geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayatımın geri kalanını pişman olarak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life regretting it.
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Tatillerimi, tarih kitapları veya klasikler okuyarak geçirmek istiyorum.I'd like to spend my holidays reading history books or classics.
Pencereleriniz hava geçirmez değilse nem içeri sızar.If your windows are not airtight, moisture will seep in.
Güzel bir yaz tatili geçirmeni dilerim.Have a nice summer vacation.
Cerrah beni bir organ nakli operasyonu geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an organ transplant operation.
Cerrah bir organ nakli geçirmesi için onu ikna etti.The surgeon persuaded him to undergo an organ transplant.
Cerrah beni bir ameliyat geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an operation.
Biz boşa zaman geçirmeye eğilimliyiz.We are apt to waste time.
Uzun tartışmadan sonra, tatilimizi İspanya'da geçirmeye karar verdik.After much debate, we decided to spend our holidays in Spain.
Zaman geçirmek için caddelerde dolaştım.I strolled along the streets to kill time.
Aileleri ile vakit geçirmek için vakitleri var veya hobilerinden zevk alıyorlar.They have time to spend with their families or to enjoy their hobbies.
Vakit geçirmek için ne yaparsın?What do you do to pass the time?
Ben emekli olduğumda hayatımın geri kalanını kırsalda geçirmek istiyorum.When I retire, I'd like to spend the rest of my life in the country.
Güney Amerika'ya romantik bir yaz tatili geçirmek için gittim.I went to the South Pacific for a summer of romantic adventure.
İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!Have a good weekend!
Tatilinizi nerede geçirmek niyetindesiniz?Where do you intend to spend your vacation?
Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu.Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood.
İmzalamadan önce sözleşmeyi gözden geçirmelisin.You must look over the contract before you sign it.
Bu konteynerler hava geçirmezler.These containers are airtight.
Bu belgeleri hızla gözden geçirmeni istiyorum.I'd like you to quickly look over these documents.
Bu palto yağmur geçirmez.This coat is rainproof.
Bu saat su geçirmez.This watch is waterproof.
Bu günlerde zaman geçirmek için bahçe işleriyle uğraşıyorum.I am gardening these days just to kill time.
Bu gerçeklerin ışığında, teorimizi gözden geçirmemiz gerekli olabilir.In the light of these facts, it may be necessary to revise our theory.
Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
Babamı geçirmek için Kyoto Garı'na gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Davayı gözden geçirmemiz gerekir.We need to review the case.
Vakit geçirmek için kart oynadık.We played cards to kill time.
Bazıları zaman geçirmek için kitaplar okurlar.Some read books to kill time.
Bir ameliyat geçirmeniz gerekir.You have to have an operation.
Geçen Pazar iyi vakit geçirmedim.I didn't have a good time last Sunday.
Umarım kaza geçirmemiştir.I hope he hasn't had an accident.
Kaza geçirme riskini göze aldı.He ran the risk of having an accident.
Vakit geçirmeden mektuba cevap verdi.He lost no time answering the letter.
Zaman geçirmek için birbirleri ile sohbet ettiler.They chatted with each other to pass the time.
Tüm gün birlikte oynayarak zaman geçirmeyi severlerdi.They loved to spend all day playing together.
Babasının ölümünden sonra, zamanını barlarda geçirmeye başladı.After his father's death, John took to spending his time in bars.
Yarına kadar görevi gözden geçirmeliyim.I must go through the task by tomorrow.
Yarına kadar görevi gözden geçirmek zorundayım.I have to go through the task by tomorrow.
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Gelecek yıl nasıl gelmek istersin ve bizimle bir hafta geçirmek istersin?How would you like to come and spend a week with us next year?
Bir güzellik salonunda hoş ve mutlu bir zaman geçirmeye ne dersin?How about spending an elegant and blissful time at a beauty salon?
Normal servisi en kısa sürede tadilattan geçirmek için şu anda çalışıyoruz.We are currently working to restore normal service as soon as possible.
Söylemek zorundayım ki, balayımı geçirmek için Gandrange'dan daha iyi bir yer yoktur.I have to say that there's no better place to spend my honeymoon than Gandrange!
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend my life with you.
Onlardan hiçbirinin kaza geçirmediğini umuyorum.I hope that none of them got into an accident.
Onunla vakit geçirmeyi seviyorum.I like spending time with her.
Sahilde arkadaşlarla birlikte zaman geçirmek çok eğlenceli.Spending time with friends on the beach is fun.
Sarhoş sürücü geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kaldı.The drunk driver had to spend the night in jail.
Tom her gün tek başına oldukça fazla zaman geçirmeyi seviyor.Tom likes to spend quiet time alone every day.
Polis memuru bir kurşun geçirmez yelek giydi.The police officer wore a bulletproof vest.
Konserveler hava geçirmez bir conta ile kavanozda saklanmalıdır.Preserves must be stored in a jar with an airtight seal.
Tokyo harekete geçmede boşa zaman geçirmedi.Tokyo wasted no time in taking action.
O, onunla zaman geçirmeye can atıyordu.She was looking forward to spending time with him.
Sanırım nasıl yaşadığımı yeniden gözden geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to reconsider how I've been living.
Sanırım çocuklarımla biraz zaman geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to spend a little time with my children.
Dışarısı o kadar sıcak ki bütün günü klimalı evimde geçirmek istiyorum.It's so hot outside that I want to spend all day in my air conditioned house.
Sınavda önce notlarını gözden geçirmek için biraz zaman harcamayı unutma.Don't forget to spend a little time looking over your notes before the exam.
Onun benimle daha fazla zaman geçirmesi için onu nasıl ikna edebileceğimi düşünüyorsun?How do you think I can convince her to spend more time with me?

İlgili Sayfalar