geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Daar zijn gezondheid door de gevangenschap zeer geleden had, moest hij een lang herstel ondergaan.
Bundan dolayı kevlardan yapılmış bir malzemenin kurşun geçirmeme şartı esnemesidir.Daarop werd besloten om uit Zaltbommel een stuk geschut te laten komen.
Kışı geçirmek için uzun mesafe göçmendirler.Daardoor komen er veel trekvogels om te overwinteren.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Ze hield van lezen, schilderen, gedichten schrijven en had een goede relatie met haar vader.
Baskı oluşturma Baskı grupları iktidarı ele geçirmeye çalışmazlar.De gevangenen kunnen nimmer als groep met geweld de macht proberen over te nemen.
İki yıl sonra Hükümet fonlarını zimmete geçirmek suçundan 7 yıl hapis cezasına mahkûm oldu.In oktober werd er tegen de twee agenten een gevangenisstraf van zeven jaar uitgesproken.
1957 yılında zimmete para geçirme iddiasıyla tutuklandı ve bir yıl hapis yattı.Hij werd in 1957 voor verduistering aangehouden en een jaar opgesloten.
Bunlar kişi kendi kışlalarında geçirmek istemekteydiler.Ze woonden in hun herenhuis te Tielt.
Camadan Jile Kurşun geçirmez yelekInwendige ballistiek Kogelval Kogelbaan
Sürekli annesini öldürmeye ve dünyayı ele geçirmeye çalışır.Zij proberen constant naar de Aarde over te steken om mensen te vermoorden en de wereld over te nemen.
Ancak başarılı bir sezon geçirmediler ve takım küme düştü.Het was geen succesvol seizoen en hij behaalde geen punten.
Şu sıralar halen bu kulüptedir ve en iyi yıllarını geçirmektedir.Bij deze club kende hij zijn beste periode.
17. yüzyılda İsveç'in bölgeyi ele geçirmesinden sonra bu lisan bölgede işitilmeye başlamıştır.Ze verschenen in de 17e eeuw na de Zweedse verovering van het gebied.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.In 1799 vluchtte Napoleon terug naar Parijs om daar de macht in Frankrijk te grijpen.
En azından yazı geçirmek istedim.Anders gezegd, schrijven deed men door te tekenen.
Hayatımın geri kalanını pişmanlık duyarak geçirmek istemiyorum.Ik wil er niet de rest van mijn leven spijt van hebben.
Uzun tartışmadan sonra, tatilimizi İspanya'da geçirmeye karar verdik.Na veel overleg besloten we onze vakantie in Spanje door te brengen.
Uzun istişareden sonra, tatilimizi İspanya'da geçirmeye karar verdik.Na veel overleg besloten we onze vakantie in Spanje door te brengen.
Bu saat su geçirmez.Dit uurwerk is waterbestendig.
Ailesi ile zaman geçirmekten çok hoşlanmaktadır.Lubią spędzać czas ze swoim wujem.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Tłumaczył, że chce spędzać więcej czasu z rodziną.
Şok mu geçirmektedir?Przeżywa szok.
Siberadamlar, Dünya'yı pek çok kez ele geçirmeye çalıştı.Sabaudczycy wielokrotnie próbowali zająć miasto siłą.
Böylece iktidarı eline geçirmek için destek sağlamak istemekteydi.Skąd miał jeszcze siły, aby mu pomóc?
Anlaşmaya göre İnglizlerin, askerlerini Irak topraklarında konuşlandırmaya ve transit geçirmeye hakları vardı.Na jego mocy Brytyjczycy mieli nieograniczone prawa do utrzymywania i tranzytu wojsk w Iraku.
Daha sonra ikili birlikte zaman geçirmeye başlar.Obydwaj zaczynają ze sobą spędzać coraz więcej czasu.
Nevzat Aydın zamanının önemli bir kısmını gençler ve girişimcilere destek vererek geçirmektedir.Dlatego część swego majątku przeznacza na pomoc młodym, utalentowanym ludziom.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^W wolnym czasie pisze, maluje i komponuje muzykę.
Hitler'in cesedini elden geçirmekle görevlendirildi.Uczestniczył w spaleniu zwłok Hitlera.
Mahrez büyüdükten sonra, tatillerini düzenli olarak Cezayir'de geçirmekteydi.Z tego też powodu, w czasach swojej młodości Mahrez często spędzał wakacje w Algierii.
Şahraplakan, dağ geçitlerini ele geçirmek amacıyla Sünik'e kadar toprakları geri aldı.Szahraplakan odzyskał ziemie aż do Sjunik, by zająć przełęcze górskie.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Ukrywają się w jaskini i tam spędzają noc.
Hayatı boyunca çok sık hastalıklara yakalandı ve bu yüzden uzun rehabilite dönemleri geçirmek zorunda kaldı.Niestety, wszystko odbywało się kosztem jej własnego zdrowia, przez co musiała się długo regenerować.
Ardından milletini yerleşik hayata geçirmeye heveslendi.Byli gotowi oddać życie za miasto.
Mabel ona çok değer verir ve onunla zaman geçirmeyi sever.Mimo to jednak ojciec jest dla niej ogromnym autorytetem i chciałaby spędzać z nim jak najwięcej czasu.
Bu politikanın başlıca amacı; XII. Louis'nin 1513'te kaybettiği Milano bölgesini yeniden ele geçirmekti.Jego celem było odzyskanie utraconego przez Ludwika XII w roku 1512 Księstwa Mediolanu.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Sam Michał resztę swojego życia spędził na wygnaniu.
Ölüm Geçirmez (film), "Grindhouse" u oluşturan iki filmden ilki.Film powstał na podstawie początkowo fałszywego trailera między dwiema częściami filmu Grindhouse.
1930'ların sonlarında Faşist rejimli İtalya antisemitik kanunlar geçirmeye başladı.W późnych latach 30. naziści stopniowo wprowadzali prawo antynikotynowe.
Chigurg ise parayı ele geçirmek istemektedir.JCVD musi zdobyć pieniądze.
"Hikaye Ele Geçirme Sanatı, s.Prace z historii sztuki", t.
Rambo'dan istediği ise askerleri nehirden geçirmesidir.Flotylla ma również pomagać w transporcie sprzętu i żołnierzy przez rzeki.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mają nadzieję, że w ten sposób przejmą jego majątek.
Acımasız ve zalimdir ve en büyük isteği dünyayı ele geçirmektir.Zimny, bez litości, chce być panem wszechświata.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Jego celem był podbój naszego świata.
Bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmez!"Pod tą maską kryje się idea, Panie Creedy, a idee są kuloodporne.
İsrail, Ortadoğu`daki politikalarını gözden geçirmeli` dedi.Interesował się zagadnieniami bieżącej polityki na Bliskim Wschodzie.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Ze względu na chorobę przebywał dłuższy czas na urlopie.
2007'de şehirde Hamas'ın Gazze şehrinin kontrolünü ele geçirmesiyle sonuçlanan çatışmalar yaşandı.2007: Hamas, po walkach z Fatahem, przejął całkowitą kontrolę nad Strefą Gazy.
Ve fikirler kurşun geçirmez. ”A tej amunicji nam nie brakuje.".
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Ich głównym celem jest dostarczenie widzom rozrywki.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Cieszy się że chciał spędzić z nią czas.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Lubi słuchać muzyki, czytać książki, oglądać filmy, spotykać się z przyjaciółmi.
Bu durumda aralarındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirmeye karar verirler.Pewnego dnia jednak ich związek zostanie wystawiony na próbę.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Niezależnie od pory roku większość ich czasu w ciągu dnia zajmowało przeszukiwanie terenu.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Armii w zdobyciu Stalingradu.
Başlığın ilgisini çektiği Warhol, gözden geçirmek için senaryoyu aldı.Warhol malował pieniądze, ponieważ chciał je posiadać.
Bataklığın çevresinde kil vb. su geçirmez katmanlar bulunur.W otoczeniu zbiornika występują łąki o charakterze wilgotnym.
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Przez 15 lat prowadził zajęcia z biologii dla studentów.
Rusya ise Azak Kalesi'ni ele geçirmekle beraber Azak Denizi'nde donanma bulunduramayacaktı.Rosja dążyła do zdobycia na wschodzie niezamarzającego portu morskiego.

İlgili Sayfalar