Kıyı bölgesinde balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.Рыболовство в прибрежных водах имеет исключительно важное значение.
Kuraklıktan ve geçim darlığından dolayı her yıl birkaç aile büyükşehirlere gitmektedir.Следует каждый год прививать от бешенства и других заболеваний.
Geçim kaynağı fındıktır.Её происхождение туманно.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.В апреле 2007 года Анна подала на развод, сославшись на «непримиримые разногласия».
Pirinç en önemli bir geçim kaynağıdır.Рис является основным источником пропитания.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.И удивляется той свирепой неблагодарности, которой отплатил ему народ.
Halkının geçim şartları oldukça kısıtlıdır.Границы между ними довольно условны.
Çin’de geçimini bu sayede sağlamıştır.وأنا على يقين بأن هذا بالضبط هو ما يجري في الصين.
En büyük geçim kaynağı tütündür.والسبب الأكثر شيوعاً هو التدخين.
Köyün geçim kaynağı nüfus azlığından dolayı yok denilebilir.يمكن معرفة تعداد السكان في القرية عن طريق ضعف عدد الرجال.
Adanın ana geçim kaynağı balıkçılıktır.المصدر الرئيسي للجزر هو الصيد.
Genel geçim kaynağı uzun yıllar boyunca tarım olmuştur.اكتسب العمل من المنزل مصداقية على مر السنين.
Köyün tek geçimi tarıma dayalıdır.مدخل القرية الوحيد عبارة عن ممر زراعي.
Yanı sıra köy halkı Pirinç yetiştiriciliğinden geçim sağlamaktadır."وبالنظر للمزارعين في غانا فقد اعتادوا على العيش من زراعة الأرز.
Genelde geçim kaynağı incir üretimidir.عادةً يكون النسل الهجين الناتج عقيما.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.في 20 مارس 2013، انسحبت بروناي بسبب "ظروف لا يمكن تجنبها".
Fındıkçılık temel geçim kaynağıdır.استخراج العسل يتم بطريقة الطرد المركزي.
Genellikle zeytincilik ile geçim sağlanır.وتخلط بزيت الزيتون عادة.
Yöre halkımızın %95'i geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.نتيجة لهذا 95 ٪ من البلاد يعتمد على الماشية كوسيلة للدخل.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.لا يوجد حل صحيح مسبق للذهن.
Köyde geçimini balıkçılıkla sağlayan birkaç aile bulunmaktadır.ويوجد عدد من القرى الصغيرة يعتمد سكانها على الصيد البحري.
Asıl geçim kaynağı kömür madenciliği olan 12. Mıntıka' dan,Dikiş denilen bölgeden gelmektedir.تبدأ القصة في المقاطعة 12 الغنية بمناجم الفحم.
Sanayi Devrimi'ne kadar tarım, insanlığın büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağı oldu.قبل الثوره الصناعية كانت الصناعه تعتمد في الأساس على العامل البشري فقط.
Genellikle Aksaray ve civar illere göçen halk, geçimini inşaat sektöründe çalışarak elde etmektedir.فهو عملية مهمة ويومية غالبًا يستخدمها الناس في محاولة للقيام بما هو صحيح.
Bu yüzden kendi başlarına geçimlerini sağlayamazlar ve "dinleyenler" onların ihtiyaçlarını temin ederler.Os homens seriam capazes de ouvir os pés tremendo e, em seguida, vem em seu socorro.
Bu dönemde bilgisayar programları yazarak ve bir dağcılık kılavuzluğu yaparak geçimini sağladı.Nesse período ele ganhou a sua vida escrevendo programas de computador e agindo como um guia de montanhismo.
Köy halkı, ihtiyaç fazlası ürünlerini (buğday, arpa, fiğ) satarak geçimini sürdürmeye çalışmaktadır.Na cidade, é realizada a Mostra Guaporé, a fim de expor seus produtos (joias e lingerie).
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.Em verdade, ser-te-á reservada uma infalível recompensa.
2009 yılında, kendisinin, profesyonel pokerci olarak geçimini sağladığını bildirmiştir.Foi quando percebeu que queria ser jogador de poker profissional.
Buğday en büyük geçim kaynağıdır.O trigo é o principal cereal.
Başlıca ve en önemli geçim kaynağı Çay dır.Seu único e principal elemento é o Poison.
350-400 civarında nüfus bulunmaktadır. tarım ve hayvancılığın yanı sıra ormancılık ile geçim sağlanmaktadır.Há cerca de 400 a 500 habitantes que sobrevivem da pesca, agricultura e remessas de familiares no exterior.
Bir yandan da ailemin geçimine yardımcı olmak zorundaydım.Eu precisava apoiar minha família.
En büyük geçim kaynağı tütündür.A causa mais comum é o tabagismo.
Tarıma elverişli toprakların az oluşu halkın başka geçim kaynakları aramasına neden olmaktadır.Por causa da pequenez da nação buscam terras além.
Narenciye ve yeşil erik en önemli geçim kaynaklarıdır.O fósforo e o minério de ferro são os recursos naturais mais importantes.
İnsanların geçimini sağlamak için kullandıkları bir ticaret metasıdır.É uma festa que os pescadores tentam manter viva.
Köyün geçim kaynağı büyük oranda fındık tarımına dayalıdır.A origem da atual cidade remonta ao núcleo urbano de Moita Bonita.
Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.Viveu sobretudo da venda de quadros em sua galeria de arte.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Pedimos terras e colônias para nutrir o nosso povo e reabsorver a nossa população.
Pirinç en önemli bir geçim kaynağıdır.O arroz é o prato mais importante.
Eski geçim kaynağı odun kömürü yapımcılığı idi.A área era originalmente uma fazenda de exploração de carvão.
Geçimlik için yapılan tarım ve balıkçılık yetersiz kaldığından, gıda ürünlerinin çoğu ithal edilir.Por conseguinte, com exceção da pesca, o país depende quase totalmente da importação de alimentos.
Az olmakla beraber bazı aileler arıcılık yaparak geçimini sağlamaktadır.Além disso, as boas relações com algumas pessoas facilitou a sua movimentação.
Gençler organize sanayide çalışarak geçimini sağlamaktadır.Quais estruturas organizacionais suportam o trabalho criativo?
Ormanlık alanların varlığı nedeni ile ormancılık da ilçede önemli bir geçim kaynağıdır.A questão de se ela regenera bem no interior das florestas ainda é motivo de disputa.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Ela trabalha longas horas na fábrica para sustentar a família.
En önemli geçim kaynağı FINDIK'tır.A principal fonte sobre ele é Procópio.
Ancak yaşadığı geçim zorluğu onu bu hayalinden muaf tutmaktadır.Ele começa então a prejudicá-la, para impedir que realize seu sonho.
Tarım, hayvancılık, sanayi sektörü gibi birçok geçim kaynağı mevcuttur.Agropecuária, e tantas outras empresas.
Halkın geçim kaynağı havancılık ve tarımdır.O tema da cerimônia foi Diversidade e Cidadania.
İlçenin temel geçim kaynağı tarımdır.O sentimento de base para o TEI é a raiva.
Bahadın'ın geçim kaynağı tarımcılıktır.A forma adjetiva de fuga é fugal.
Geçim kaynağı ilk başta tütün iken tütünün yasaklanması ile pamukçuluğa yönelme olmuştur.Na zijn winst kwam zijn eerste single uit: Playing with Fire.
Babasının ölümünden sonra Krupskaya ve annesi geçimlerini sağlayabilmek için özel dersler verdi .Na de dood van haar vader, gaven Kroepskaja en haar moeder les als een bron van inkomsten.
Bununla birlikte toprakların dar oluşu halkı başka geçim kaynakları aramaya yöneltmiştir.De bewoners van de stad gingen op zoek naar andere bronnen van inkomsten.
6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü.Toen hij een jaar of zes was, was zijn vader ernstig in de war.
Kıyı bölgesinde balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.In de kustgebieden is de visserij een belangrijke bron van inkomsten.
Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılık ile yurt dışında çalışan işçilere dayalıdır.Het werd een versie met boeren die in het buitenland wonen en werken.
Geçim kaynağı ağırlıklı olarak fındık üretimidir.Het reactieproduct is een viskeuze hars.