Adanın ana geçim kaynakları üzümcülük, zeytincilik, meyvecilik, balıkçılık ve turizmdir.La economía de la isla se basa en viñedos, olivos, frutales, pesca y el turismo.
Köy halkı genellikle arıcılık ve ziraai işlerle geçimini sağlar.En ocasiones, entretiene a los niños locales con trucos de miedo y magia.
Bu dönemde bilgisayar programları yazarak ve bir dağcılık kılavuzluğu yaparak geçimini sağladı.In questo periodo si guadagnò da vivere scrivendo programmi per computer e facendo da guida alpina.
Küçük Balıkçılık, halen önemli bir geçim kaynağıdır.La pesca su piccola scala è anch'essa un importante fattore di sussistenza.
Mahallenin geçim kaynağı kuru ziraat(Buğday,Arpa ve Gündöndü)ve hayvancılıktır.La sua dieta consiste di erba, piante erbacee e fogliame.
2009 yılında, kendisinin, profesyonel pokerci olarak geçimini sağladığını bildirmiştir.Nel 1996 ha ceduto l'attività per dedicarsi al poker come professionista.
1955 yılında New York'a taşındı ve geçimini bağımsız yazar olarak sağlamaya başladı.Nel 1955 si trasferì a New York per intraprendere la carriera di scrittore.
Ayrıca şehirlerarası nakliyecikle geçim sağlanmaktadır.È inoltre servito da autoservizi di linea interurbani.
Dileep Rao - Rham Jas: Fal bakarak geçimini sağlayan bir medyumdur.Dileep Rao è Rham Jas: un veggente che informa Christine sulla maledizione.
Kendisi de geçimini ziraatle sağlardı.Tuttavia, è vero che anche questo lo faceva con spirito.
Evin geçimi için çeşitli işler yapmaktadır.Svolge due lavori per mantenere la famiglia.
Kısa sürede bunun kolay bir iş olmadığını anladılar ve geçim sıkıntısına düştüler.Presto scopriranno che non è stata una buona idea...
Belli başlı geçim kaynağı kayısı tarımıdır.Si tratta quindi di una pianura di origine alluvionale.
Geçimini köfte satarak karşılar.Passano all'acquirente mediante accollo.
Belde halkının %99 bu işle geçimini sağlar.Il 39% della popolazione la parla correttamente.
6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü.Perse il padre all'età di sette anni lasciando la famiglia in condizioni di estrema povertà.
Vatandaşların üçte ikisi geçim sıkıntısı nedeni ile yurt dışı ya da il dışında çalışmaktadırlar.Il 42% della popolazione è straniero, qui presente per lavoro o studio.
Çevredeki sanayi kuruluşları ise, çalışan kişiler için önemli bir geçim kaynağıdır.La responsabilizzazione dei dipendenti è una risorsa importante nelle organizzazioni.
Kiraz mahallenin en önemli geçim kaynaklarındandır.Per la provincia di Siracusa rappresenta la più importante risorsa ortofrutticola.
Bunuun yanında mahallede yetişen çeşitli tarım ürünleri ve büyükbaş ahır besiciliği başlıca geçim kaynağıdır.Molti campi coltivati nei dintorni del centro abitato forniscono un gran quantitativo di prodotti.
Halk geçimi ormancılık ve hayvancılık ile sağlar.Questo rende più agevole il movimento nella foresta per uomini e animali.
Ayrıca ticaret de geçim kaynagıdır.Anche To Keep from Crying rappresenta un fallimento commerciale.
Kasabanın diğer önemli geçim kaynağı da halıcılıktır.Un altro importante corso d'acqua della provincia è l'Olona.
Neredeyse köyün tüm gençleri inşaatlarda çalışarak geçimini sağlamaktadır.In ogni parte dell'istituto, i bambini stanno svolgendo le loro mansioni.
Turizmin yanı sıra en önemli geçim kaynağı narenciye üreticiliğidir.Oltre al turismo, un altro fattore economico significativo è la produzione di energia elettrica.
Köyün en önemli geçim kaynağı çay tarımıdır.La sua maggiore risorsa economica sono le piantagioni di tè.
Köy halkının en önemli geçim kaynağı seracılıktır.Il prezzo più caro lo pagano però le popolazioni locali.
Bu savaştan sonra da tarım üretimi şehir için başlıca ekonomik geçim alanı oldu.In seguito a questo periodo di rapida crescita, l'agricoltura è diventata l'industria primaria della città.
Ana geçim kaynağı tekstil ve tarımdır.L'industria di esportazione di maggior successo è quella tessile e dell'abbigliamento.
Aynı zamanda balıkçılık da önde gelen geçim kaynaklarındandır.Anche la pesca rientra nelle attività primarie del comprensorio.
Dokumacılık yıllardan beri köy halkının geçim kaynağıdır.Le Terre del Sud sono da moltissimi anni la patria del popolo degli Uomini.
Kendi geçimini sağlamak.Жить по средствам.
Geçimini sağlayamıyor.Он живёт не по средствам.
Onun geçimi sınırlı.Его средства ограничены.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.Ему было трудно зарабатывать на жизнь.
Tom Boston'da geçimini sağlamakta zorluk çekti.Тому было сложно заработать на жизнь в Бостоне.
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.С 1953 года стал свободным писателем.
Halk geçimini sağlamak için denize yönelmiştir.Она бросилась к морю, где уже собрались жители Каперны.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Зарабатывал на жизнь продавая свои картины.
13 yaşında okulu bırakarak ailesinin geçimine yardım etti.В 13 лет он бросил школу, чтобы помогать семье.
Kendisi de geçimini ziraatle sağlardı.Она также позволила ему делать то же с собой.
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Вся тяжесть воспитания детей легла на плечи матери.
İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini tarımdan sağlar.Однако остальная часть жителей первого поколения берёт власть в свои руки.
Ada halkının en önemli geçim kaynaklarından biri ise zeytinciliktir.Они же являются богатым источником иода.
Getirdikleri davarlarla geçimlerini sürdürmüşlerdir.Они обладают свойствами той породы, в которой они вырабатываются.
Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.Меоты занимались земледелием и рыболовством.
Nazilli'nin diğer köylerinde olduğu gibi, incir en önemli geçim kaynağıdır.Как и у других врагов-людей, голова является наиболее уязвимым местом.
Geçimini köfte satarak karşılar.Максимально вовлеките покупателя в сделку.
Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi.Заповедник стал последним прибежищем нама и их полукочевого образа жизни.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.Реальных оснований под собой не имеет.
Ayrıca şehirlerarası nakliyecikle geçim sağlanmaktadır.Являлась также некоторое время городским электротранспортом.
Bir süre geçim sıkıntısı çekti.И ей пришлось пережить тяжёлый момент.
Bu yıllarda geçimini sağlamak için restoranlarda bulaşıkçılık yaptı.Он пишет о еде, которую они должны были есть в течение последних нескольких дней.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Крупнейший приток — Тогар.
Geçim sıkıntısı yüzünden okulu bırakıp çalışmaya başladı.Из-за нищеты был вынужден рано бросить школу и пойти работать.
Evin geçimi için çeşitli işler yapmaktadır.Выполняли разнообразную работу по дому и домашнему хозяйству.
Daha önceden süpürgecilik de yaygın olarak kullanılan geçim kaynaklarından biriydi.По всей вероятности, масштабирование было одним из первых смещающих методов, широко используемых на практике.
Bu ekonomik faaliyet sadece kendi geçimlerini sağlamaktan ibaret olmuştur.Единственный способ это сделать был только потратив их последние жизни.
Başta ÜZÜM olmak üzere köylüler yazlık ve kışlık sebzecilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.Крестьяне стремятся непременно сжечь все сенокосные угодья, осенью или весной.
Bir yandan da ailemin geçimine yardımcı olmak zorundaydım.Мне нужно было поддерживать семью.