geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şok mu geçirmektedir?Для оточуючих шок.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Щоб розвіятись пара вирішує прогулятися до парку.
Tom'la birkaç gün geçirmek istiyorum.Я хотів би провести кілька днів із Томом.
5 Haziran'da Gökçeada'yı geri alan donannma 8-12 Haziran'da kuşattığı Limni'yi ele geçirmeyi ise başaramadı.5 червня Гекчеада повернувся до району, який оточує посилення 8-12 у червневому Лімносі, не вдалося захопити.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Většinu času strávil pozorováním Měsíce, ale také se zajímal o problematiku gravitace.
Zimmete para geçirmede olduğu gibi.Jsou to jakoby uschované peníze.
Daha sonra tatilini geçirmek için sürekli bu bölgeye geldi.Navíc sem často jezdíval trávit své dovolené.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Ti totiž chtěli více času trávit se svými rodinami.
Bunu engellemek için sınırı güneyden geçirmek gerekir.” ."Naše hranice stojí za to bránit.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Kvůli svým zdravotním problémům si také často pobyl v nemocnici.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’K tomu jsem jim přece nedal příkaz, ani jsem o tom nemluvil, ani mi to na mysl nepřišlo.
Lukanov 1992 yılında zimmetine para geçirmekle suçlandı ve tutuklandı ancak suçlamalar yakın zamanda düştü.V roce 1992 byl Lukanov zatčen a obviněn ze zpronevěry, brzy byl však propuštěn a obvinění se neprokázala.
Bunun sonucunda, gaz radyasyon geçirmez hale gelir ve bulutun sıcaklığı daha hızlı olarak artmaya başlar.Plyn se stane pro záření neprůhledný a teplota uvnitř mračna tak může narůstat mnohem rychleji.
Onur onunla bir gece geçirmesini ister.Ta mu pomoc slíbila pod podmínkou, že s ní stráví noc.
Pallas, Burrus'la birlikte imparatorluk tahtına Faustus Cornelius Sulla Felix'i geçirmeye çalışmakla suçlandı.Pallas byl spolu s Burrem obviněn ze spiknutí, jehož cílem mělo být ustavení Fausta Cornelia Sully za císaře.
Bu suretle karadan hücumun Konstantinopolis'i ele geçirmenin çok zor olduğu anlaşılmış oldu.Připouštěl však, že kvůli konstantinopolskému masakru bude sjednocení velmi obtížné.
Ve film yapımcısının gözden geçirmesi içindir.Dodržujte koncentraci uvedenou výrobcem.
Taliban'ın 1996'da Kabil'i ele geçirmesiyle Tacikistan'a geçti.V roce 1996 dobyli Kábul bojovníci Tálibánu.
Holt diziye geri döneceğini açıklamakla birlikte ailesiyle daha fazla zaman geçirmek istediğini söyledi.Přeje si, aby Julia trávila více času doma.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Takže jsem musel sáhnout dozadu napříč mým životem.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.Královna měla problémy udržet těhotenství.
Bu gruplar birbirleriyle sürekli çatışma halindedirler ve şehrin kontrolünü ele geçirmeye çalışmaktadırlar.Bojují mezi sebou a snaží se dostat pod kontrolu stádo.
Bunları ele geçirmek için hava desteği ve takım çalışması şart.Potřebuje pevnou ruku a výcvik.
Yeni bir rejenerasyon döngüsü alan Doktor rejenerasyon geçirmeye başlar.Je to poprvé, kdy Doktor regenerací změní pohlaví.
Sundurma, eski bir tıp okulu kesme odası, kötü havalandırmalı ve hatta su geçirmez durumdaydı.Přístřešek, který byl původně pitevnou lékařské školy, byl nedostatečně odvětráván a dokonce do něj zatékalo.
Ama yaz tatillerini Vigo'da geçirmekte idi.Letní prázdniny trávil v Arnolci.
Viridiana büyük bir değişim geçirmektedir.Dnes zažívá Bogside velké změny.
Fakat bu parlak dönemin ardından eşinden ayrılması sanatçıyı sessiz bir dönem geçirmeye zorladı.Mezitím, pro uklidnění manžela poslala telegram o úspěšné cestě.
(Gözden geçirme: 1978).Kontrolní den (1978).
Zamanının büyük kısmını bu yardıma muhtaç insanlarla geçirmeye başlar.Zbytek života zasvětila pomoci potřebným.
2007'de şehirde Hamas'ın Gazze şehrinin kontrolünü ele geçirmesiyle sonuçlanan çatışmalar yaşandı.V roce 2007 převzal kontrolu nad Pásmem Gazy Hamas.
Bu grubun amacı Wolverine'i ele geçirmek ve eğitmektir.Delta Force Volka chytí a vyslýchají.
1930'ların sonlarında Faşist rejimli İtalya antisemitik kanunlar geçirmeye başladı.Koncem 30. let narostly protitabákové zákony, implementované nacisty.
1552, Rusların Kazan şehrini ele geçirmeleri.1552 dobylo carské Rusko Kazaňský chanát.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Autorka miluje čtení knih, vyšívání, zahradničení a ráda také tráví čas se svými vnoučaty.
Bu şarkıyı, stadyumda seslendirirken harika zaman geçirmek için yazdım.Většinu času s tímto vydavatelstvím strávili zpíváním na rodeích.
Aşırı sıcaklar kalp krizi geçirmesine yol açabilir.Dlouhodobá expozice může způsobit vážné poškození srdce.
Trireme ilk ortaya çıktığında asıl amaç düşman gemisini borda edip ele geçirmek değil, vurup batırmaktı.Lo, bylo to poprvé, co vystřelila na nepřátelskou loď, ale minula.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mají ho vzít, mrsknout ho tam a zničit.
Ancak genel olarak çok parlak bir sezon geçirmedi.Celkově se jednalo o velmi špatnou sezonu.
Van Kleiss, onu kendi tarafına geçirmeye çalışsada bunu başaramamıştır.Strand se snažil v cílové rovince předběhnout Erikssona, ale nepodařilo se mu to.
6 Mayıs'ta, Almanlar karşı taarruza geçerek radyo istasyon binasını yeniden ele geçirmeye çalıştı.În ziua de 6 mai, germanii au încercat să recucerească clădirea radio fără succes.
Fakat ağır basan hedef, Berlin'i ele geçirmekti.Dar obiectivul de căpătâi era cucerirea Berlinului.
Otto motorunu henüz harekete geçirmeden sattı.Otto l-a vândut doar ca pe un motor staționar.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Toată lumea știa că avea în plan cucerirea întregii lumi.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Îi plac filmele, shoppingul, cititul și petrecerea timpului cu familia.
Bu bölümde Michael Scofield kaçış planını tekrar gözden geçirmektedir.Michael Scofield va folosi această cooperare, la planul său de evadare.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Nimeni nu visa să se considere un ateu.”
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.El își urăște foarte tare mama, pe Lois Griffin și își dorește să o ucidă.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.În timp ce Bohemond era departe, Alexios a trimis o armată pentru a reocupa Antiohia și orașele Ciliciei.
Daha sonra ikili birlikte zaman geçirmeye başlar.De atunci, cei doi soți au început să petreacă mai mult timp împreună.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Nu am dat ordin să se facă uz de armă și nici nu am transmis din partea cuiva un astfel de ordin."
Eğer su geçirmez hale getirilirse, kullanmak imkansız hale gelir.Dacă nu sunt reparate în timp util, ele devin neutilizabile.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Ea plănuia să îl omoare și să moștenească toată averea.
3000 kişilik Per takviyesi yaklaştığına dair haberler Herakleios'a ulaştı ve onu harekete geçirmeye zorladı.Vestile ca întăriri persane atingeau 3000 și ca se apropie de armata lui Heraclie, l-au forțat să acționeze.
Bir tankı harekete geçirmenin çok önemli olduğu, 1999'daki Kosova Savaşı'nda kanıtlandı.În războiul din Kosovo din 1999 s-a demonstrat că este important să se determine ca tancurile să se miște.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Esențial nu e să cucerești ci să lupți bine. ”
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.La aceste momente curentul este aproape calm.
"Hikaye Ele Geçirme Sanatı, s.Memoriile Secțiunii Istorice”, s.
Kral klinik depresyon nöbetleri geçirmeye başladı.Depii suferă de depresie clinică.

İlgili Sayfalar