geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Su geçirmez bir kıyafet giymeyi unutma.N'oublie pas de prendre un vêtement imperméable.
Sözleri,iyi vakit geçirmeyi ve başka insanların yargılarını endişe etmemeyi anlatır.Les paroles parlent de passer du bon temps sans se soucier du jugement des autres.
Toplamda organizatörler yaklaşık 1.500 otobüs ve 30.000 gönüllüyü harekete geçirmeyi planlıyordu.Finalement, l'organisation a mobilisé 1 500 autobus et presque 30 000 bénévoles.
Ayrıca, MTV News'de yaptığı açıklamada, "Çok iyi bir zaman geçirmeyi bekleyeceksiniz.Dans une autre interview à MTV News, il déclare Il faut juste vous attendre à passer un bon moment.
Willow da hiç büyü yapmadan bir hafta geçirmeye karar verir.Willow s'engage à tenir une semaine sans utiliser la magie.
İkili, zamanı geçirmek için birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verirler.Et, tous les deux prennent un temps pour une promenade.
Ama 1945den sonra zamanını ABD ile Avrupa'da ortak geçirmeye başladı.Après 1945, il partage son temps entre l'Europe et les États-Unis.
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi.Hesse observait avec beaucoup d'inquiétude la prise de pouvoir des nazis en Allemagne.
Dale, hayatının geri kalanını orada huzur içinde geçirmeyi planlamaktadır.Pedro décide de passer le reste de sa vie dans la solitude.
Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar.Merci de faire du bruit pour eux.
Diğer çocuklarla vakit geçirmezdim." demiştir.Je ne pourrais pas exposer avec d'autres ».
Paris'te eğlenceli bir gece geçirmek için nereye gitmesini tavsiye edebileceklerini sorar.Il demande alors où il peut trouver le meilleur endroit de Paris pour passer la soirée.
Fransız halkı önceki döneme göre büyük bir evrim geçirmektedir.Côté français les choses ont évolué fortement depuis la veille.
Ayrıca İsveç'in Estonya'yı ele geçirmesi sonrasında Estonya yöneticisi de olmuştur.La Suède empêche également le Danemark de s'emparer de l'Estonie.
Şok mu geçirmektedir?Vont-elles tenir le choc ?
İttihatçılar iktidarı tekrar ele geçirmek için harekete geçtiler.Les Guise ont repris le pouvoir.
Ama daha sonra onunla zaman geçirmek ister.Il a donc l'occasion de passer plus de temps avec lui.
Lesnar şirketi ailesi ile daha fazla zaman geçirmek için terk ettiğini iddia etti.Mero explique qu'elle a quitté la compagnie pour passer plus de temps avec sa famille.
Bu, Boemondo'nun Makedonya ve Teselya'nın tamamına yakınını ele geçirmesine yol açtı.Ceci donnait à Bohémond le contrôle de la Macédoine et de presque toute la Thessalie,,.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.En effet, celui-ci est mourant et compte leur dévoiler son héritage.
Nikah kıyılma için salon Daha önceki olaylara şaşırıp kalmış olan Kontes durumu gözden geçirmektedir.La salle du mariage Le comte est embarrassé par les événements récents.
Wentzel 1970 yılında emekli oldu ve son yıllarını geçirmek için İsviçre-Ascona’ya gitti.Il prend sa retraite en 1970 et termine sa vie à Ascona en Suisse.
1960'ların başlarında Çekoslovakya, ekonomik bir gerileme dönemi geçirmeye başladı.À partir du début des années 1960, la Tchécoslovaquie connaît une période de stagnation économique.
Şahin, bölgenin ana kenti olan Caesarea Mazaca'yı (modern Kayseri) ele geçirmeyi başardı.Shahin parvient à capturer Caesarea Mazaca (aujourd'hui Kayseri), la principale ville de la région.
Bunun üzerine İason, postu ele geçirmeye karar verir.La police décida alors de charger.
Boş zamanlarını yazarak, resim yaparak ve müzik besteleyerek geçirmektedir. ^Elle consacre son temps libre à la peinture et à la musique.
Ele geçirme başarısız olur.Il est cependant possible que la capture échoue.
Ancak Karayazıcı kuvvetlerinin iç kaleyi de ele geçirmesi üzerine geri çekildi.Les hauts-fourneaux furent arrêtés et ne subsista que le moulage de la fonte.
Justinianos, orada herhangi bir belirgin hadise geçirmeden yedi yıl yaşadı.Justinien séjourne à Chersonèse pendant sept ans environ sans incident majeur.
1657'de Pepys bobrek taşının alinması için bir ameliyat geçirmeye karar verdi.En 1657, Pepys prit la décision de se faire opérer.
Yine de geceyi orada geçirmeye karar verirler.Il décide de passer la nuit là.
528'de Persler, doğu Lazika'da kaleleri ele geçirmek için İberya'dan bastırdı.En 528, les Perses poursuivent leur campagne vers l'Ibérie en capturant des forts dans l'est de la Lazique.
Agamemnon'un asıl amacı Ege denizini ele geçirmektir.Antigone a pour objectif la maîtrise complète des mers.
1995'te iyi bir sezon geçirmediler.Il connaît une bonne saison 2015.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Nous avons dit ce que nous avions à dire, sans ingérence ».
Onları sözlerinden vaz geçirmenin en kolay ve güvenilir yolu, tuzağa düşürmektir.La prise la plus simple, aisée et sûre, est la prise en « pince ».
Devil yavaş yavaş onu ele geçirmeye başlar.Daphné commence lentement à prendre du poids.
Suyu geçirmezler.Pas l'eau !
Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen 5 pencereye sahiptir.Chaque exèdre a cinq fenêtres, dont certaines sont aveugles.
Botai gibi iskânlar kışı geçirmek içindi.Les colonies comme celle mise au jour à Botaï servaient à hiverner.
Mabel ona çok değer verir ve onunla zaman geçirmeyi sever.Cette dernière s'est beaucoup attachée à Mlle Stubin et aimait passer du temps avec elle.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Il a une seule ambition : gouverner le monde.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Elle décida de consacrer plus de temps à sa famille.
Niyeti bu migfer yardimiyla Yuzugu eline gecirmektir.Pour ce faire, il joint les mains en gassho.
Bazıları kart oyunu oynarken bazıları ise son saatlerini dua ederek geçirmektedir.Puis tout le monde attend la fin : certains jouent aux cartes, d'autres prient.
Kızıl Ordu, kasabayı ele geçirmek için bir dizi karşı taarruz başlatmıştır.L'infanterie russe, sur plusieurs colonnes, veut emporter la ville.
İttifak kuvvetlerinin amacı Sivastopol'un limanı ve kalesini ele geçirmekti.Elle avait pour objectifs: prendre et sécuriser le port de Bassorah.
Bu sırada Henry kuzeni Katerin ile birlikte biraz vakit geçirmektedir.Mark passe ses journées en compagnie de son cousin Henry.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Sa seconde pensée est, non de lui résister, mais de s'en emparer.
Çift ve çocukları,zamanlarını Malibu ve New York arasında geçirmektedirler.Le couple partage son temps entre New-York et Oslo.
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.Au soir, ils sont toujours en train de boire, assis dehors.
Yaşamını 2010 yılından bu yana, Almanya'nın Frankfurt kentinde kardeşleri ve ailesiyle geçirmektedir.Il vivait jusqu'en 2004 avec ses 4 frères et sœurs au Cap-Vert.
Sonbahardan itibaren içeri alınmalı, kışı ise aydınlık fakat daha serin bir yerde geçirmelidir.L'hiver, il faut la rentrer dans la maison ou dans une serre et la placer dans un endroit très lumineux.
Kuşatma, Sırp ayaklanmacıların kenti ele geçirmesiyle sona erdi.Elle s'est terminée par la prise de la ville par les rebelles.
Bazen kışlarını geçirmek üzere Amerika ve Kanada'nın sahillerine göçederler.Il peut occasionnellement être trouvé en hiver le long des côtes du Canada et des États-Unis.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Un violent orage les force à passer la nuit dans une grotte, ils tombent amoureux.
İki yaşındayken kendisine bir araba çarpmış ve kaldırıma sürüklenmiş ancak ciddi bir yaralanma geçirmemiştir.Quelques semaines plus tard, il est percuté par une automobile durant un entraînement, sans conséquence grave.
Köyü yazları gelmekte ve tatillerini orada geçirmekteler.Ils devinrent amis et passèrent leurs vacances d'été ensemble.
Müze öğrencilerin boş zamanlarında vakit geçirmelerine olanak sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir.Ce musée est destiné aux étudiants afin de les préparer à leurs services dans les colonies.
Yani, önceden anahtarı da bulundurması gereken hırsız artık anahtarı ele geçirmesi şart değil.Ceci peut cependant conduire le père à ne plus avoir suffisamment de clés.

İlgili Sayfalar