geçirme ile cümle

geçirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ışıkta sizle ve herkesle zaman geçirmek istiyorum.I want to dwell in that light with you and with everyone.
Bu güzel bir hikayedir, ve gözden geçirmek için isteksiz olunmasını anlayabilirsiniz.It's a great story, and it's understandable why they would be reluctant to revise it.
100 derece suyu 100 derece buhara geçirmek için gereken bölümü atlamışım!I forgot to figure out how much energy to turn that 100 degree water into 100 degree vapor.
Ardından bana "hayatımın geri kalanını seninle geçirmek istiyorum." dedi.And he says, "I want to spend the rest of my life with you."
Bay Park'a oyun oynamayı aklınızdan bile geçirmeyin, anlaşıldı mı?Don't even think of playing tricks on Mr. Park, okay?
İkinizin de birlikte zaman geçirmeye ihtiyacı olduğunu düşünmüştüm.I felt that you two needed some time together.
Düşüşlere ulaşabilmek için verimlilik tedbirlerini gözden geçirmeliyiz.We should go through these efficiency measures to start getting reductions:
Sana göre, böyle birşeyi hayata geçirmenin zamanı ve olasılığı nedir?CA: So, in your mind, timescale and likelihood of actually taking something like this live?
O kart destesinin üçte birini bu şekilde gözden geçirmem kırk beş dakikamı aldı.It took me 45 minutes to get one inch down inside of that stack of cards.
İşte bu, bu tip şeyleri geçirmenin bir yolu.So this is a way to go through these things.
Kişişel isteklerin... ...dizginleri ele geçirmemesi lazım.There's no room for private feelings
Dolayısıyla, tüm firmayı ele geçirmeye karar veriyor.I should get the whole company.
Çünkü Bay Bong'un kötü zaman geçirmesinden hoşlanmıyorum.Because I don't like it when Mr.Bong is going through a hard time.
Burada yaşamak, burada çalışmak, boş vakitleri burada geçirmek.living here, working here, having leisure here.
Withal talk'd kızı nurs'd, onu ele geçirmek için o, sizeI nurs'd her daughter that you talk'd withal; I tell you, he that can lay hold of her
- VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.And, in the case of Henry the Vill, take over a country.
Ancak ben hayatımın bir gününü bile orada geçirmedim.Except, I've never lived one day of my life there.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Well, in a couple of months we had to get it out of production.
"Oh, ben hayatta konuşamam" diye geçirmeyin."Oh, I can't talk.
Bir istisna hariç, okumalar üzerinde konuşarak vakit geçirmeyeceğim.With one exception, I won't be spending very much time talking about the readings.
Ve de bu bizim gerçekten planımızı hayata geçirmemizi mümkün kıldı.And it made it possible, in fact, for us to take on this plan.
Onunla zaman geçirmek isteriz.We'd like to spend time with him.
Gününü geçirmesini sağlayan seyler bunlardır,And these are the things that get him through his day.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.We had to hold up an hour of a movie with a character.
Yardımlaşma dünyasını analogdan dijitale geçirmeye ihtiyaç duyduğumuza inanıyorum.I believe we need to bring the humanitarian world from analog to digital.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.I realized my job was to awaken possibility in other people.
Bu yüzden bir şey var ki o da gerçekten onun kontrolü eline geçirmesi.So one of the things is that it really takes over.
Değilse, Belirli İntegral videolarını gözden geçirmek isteyebilirsinizIf it's not, you might want to review the definite integration videos.
Kırılmaz... ...ve 250 metreye kadar su geçirmez.It's unbreakable and waterproof to 250 meters.
Geçirme yok, Yarına nakit.No swipes. Cash, tomorrow.
Su geçirmez saati olan, ve çok kederli... ...sarışınlığı geçmiş bir kıza rastladınız mı?Did you come across a lost-looking blonde with a waterproof watch and a load of sadness?
Su geçirmez, su geçirmez (kahkaha)look you know...its waterproof, waterproof. (laughter)
1966 ile 1990 arasında, ABD ve Sovyet çıkarları ülkemin kontrolünü ele geçirmek için savaştı.Between 1966 and 1990, the U.S. and Soviet interests fought for control over my country.
Hayatı, sonsuzluk boyutunda verimli olarak geçirmenin çok iyi bir yolu.Very good way of spending your time profitably in the eternal dimension.
Stadyumda futbol maçı seyretmek bir hafta sonu akşamını geçirmenin güzel bir şekli.It's a perfectly wonderful way to spent a weekend afternoon, watching a football game in a stadium.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.A film also exists in time; it's an experience that you should go through emotionally.
Yaşamımızın üçte biri uyuyarak geçirmemiz lazım.We're supposed to spend a third of our life in sleep.
İçme suyunuzu diskin üzerinden geçirmek gibi;Running your drinking water over the disc;
Wikipedia ile aydınlanarak geçirmekOn Wiki-fucking-pedia might enlighten you
Su geçirmez.It's waterproof.
Beyin sarsintisi gecirip gecirmedigini nasil anlayabiliriz?How do we know if he or she has sustained a concussion?
Ve, bu hayali hayata geçirmek için kafama büyük ebatlı bir projektör koymayı bile düşündüm.So, in order to realize this dream, I actually thought of putting a big-size projector on my head.
Mesela, anestetiklerden önce bir operasyon geçirme eğlenceli değildi.like, having an operation before anesthetics was not fun.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.But I'm also not pessimistic, because I know it doesn't take a lot to get them charged up.
Genç kadınları harekete geçirmeyi başardılar.They were able to mobilize young women.
Vaziyete bakılırsa, şu anda aktif olmayan geniş bir kesimi harekete geçirmek şartGiven the situation, you have to activate many of the sectors who are inactive
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.The only thing they're missing is that it takes a good crisis to get us going.
Umarım gözden geçirme kurul da aynısını düşünürYeah, I hope the review board sees it that way too.
Ebeveynler çocuklarının onlarla daha fazla zaman geçirmeyi dilemiş olacaklarını düşündü.The parents predicted the kids would say, spending more time with them.
Ki hepsini tekrar gözden geçirmek zorundayız.That we have to go through it all again.
Yan, hep aklınızdan geçirmelisiniz, 3 ile çarpma işlemini.So you should always think about it in your head, OK,, well, yeah, multiplying by 3.
Aklından bile geçirme! Bunu hangi adam der ki?What guy would say that?
Beni görünce yine kriz geçirmesinden korkuyorum.I'm afraid he might collapse again if he sees me.
Hayatın boyunca Seol'u ya da anneni görmeyi aklından geçirme.And don't think of seeing your mother or Seol in your life.
Zamanımın çoğunu, dünyanın bu bölümünde geçirmek isterim.I want to spend most of my time on this part of the world.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.It's really an honor and a privilege to be here spending my last day as a teenager.
Amaç Norveç'teki Demir Cevherini ele geçirmekti.The goal was to gain control over the iron ore supply from Norway.
Tek amacımız hammaddeleri ele geçirmek.We all want raw materials.
Güle güle ! Seni kapıya kadar geçirmeyeceğimGoodbye then, I won't see you to the door.
Büyük İskender'e annesinin anlattığı bir hikaye vardı ve dünyayı ele geçirmeye koyuldu.Alexander had a story that his mother used to tell him, and he went out to conquer the world.

İlgili Sayfalar