geçirme ile cümle
geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
5 yıl sonra kendi hayatını Güney Afrika'da geçirmeye karar verdi.Cinq ans plus tard, il confirme son alternative à Madrid.
Ancak zamanlarının büyük çoğunluğunu pasaport ve vize dolandırıcılık soruşturmalarında geçirmektedirler.Il fait plusieurs séjours en prison pour vol et falsification de chèques.
Bloom ise gardeniada Sky ile güzel bir randevu geçirmektedir.Bloom et Sky passent une journée ensemble à Gardenia.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."J'aime bosser, mais à la fin d'une journée, il vaut mieux bien prendre soin de soi »,.
Bu durumda aralarındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirmeye karar verirler.Ils décident de reprendre leur relation.
Kral klinik depresyon nöbetleri geçirmeye başladı.Le comte sombre dans la dépression.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Des messes dominicales y sont célébrées chaque samedi soir.
Nesneye bağ: İp ucunda oluşturulacak halkayı bir nesne içinden geçirmek gerekirse Bir adi düğüm atılır.Cornement : Se dit quand, sans abaisser une touche du clavier, un tuyau parle.
Cezaevine girme sebebi de zaten sınırdan uyuşturucu geçirmektedir.Il a fait un malaise en prison à cause d'un sevrage de drogue.
Bir mezarlık Kerem geceyi bir mezarlikta uyuyarak gecirmektedir.Le soir, par manque de moyens, il se couche sur un lit de ciment.
1135 - Zengi Şam'ı ele geçirmeye çalışır fakat başaramaz.En 1325, il tenta de conquérir la Sicile, mais sans succès.
Bu denetim ve gözden geçirmelerden elde edilen veriler Odaklanma aşaması için geribildirim sağlamaktadır.À ma connaissance et d’après les investigations personnelles que j’ai menées, ce classement me semble hâtif.
Onur onunla bir gece geçirmesini ister.Jeff lui demande de passer la nuit avec lui.
Kalp krizi geçirmenin her zaman doğanın senin öldüğünü anlatma şekli olduğunu düşündüm.Siempre pensé que el tener un ataque cardiaco era la manera de la naturaleza de decirte que mueras.
Seninle biraz zaman geçirmek istiyorum.Quiero pasar algo de tiempo contigo.
Vakit geçirmek için kart oynadık.Jugamos a las cartas para pasar el tiempo.
Ailenle zaman geçirmek senin önceliğin olmalı.Pasar tiempo con tu familia debería ser tu prioridad.
İngilizce derslerini gözden geçirmeyi denedin mi?¿Trataste de repasar las clases de inglés?
Ailemle daha fazla zaman geçirmek istiyorum.Quiero pasar más tiempo con mi familia.
Doğum gününü yalnız geçirmene müsaade etmeyeceğim.No permitiré que pases solo el día de tu cumpleaños.
Kocam ve ben evde birlikte zaman geçirmeyi tercih ediyoruz.Mi marido y yo preferimos pasar el tiempo en casa.
Bütün hayatımı burada geçirmek istemiyorum.No quiero pasar toda mi vida aquí.
Birlikte zaman geçirmek önemli.Es importante pasar tiempo juntos.
Hayatımı burada geçirmek istemiyorum.No quiero pasar mi vida acá.
Senin için iğneye ipliği geçirmemi ister misin?¿Quieres que enhebre la aguja por ti?
1995'te iyi bir sezon geçirmediler.En 2005 no hizo una buena temporada.
František Palacký ve Pavel Jozef Šafárik, Çek tarihini yeniden gözden geçirme zorluğunu üstlendi.František Palacký y Pavel Jozef Šafárik tomaron para sí el desafío de reexaminar la historia checa.
Chiron ve Juan birlikte vakit geçirmeye devam ederler.Chiron y Juan, por decisión del chico, pasan más tiempo juntos.
Karanlık bastığı zaman bir fırtana geleceği anlaşılır ve Dük geceyi o evde geçirmeye karar verir.Cuando cae la noche, se desencadena una tormenta y el duque decide pasar la noche en la posada.
Bir tankı harekete geçirmenin çok önemli olduğu, 1999'daki Kosova Savaşı'nda kanıtlandı.Hacer que un tanque se ponga en movimiento demostró ser importante durante la Guerra de Kosovo en 1999.
3000 kişilik Per takviyesi yaklaştığına dair haberler Herakleios'a ulaştı ve onu harekete geçirmeye zorladı.Cuando le llegó a Heraclio la noticia de que se acercaban 3.000 refuerzos persas, lo cual lo obligó a actuar.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.Si bien Bohemundo estaba fuera, Alejo envió un ejército para que retomara Antioquía y las ciudades de Cilicia.
Oyun ise burada başlayıp, Kyle'ın, Sarlac'ı öldürüp tahtını ele geçirmesi ile geçer.El juego comienza aquí, cuando Kyle se embarca en una misión para matar a Sarlac y reclamar su trono.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.El Dr. Proton es un científico loco, decidido a conquistar el mundo con su ejército de Techbots.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Se asentó allí con la intención de pasar el resto de su vida en la tranquilidad.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Yo no recibí dicho permiso y no di tales órdenes”.
Wentzel 1970 yılında emekli oldu ve son yıllarını geçirmek için İsviçre-Ascona’ya gitti.Se jubiló en 1970 y pasó sus últimos años en Ascona, Suiza.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."A mí me gusta viajar, pero me gusta volver"».
Belgenin hazırlanmasında rol alan olaylar Normanların İngiltere'yi ele geçirmelerine kadar dayanır.La idea es tenerlos entretenidos hasta que lleguen los refuerzos desde Inglaterra.
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi.Hesse observaba con preocupación la toma de poder de los nazis en Alemania.
Şu sıralar halen bu kulüptedir ve en iyi yıllarını geçirmektedir.A partir de esta inauguración, el club vive sus mejores momentos.
HMAC’e karşı yapılan en yaygın saldırı gizli anahtarı ele geçirmeyi hedefleyen kaba kuvvet atağıdır.El ataque más común contra HMAC es la fuerza bruta para descubrir la clave secreta.
Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen 5 pencereye sahiptir.Cada exedra cuenta con cinco ventanas, algunas de ellas ciegas.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Sabe, además, divertir al espectador.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Reencuentro con mi vida.
Kuzey Kore Muhabirleri, başkan Kim'e iltifat makaleleri yazmakta vakit geçirmektedirler.Los periodistas norcoreanos pasan su carrera escrbiendo artículos de alabanza sobre los Kim.
Bunun üzerine İason, postu ele geçirmeye karar verir.Para lograrlo, deciden coger el ascensor.
17. yüzyılın sonlarına doğru Safevi Devleti korkunç ekonomik ve siyasal kriz geçirmekteydi.A finales del siglo XVIII la comarca de la Sierra del Segura vivió una grave crisis social y económica.
İsrail, Ortadoğu`daki politikalarını gözden geçirmeli` dedi.«ONU analiza propuestas para Oriente Medio».
Şok mu geçirmektedir?¿Por qué impacta?.
1575: Oda Nobunaga nihayetinde Nagaşima kalesini ele geçirmeyi başardı.No debería reflexionar en esto? En 1573 Nobunaga finalmente se enfrentó al shōgun.
1552, Rusların Kazan şehrini ele geçirmeleri.1552: Rusia conquista el kanato de Kazán.
Onur onunla bir gece geçirmesini ister.Ella lo seduce para pasar una noche juntos.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.La reina tuvo ciertos problemas para quedar embarazada.
Böylece Rus ordularının Revan'ı ele geçirmeye yönelik ikinci çabası da boşa çıktı.Asimismo, salvó de la deshonra a dos tropas rusas retiradas.
Seth Rollins burada Edge'e Curb Stomp geçirmekle tehdit etmiş ve Cena, Authority'i geri döndürmüştür.Seth Rollins trato de romperle el cuello a Edge, obligando así a John Cena traer de vuelta a The Authority.
Doğayı yöneten ruhları ele geçirmeyi anlatan bir grimoiredir.Un robot suizo que se dedica a cuidar de la naturaleza.
Bu şarkıyı, stadyumda seslendirirken harika zaman geçirmek için yazdım.La escribí básicamente pasar un momento genial cantándola en un estadio.
Fakat ağır basan hedef, Berlin'i ele geçirmekti.El Emperador condujo la campaña con el objetivo de tomar Berlín.
Ancak genel olarak çok parlak bir sezon geçirmedi.En el plano colectivo no fueron temporadas demasiado brillantes.