geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İşte daha az ve evde daha çok zaman geçirmek istiyorum.I'd like to spend less time at work and more time at home.
Ev ödevimi yaparak zaman geçirmektense, odamı temizlemeyi tercih ederim.I'd rather clean my room than spend time doing my homework.
Yardım edilmek istemeyen insanlara yardım etmeye çalışarak zaman geçirmeye değer mi?Is it worth spending time trying to help people who don't want to be helped?
Ebeveynler çocukları ile kaliteli zaman geçirmeliler.Parents should spend quality time with their children.
Hoşlandığın bir şeyi yaparak zamanını geçirmeyi tercih etmez misin?Wouldn't you rather spend your time doing something you enjoy?
Seninle biraz zaman geçirmek istiyorum.I want to spend some time with you.
Hayatımın kalanını seninle geçirmek istiyorum.I'd like to spend the rest of my life with you.
Yılın hangi zamanında genellikle sahilde zaman geçirmek istersin?What time of year do you usually like to spend time on the beach?
Bu akşam birlikte biraz zaman geçirmek ister misiniz?Would you like to spend some time together this evening?
Onun geceyi evimde geçirmesine izin verdim.I let him spend the night in my house.
Tom Yaz mevsimini onunla birlikte Boston'da geçirmemi istedi.Tom said he wanted me to spend the summer in Boston with him.
Tom hiç kalp krizi geçirmedi.Tom has never had a heart attack.
Tom partide iyi bir zaman geçirmedi.Tom didn't have a good time at the party.
Tom ile zaman geçirmek için bu senin son şansın.This is your last chance to spend time with Tom.
Tom'la biraz vakit geçirmeniz incitemez.It can't hurt for you to spend a little time with Tom.
Tom Mary ile vakit geçirmeyi seviyor.Tom likes spending time with Mary.
Tom, Mary ile bir hafta sonu daha geçirmek zorunda kalmaktan ödü patladı.Tom dreaded having to spend another weekend with Mary.
Bütün gününü televizyonun önünde geçirmemelisin.You shouldn't spend the whole day in front of the box!
Tom Boston'da gerektiğinden daha fazla zaman geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time than necessary in Boston.
Yüzme turları atarak daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time swimming laps.
Boston'da daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in Boston.
Yatakta daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in bed.
Tek başıma daha fazla zaman geçirmek istemiyorum.I didn't want to spend any more time alone.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom herkesin muhteşem zaman geçirmesini istiyor.Tom wants everyone to have a great time.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
Tom hayatının geri kalanını Amerika'da geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life in America.
Tom bir sonraki tatilini yürüyüş ve kamp yaparak geçirmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to spend his next holiday hiking and camping.
Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in jail.
Tom yaklaşan testi gözden geçirmek için biraz ekstra zaman kullanabilirdi.Tom could use a little extra time to review for the upcoming test.
Tom ve Mary dağlarda birkaç gün geçirmek istedi.Tom and Mary wanted to spend a few days in the mountains.
Tom'un o kadar iyi Fransızca konuşabileceğini asla aklımdan geçirmezdim.I would never have guessed that Tom could speak French so well.
Buraya seninle biraz vakit geçirmek için geldim.I came here to spend some time with you.
Yazı dağlarda geçirmek güzel olurdu.It would be nice to spend the summer in the mountains.
Birlikte daha çok zaman geçirmemiz gerektiğini her zaman söyleyen sen değil misin?Aren't you the one who's always saying we should spend more time together?
Bu, pazartesi günümü geçirmek için en iyi yoldur!This is the best way to spend my Monday!
Seni düşünmeden asla bir gün geçirmedim .I never spend a day without thinking of you.
Güzel bir gün geçirmeye çalışalım.Let's try to have a nice day.
Tatillerimi evimin içinde kilitli geçirmek istemiyorum.I don't want to spend my vacations locked inside my house.
Kurşun geçirmez cam zaten birçok hayatı kurtardı.Bulletproof glass has already saved many lives.
Bazı insanlar zaman geçirmek için kitap okurlar.Some people read books to kill time.
Zaman geçirmek için kitap okuyan kişiler var.There are people who read books to kill time.
Bir Esperantistle tanışmak ve bütün günü "bu nedir?" diyerek geçirmek istiyorum.I would love to meet an Esperantist and spend the whole day saying, "What is this?".
Bir Esperantistle tanışmayı ve bütün günü "Bu nedir?" diyerek geçirmeyi istiyorum.I'd love meeting an Esperantist and spending the whole day saying, "What's this?".
İyi bir gün geçirmek için güzel bir gün.It's a good day to have a good day.
Çatı katı dayanıklı ve su geçirmez.The rooftop is durable and watertight.
Biyoloji testi için gözden geçirmek zorundayım.I have to revise for a biology test.
Bütün sabahı böyle geçirmek isterim.I would like to spend the whole morning like this.
Boş vaktimi akıllıca geçirmek istiyorum.I want to spend my free time wisely.
Tom su geçirmez elbise giyiyor.Tom is wearing a drysuit.
Bu su geçirmez bir saat.This is a waterproof watch.
Bu, su geçirmez bir saat.This is a waterproof clock.
Geceyi geçirmek için hiçbir yerim yok.I have nowhere to spend the night.
Biz maymunlardan evrim geçirmedik. Ortak bir atayı paylaşıyoruz.We did not evolve from monkeys. We share a common ancestor.
Geceyi nerede geçirmeyi planlıyorsun?Where are you planning to spend the night?
Geceyi nerede geçirmeyi planlıyorsunuz?Where are you planning to spend the night?
Tatillerimi Almanya'da geçirmekten hoşlanıyorum.I like to spend my holidays in Germany.
Kışları Almanya'da geçirmeyi seviyorum.I like to spend winters in Germany.
İyi vakit geçirmeni umuyorum.I hope you have a good time!
Oğluyla vakit geçirmek istiyor.He wants to spend time with his son.

İlgili Sayfalar