İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini tarımdan sağlar.大半の事件は彼の席から始まる。
Babası, şehirde balıkçılık yaparak geçimini sağlıyordu.能登の漁師町で漁師である父の手伝いをしていた。
Bir süre geçim sıkıntısı çekti.しばらくして騒ぎになった。
Başlıca geçim kaynağıdır.信濃源氏。
Avcılık ve toplayıcılık Yupiklerin ana geçim kaynağıdır.狩猟と採集を主な生活手段にしている。
Bir süre beraber soygunlar yaparak kazandıkları paraları bölüşerek geçimlerini sağlarlar.毎ターン1両ずつお金を盗んでいく。
Köy halkı genellikle arıcılık ve ziraai işlerle geçimini sağlar.混沌の者はしばしば突然の欲望や気まぐれによって行動を取る。
Avcılık ve balıkçılık esas geçim yollarıdır.漁業と狩猟が主な生業であった。
İnsanların geçimini sağlamak için kullandıkları bir ticaret metasıdır.交易路は、商業活動を行う人々が交易を行う際に使用した物流経路である。
Halk, geçimini balıkçılıkla sağlar.余暇は釣りで過ごす。
2005 yılında şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrıldılar.2005年、心不全のため死去。
Bu sayede, geçimini hasır iskemleden sağlayan işletmeler mevcudiyetini sürdürebilmektedir.それにより、自分の事業が天候によって受けた場合の損失を補填することが出来る。
Geçimini temin etmek için, amcasından meslek öğrendi.伯父さんから教わった空手が得意である。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.彼は家計を助けるため靴作りを学んだ。
İlçe nüfusunun bir kısmı yurtdışında işçilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.全ての外国への援助は民間によって行われるべきである。
Asıl geçim kaynağı tütün ekiminden elde edilmektedir.本尊は鮫洲の由来である。
Serbest ticaret yaparak geçimine katkıda bulunurlar.つまり売買時期の差額で儲ける。
Mapuçeler'in en önemli geçim kaynağı tarımdır.豆腐との最大の差は製造方法である。
Bir yandan da ailemin geçimine yardımcı olmak zorundaydım.家族を養う助けになる必要があったからだった。
Tarım geçim kaynağının en önemli bölümünü oluşturmaktadır.農業用水は水の需要のもっとも大きな部分を占める。
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.大眾財務以「大眾財務,大眾首選」為口號。
Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.在此期间,他主要靠他的艺术画廊出售绘画作品为生。
Tütün ayrıca geçim kaynağıydı.吸煙是另一個可能的原因。
Bazen diğerleri hakkındaki şüphecilikleri onların kuşkucu, dostça olmayan ve geçimsiz olmalarına neden olur.他们对他人的动机持怀疑态度,导致他们多疑、不友好。
Daha sonra mahallenin orada açılan madenlerden geçimini devam ettirerek sürdürmüşlerdir.」後,東西卻送到隔壁桌小孩的地方去。
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.1957年後成為自由作家。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.湯姆努力地在一間鞋倉工作賺錢養家。
Çin’de geçimini bu sayede sağlamıştır.他到中国来,也是这个意思。
Geçim sıkıntısı yüzünden okulu bırakıp çalışmaya başladı.由于他转了专业,所以失掉了那份奖学金。
Köyün asıl geçim kaynağı kayısıdır.Susuzluktan dolayı kimi bilinçli aileler susuz kayısı yetiştirmektedir.(有好消息從遠方來,就如拿涼水給口渴的人喝。
Köy halkı, ihtiyaç fazlası ürünlerini (buğday, arpa, fiğ) satarak geçimini sürdürmeye çalışmaktadır.南鎮諸將聞而生羨,亦欲南抄,以取資財。
Buradan insan olarak geçimini sağlamıştır Anya.明思宗侍奉以禮,待之如母。
Babalar ailenin geçimini sağlarken anneler çocukların bakımından sorumluydular.在成人年齡之前,父母對子女的行為負責。
Köyün yemek kültürü de geçim kaynaklarıyla paralel olarak tarıma dayanmaktadır.而农民保留的粮食取决于天气。
Halkının geçimi tarımdır.你的人民將會昌盛。
Ailesinin geçim sıkıntısı nedeniyle hiç okula gitmedi.但因家庭困难,均未入学。
Avcılık ve toplayıcılık Yupiklerin ana geçim kaynağıdır.猎物和入侵者是上述这两样东西的主要来源。
Tarım ürünlerinden ağırlıklı olarak tütüncülük yapılır, asıl geçim kaynağı tütündür.吸菸,如菸草產品,屬於日常主要環境來源。
Düğünlerde şarkı söyleyerek geçimini sağlamaya başladı.婚后继续从事演唱。
Halk, geçimini yakında bulunan kentlere çalışmaya giderek çalışarak temin etmektedir.그리하여 사람들은 도시를 세우던 일을 그만두었다.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.또 타인의 재산이라도 무방하다고 되어 있다(타인으로부터 매입하여 수증자에게 주면 되기 때문이다).
Burada uyuşturucu satarak geçimini sağlamaya başladı.현재 마약혐의로 활동을 전면중단 했다.
Diğer bir kısmı ise geçimini hayvancılık ve zeytincilikle sağlamaktadır.혹은 그것의 이루는 물질의 외연(영문: extension)과 내포(영문: intension)에 비례한다.
Kimileri de batıya gidip çalışmakla geçimini sağlar.나는 이 다음 가을에 어서 서쪽으로 가고 싶고 일자리도 구하고 싶다.
Her ailenin kendi geçimini sağlayacağı tarlası ve kapalı alanları (sera) mevcuttur.또한, 모든 균등 공간은 위와 같이 유사 거리 함수들의 (유한 또는 무한) 족으로 나타낼 수 있다.
Köy halkı son zamanlarda arıcılık yaparak geçimini sağlamaktadır.대한민국도 최근에 이것을 국산화하는 데 성공했다.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.찰리는 그곳에서 농삿일을 돕는다.
Mahallede hayvancılıkla geçim sağlanmaktadır.동물 이웃과 친하게 지낸다.
Yine bu tarihlerde bazı Hıristiyan Ermenilerin geçim kaynağı domuzcluktur.또한 이 시대 십자군 원정같은 역사적 사건들도 기독교계 인명이 각광받는 원인이 되었다.
Öyle ki, başta geçimlik çiftçilerle dolu olan ülke, bu yanlış siyaset yüzünden kıtlığa sürüklendi.그 때문에 처음엔 열렬했던 농민들의 열광은 수그러들고, 국민정부의 무능한 모습이 노출되게 되었다.
2005 yılında şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrıldılar.2005년에 당뇨 합병증으로 인하여 별세하였다.
Şimdiki geçim kaynağı balıkçılık.현재는 바다낚시 안내인.
Geçimlerini ise büyü kullanmayan insanların verdikleri görevleri yerine getirerek karşılarlar.마법은 운동을 못하는 사람들이 운동을 잘하게 된다.
Tımar sahipleri yıllık gelirlerinin ilk 3 bin akçesini kendi geçimleri için ayırırlardı.옛 번사들에게 옛 번의 비축금과 우에스기 가문의 예비금으로부터 10만여 냥을 내어 분할 지급했다.
Mahallede ağaç oymacılığı da önemli geçim kaynaklarındandır.지역의 석탄 채굴 또한 중요한 수입의 원천이다.
Geçim kaynağı orman tarım ve hayvancılıktır.자연 서식지는 숲과 농장 지역이다.
Köyün geçim kaynakları: Köyün ekilebilir arazisinin yaklaşık % 70'i sulu arazidir.남한 면적 기준으로는 대한민국의 약 70%나 되는 아주 거대한 호수.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.אנו דורשים אדמה וטריטוריה (מושבות) עבור קיומו של העם שלנו והתיישבות עבור אוכלוסייתנו העודפת.
Burada geçimini sağlayan paranın kaynağı pek açık değildir.סכום הכסף שהועבר בפועל אינו ברור.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.לאחר שהבריאה נאלצה לעבוד כפועלת במפעל יצור נעליים על מנת לתמוך במשפחתה.