekit väittivät että espanjalaiset halusivat ryöstää heidän kultakorunsa.
Daha sonra tatilini geçirmek için sürekli bu bölgeye geldi.Myöhemmin hän kävi siellä lomilla.
Bu gruplar birbirleriyle sürekli çatışma halindedirler ve şehrin kontrolünü ele geçirmeye çalışmaktadırlar.Kaupungit sotivat usein keskenään tavoitellessaan saaren hallintaa.
Bu genişleme Galya'lıların Roma'yı ele geçirmelerini kolaylaştıracaktı.Tämä helpotti roomalaisten Gallian valloitusta.
Fakat bu sefer dizinden sakatlanan Ferguson, ameliyat geçirmek zorunda kaldı.Mutta tällä kertaa Antoniuksen johtama itäinen armeija oli joutunut piiritetyksi.
Ele geçirme başarısız olur.Kaappaus epäonnistuu.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Hän jatkoi seurassa vielä seuraavan kauden.
Uyku apnesi tespit edilen hastalarda vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.Epäillyissä yliannostustapauksissa tulisi hakeutua lääkärin hoitoon välittömästi.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Niiden tavoitteena oli valloittaa maailma.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Ilomantsin nähtävyydet Kerran elämässä.
Ardından yeniden son haftasını geçirmek üzere bodruma döndü.He pääsevät viime hetkellä takaisin luolaan.
Stalingrad'ı ele geçirme kararı ise cephe hattını daha da uzattı.Se mursi Stalin-linjan ja ylitti Väinäjoen.
Savaş kesinlikle adaları ele geçirmek gayesiyle yapılmamıştı.Rauta ei liene tullut samaan aikaan kuin kaupunkeja tuhottiin.
Kısaca bir kuşağın evrim geçirme kapasitesi onun evrilebilirliği olarak tanımlanır.Savinaaman supervoima on kyky muuntautua miksi tahansa.
Gear Live toz ve su geçirmezlik için IP67 sertifikasına sahiptir.Puhelin on IP67-sertifikoitu, eli pölyn- ja vedenkestävä.
Kimileri ise yaşlılıklarını İsveç'te geçirme niyetiyle geri dönmüşlerdir.Monet ahvenanmaalaiset haaveilivat pääsystä takaisin Ruotsin yhteyteen.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Poliittista oppositiota ei ollut ja hän keskitti kaiken vallan itselleen.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Κανένας δεν ήθελε να αποκαλέσει τον εαυτό του άθεο.»
602 yılında, kardeşi askerlerinin Tuna'nın kuzey kıyısında kışı geçirmelerini emretti.Το 602 ο αδελφός του διέταξε τα στρατεύματά του να περάσουν τον χειμώνα βόρεια του Δούναβη.
Karanlık bastığı zaman bir fırtana geleceği anlaşılır ve Dük geceyi o evde geçirmeye karar verir.Καθώς πέφτει η νύχτα, μια καταιγίδα πλησιάζει και ο δούκας αποφασίζει να μείνει στο σπίτι για τη νύχτα.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Ο Κάρολος παρέμεινε στην εξορία για το υπόλοιπο της ζωής του.
Kalın kürkü su geçirmezdir.Είναι σημαντικό το να διατηρείτε το δέρμα σας υγρό.
Ancak, değişim geçirme ihtimali bellidir.Εντούτοις η ποιοτική μεταβολή είναι σαφής.
Evliliğim için bir buhran geçirmeye başladım.Δεν ανησυχώ πλέον για τον γάμο μου.
Cansu ise yetimhanede çok kötü günler geçirmektedir.Ο Ντάιερ πέρασε το μεγαλύτερο μέρος της παιδικής του ηλικίας σε ορφανοτροφείο.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Καθ' όλη τη διάρκεια της ζωής του είχε τάσεις κατάθλιψης και συχνά έπασχε από κρίσεις ηττοπάθειας.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Οι δυο τους έρχονται κοντά και περνούν αρκετό χρόνο μαζί.
Amerikan askerlerinin adayı ele geçirmesi pek kolay değil.Η Αμερικανική Εξερευνητική Αποστολή δεν βρήκε το νησί.
Deniz’in hayatı Emre’nin ani bir kalp krizi geçirmesiyle altüst olur.Ωστόαο, ο σύζυγος της παθαίνει μοιραία καρδιακή προσβολή στο αεροπλάνο.
Fakat yavaş yavaş kurtadam tarafı insan tarafını ele geçirmeye başlar.Έτσι σιγά σιγά η Κάλυμνος άρχισε να παίρνει τα ηνία της σπογγαλιείας.
8 Haziran 1982'de felç geçirmesi nedeniyle bir ay hastanede yattı.Στις 8 Ιουνίου του 1982 υπέστη εγκεφαλικό επεισόδιο και νοσηλεύτηκε για ένα μήνα σε νοσοκομείο.
Drakken (Gerçek adı Drew Theodore P. Lipsky) dünyayı ele geçirmeye çalışan çılgın bilim adamı.Dr. Drakken (rigtige navn Dr. Drew Theodore P. Libsky) er en gal videnskabsmand, der vil erobre Verden.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.Dr. Proton er en galning som er fast besluttet på at overtage Jorden med sin hær af Techbots.
Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen 5 pencereye sahiptir.Hver mindre kuppel har fem vinduer, hvoraf nogle er blinde.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Det er altså ikke et spørgsmål om at få opmærksomhed, men et spørgsmål om at få hjælp.
Çoğu oyunda, Crash Cortex'i yenip dünyayı ele geçirme planlarını önlemektedir. ^ "".Det er som regel op til Crash at bekæmpe Cortex og spolere enhver plan, han måtte have om at erobre verden.
1945'teki ilk önemli görevi ABD'nin Birleşmiş Milletler'e katılma kararını Senato'dan geçirmekti.1945 - Det amerikanske senat godkender USA's optagelse i FN.
Bu durumda aralarındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirmeye karar verirler.Trods dette, beslutter de at komme sammen igen, for alvor.
Schindler "karaborsacılık" ve "zimmete para geçirmeye katılma" şüpheleriyle iki kez tutuklanmıştır.Schindler blev anholdt to gange under krigen mistænkt for sortbørshandel og underslæb.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Dette kan forhindre at giften optages i kroppen.
İsrail, Ortadoğu`daki politikalarını gözden geçirmeli` dedi.Antologi om Mellemøstens syn på Vesten".
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^I sin fritid holderer hun af at skrive, male og lave musik.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."Hvis jeg ser ham, vil jeg gerne tale med ham.'
Şok mu geçirmektedir?Et anfald af Weltschmerz?
Yine de geceyi orada geçirmeye karar verirler.Det lykkedes ham at få lov til at blive der natten over.
Ama yaz tatillerini Vigo'da geçirmekte idi.Ferierne tilbragte han hjemme i Karlbo.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Derefter deltog han i forsøget på at erobre Stalingrad.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Han var hele livet igennem plager af alvorlig sygdom og var ofte bundet til sengen.
Bitez sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin yeridir.Det var jo meningen, at det skulle have været en hyggelig ferie.
Kuşatma, Sırp ayaklanmacıların kenti ele geçirmesiyle sona erdi.Belejringen sluttede med overgivelse og besættelse af byen.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Ingen ville drømt om å kalle seg selv for en ateist.»
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Han ønsket også å tilbringe mere tid med sin familie.
1657'de Pepys bobrek taşının alinması için bir ameliyat geçirmeye karar verdi.I 1657 tok Pepys beslutningen om å gjennomgå kirurgi.
Fransızların bu sıradaki asıl amacı Namur'u ele geçirmekti.Franskmennene hadde klart målet sitt med å erobre Namur.
Bu çerçevede, 31 Temmuz'da Ordu Saarbrücken'i ele geçirmek için Saar Nehri'nden ileriye doğru yürüdü.31. juli rykket denne over elven Saar for å innta Saarbrücken.
Bu tarz savaşmanın amacı toprak kazanmak değil kaynakları ele geçirmek ve prestij sağlamaktı.Hensiktene med disse var vanligvis ikke å skaffe seg territorium, men å erobre ressurser og sikre prestisje.
Bu, monarşi hakkındaki senatoryal korkuyu harekete geçirmeyen küçük, dramatik olmayan bir yoldu.Det ble oppnådd på en udramatisk måte som ikke skremte opp senatets frykt for gjeninnføring av monarkiet.
Bir sakatlık geçirmesi dolayısıyla jimnastiği bıraktı ve eskrim antrenörlüğüne başladı.Han måtte legge opp pga hjertefeil og har derfor begynt å satse på en trener karriere.

İlgili Sayfalar