geçirme ile cümle
geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O, kızıyla vakit geçirmek istiyor.He wants to spend time with his daughter.
O oğlu ile zaman geçirmek istiyor.She wants to spend time with her son.
O kızıyla birlikte vakit geçirmek istiyor.She wants to spend time with her daughter.
O, sürüş sırasında yemek yemeseydi, bir kaza geçirmezdi.If he hadn't been eating while driving, he wouldn't have had an accident.
Onun sıkı programına rağmen, Tom'un çocuklarıyla geçirmek için her zaman zamanı var.In spite of his tight schedule, Tom always has time to spend with his children.
Ailesi ile zaman geçirmeyen bir erkek gerçek bir erkek olamaz.A man who doesn't spend time with his family cannot be a real man.
Tom'un hafta sonunu nasıl geçirmeyi planladığını öğren.Find out how Tom plans to spend his weekend.
Hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirmeyi gerçekten istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life in prison?
Seninle zaman geçirmeyi seviyorum.I love hanging out with you.
Birbirimizden ayrı olarak biraz zaman geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should spend some time apart from each other.
Ailemle birlikte zaman geçirmeyi iple çekiyorum.I'm looking forward to spending time with my family.
Tom Mary ile yalnız biraz zaman geçirmek istedi.Tom wanted to spend some time alone with Mary.
Birlikte zaman geçirmekten hoşlanacağın ünlü bir kişiyi seçebilsen, bu kim olurdu?If you could choose one famous person you'd like to spend time with, who would it be?
Seninle daha fazla vakit geçirmek isterim, ama işime geri dönmeliyim.I'd love to be able to spend more time with you, but I have to get back to work.
Tom'la biraz daha vakit geçirmeye çalışıyorum.I've been trying to spend a little more time with Tom.
Tom'la birkaç gün geçirmek istiyorum.I'd like to spend a few days with Tom.
İşleri gözden geçirmek istiyorum.I'd like to look things over.
Ben Tom'la yalnız başına biraz zaman geçirmek isterim.I'd like to have some time alone with Tom.
Tom ile birkaç dakika yalnız geçirmek istiyorum.I'd like to have a few minutes alone with Tom.
Mary ile zaman geçirmek istediği için Tom'u suçlayamazsın.You can't blame Tom for wanting to spend time with Mary.
Babam hiç trafik kazası geçirmediği için gururlanıyor.My father brags about never having had a traffic accident.
Babam hiç trafik kazası geçirmediğinden dolayı gurur duyuyor.My father is proud of the fact that he's never been in a traffic accident.
Bunu tekrar gözden geçirmek istiyorum.I want to go over it again.
Ben sadece iyi bir vakit geçirmek istiyorum.I just want to have a good time.
Tom benimle zaman geçirmek istiyor.Tom wants to spend time with me.
Hayatımı Tom ile geçirmek istiyorum.I want to spend my life with Tom.
Hayatımı Mary ile geçirmek istiyorum.I want to spend my life with Mary.
Seninle birlikte birkaç şeyi gözden geçirmek istiyorum.I want to go over a few things with you.
Bu sayıları seninle gözden geçirmek istiyorum.I want to go over these numbers with you.
Seninle daha fazla yalnız zaman geçirmek istiyorum.I want to spend more time alone with you.
Hayatımın geri kalanını seninle birlikte geçirmek istiyorum.I want to spend the rest of my life with you.
Tom kırsalda biraz daha zaman geçirmek istedi.Tom wanted to spend some time in the country.
Seninle zaman geçirmek istiyorum.I want to spend time with you.
Tom'la zaman geçirmeni istiyorum.I want you to spend time with Tom.
Bütün zamanımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend all my time with you.
Tom'la daha fazla zaman geçirmek istedim.I wanted to spend more time with Tom.
Her ikisinin de birlikte vakit geçirmek istediği açık.It's clear they both want to spend time together.
Gelecek on yılı hapishanede geçirmek ister misin?Do you want to spend the next ten years in prison?
Tom'un bizim çocuklarla biraz zaman geçirmesini istiyorum.I'd like Tom to spend some time with our children.
Tom'un çocuklarımızla biraz zaman geçirmesini istiyorum.I'd like Tom to spend some time with our children.
Tom hayatının geri kalanını Tom'la geçirmek istiyor.Tom wants to spend the rest of his life with Mary.
Ben sadece başka herhangi biri gibi iyi vakit geçirmeyi istedim.I just wanted to have a good time like anybody else.
Tom ve Mary'nin birlikte zaman geçirmek istedikleri açık.It's clear Tom and Mary want to spend time together.
Tom ömür boyu hapis cezasını sevgi cümleleri yazarak geçirmeyi istiyor.Tom intends to spend his life sentence writing sentences about love.
Gerçekten tüm hafta sonunu bunu yaparak geçirmek zorunda mıyız?Do we really want to spend the entire weekend doing this?
Tom hayatının geri kalan kısmını seninle geçirmek istediğini söylüyor.Tom says he wants to spend the rest of his life with you.
Tekrar yapmak istemediğim tek şey cezaevinde vakit geçirmektir.One thing I don't ever want to do again is spend time in prison.
Büyümem gerektiği söylenilmeden sadece bir gün geçirmek istiyorum.I'd like to go through just one day without being told I need to grow up.
Hayatının geri kalanını yalnız geçirmek ister misin?Do you want to spend the rest of your life alone?
İyi bir baba olmak istiyorsan çocuklarınla zaman geçirmelisin.If you want to be a good father, you need to spend time with your children.
Kültürümüzü gelecek nesile geçirmemiz gerekir.We should pass on our culture to the next generation.
Balayımızı yurt dışında geçirmeyi planlıyoruz.We're planning to spend our honeymoon abroad.
Tom'la yalnız başıma birkaç saniye geçirmek istiyorum.I'd like to spend a few moments with Tom alone.
Bir akşam evde yalnız vakit geçirmeye can atıyorduk.We were looking forward to spending an evening at home alone.
Seninle altı saat yalnız geçirmeye katlanabileceğimi sanmıyorum.I don't think I could stand to spend six hours alone with you.
Ömrümü seninle geçirmek istiyorum.I want to spend all my life with you.
O düşüşünden hemen sonra bir operasyon geçirmek zorunda kaldı.He had to undergo an operation immediately after his fall.
Beni ele geçirmelerine müsaade etme.Don't let them get me.
Beni ele geçirmelerine müsaade etmeyin.Don't let them get me.
Tom'un hafta sonunu bizimle geçirmesini istedim.I asked Tom to spend the weekend with us.