Babası bir otobüs şoförü idi be aile geçim sıkıntısı yaşıyordu.Perheen isä oli kuorma-autonkuljettaja ja perheen toimeentulo oli niukkaa.
Balıkçılık, tarım, ve iç kesimlerde hayvancılık şehir halkının en önemli geçim kaynaklarındandır.Maa- ja karjatalous kalastuksen ja kaivosteollisuuden ohella ovat kunnan pääelinkeinoja.
Tom geçimini sağlamak için bir kamyon sürüyor.Tom on ammatiltaan rekkamies.
Dickie'nin imzasını ve pasaportunu üzerine alır ve geçimini onun ödeneğinden sağlamaya başlar.Πλαστογραφεί την υπογραφή του Ντίκι, αλλάζει το διαβατήριό του και ξεκινά να ζει με το χαρτζιλίκι του.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Απαιτούμε γη και χώρο (αποικίες) για τη διατροφή του λαού μας και την εγκατάσταση του πλεονάζοντος πληθυσμού.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.Δυστυχώς δεν υπάρχουν πηγές για πρωτύτερα.
İşler fena gitmemekte, geçimini sağlamaktadır.Να δουλεύει σωστά χωρίς προβλήματα.
Mahallenin ekonomisi tarım'a baglıdır ve balıkçılık da ayrıca bir başka geçim kaynağıdır.Επίσης αρκετά σημαντική είναι η εκμετάλλευση των δασών, ενώ το ψάρεμα έχει γίνει δευτερεύων πόρος.
Son yıllarda kemercilik de önemli bir iş kolu ve geçim kaynağı olmuştur.Ο σιδηρόδρομος τα χρόνια που ακολουθούν αποτελεί σημαντικό μέσο μεταφοράς ανθρώπων και εμπορευμάτων.
Yaptığı soygunlardan sadece kendisi ve çete üyeleri geçimlerini sağlayabilmişti.Hans røverier berigede kun ham selv og hans bande.
Adanın başlıca geçim kaynağı gemiciliktir.Hovedsproget på øen er gælisk.
Şehrin en önemli geçim kaynağı turizmdir.Byens vigtigste indtægtskilde er turisme.
En önemli geçim kaynakları balıkçılıktır.Deres vigtigste levebrød er fiskeri.
Ayrıca kentte geleneksel kilim üretimi de önemli bir geçim kaynağıdır.Byens historiske jernbanestation er også et besøg værd.
Avcılık ve toplayıcılık Aleutların ana geçimleridir.Fiskeri, jagt og indsamling var de eneste måder, hvorpå aleuterne kunne skaffe sig føde.
Kıyı İnyupiklerin geleneksel ana geçim kaynağı Grönland balinası avcılığıdır.Snart nåede hvalfangsten den grønlandske kyst.
Mahallenin geçim kaynağı kuru ziraat(Buğday,Arpa ve Gündöndü)ve hayvancılıktır.Frugten er et gulgrønt (eller på dyrkede sorter: orangerød) og hult bær.
Pirinç en önemli bir geçim kaynağıdır.I indlandet er regnorme den vigtigste føde.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Rygning Den vigtigste livsstilsfaktor er rygning.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Han livnærte seg ved salg av egne malerier.
Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.I løpet av denne tiden levde han hovedsakelig av hva han greide å selge av malerier fra sitt kunstgalleri.
Bir diğer geçim kaynağı turizmdir.En annen viktig inntektskilde er turisme.
En önemli geçim kaynakları balıkçılıktır.Deres viktigste utkomme er fisking.
Zeytincilik önemli bir geçim kaynağıdır.Kjemikaliegjenvinning er ett viktig steg.
Geçim sıkıntısı çekince Mısır’a giderek devlet hizmetinde çeşitli görevler aldı.I takt med farens sviktende helse fikk han stadig flere oppdrag i regjeringen.
Buradan insan olarak geçimini sağlamıştır Anya.Moren tjente til livets opphold som sykvinne.
Geçimini kendi yaptığı besteleri satarak, ve özel piyano dersleri vererek kazanmıştır.Studiene finansierte hun ved å gi private pianotimer.
O sıralarda halk genellikle hayvancılık ile geçimini sağlardı.På den tiden var det vanlig å bo sammen med husdyrene.
Ormancılık ve Pansiyonculuk da önemli geçim kaynaklarıdır.Skip og aksjer er forgjengelige verdier.
Genel geçim kaynağı uzun yıllar boyunca tarım olmuştur.Det har vært drevet skogsdrift i generasjoner.
Bazı yeniçeriler bu işi bir geçim aracı haline getirmişlerdi.De andre utøverne rykket dermed opp en plass.
Adanın ana geçim kaynakları üzümcülük, zeytincilik, meyvecilik, balıkçılık ve turizmdir.Næringsveiene på øya er basert på vindyrking, oliven, frukt, fiske og turisme.
Fakat geçimi için gazetecilik yeterli değildir.Året er for innspilling ikke utgivelse.
Geçimini sağlayabilmek için birçok düzensiz işte çalıştı.Han etterlot seg mange uferdige verk.
Adalardaki ana geçim kaynakları tarım (çoğunlukla üzümcülük ve zeytincilik), balıkçılık ve turizmdir.De fleste av øyboerne lever av jordbruk (hovedsakelig oliven) samt fiske og turisme svært sparsommelig.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.Maksudnya, pengusaha yang melakukan pengelakan pajak dengan cara menekan biayanya secara tidak wajar.
Hiçbir zaman aralarında geçimsizlik olmamıştır.Tidak pernah ada rahasia di antara mereka.
Pirinç en önemli bir geçim kaynağıdır.Beras adalah hasil bumi yang paling penting.
Evin geçimi için çeşitli işler yapmaktadır.Mereka harus melewati berbagai rintangan untuk mencapai rumah.
Yaşamı geçim sıkıntıları içinde geçti.Kehidupannya penuh kesulitan.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Dia terus mencari pekerjaan ketika mencoba untuk menjual lukisannya.
Geçimlerini geyik beslemek ve avcılıkla sağlamaktadırlar.Mereka memenuhi penghidupan mereka dengan berburu dan mengumpulkan makanan.
Kış zamanında, Akdeniz’den tekne geçimi imkansız olduğunda destek eksik kalıyordu.Jika angin barat laut bertiup kencang pada musim dingin, kapal-kapal tidak dapat berlabuh ke dalam dermaga.
Geçimini köfte satarak karşılar.Ia menghabiskan waktu luangnya dengan cara berbelanja.
Tarım ve hayvancılık köyün başlıca geçim kaynaklarındandır.Pertanian dan perkebunan menjadi komoditas utama dari desa ini.
Bu mantar köylülerin önemli geçim kaynağıdır.Karena ini merupakan persoalan penting bagi para petani.
Çocukların sokakta kendilerine ev yapmaları ya da geçimlerini sağlamaları yeni ve modern bir fenomen değildir.Trẻ em dùng đường phố làm nhà/nơi sinh sống không phải là một hiện tượng mới hay hiện đại.
15 milyon kişiden daha fazla bir nüfus (nüfusun %25'i) kahve sektöründen geçimini sağlamaktadır.Hơn 15 triệu người (25% dân số) lấy được sinh kế của họ từ ngành cà phê.
2009 yılında, kendisinin, profesyonel pokerci olarak geçimini sağladığını bildirmiştir.Năm 2009 Rust nói mình là một người chơi poker chuyên nghiệp.
Temel geçim kaynağı fındıktır.Lakin arazinin geniş olmaması sebebiyle yeterli değildir.Đất của chúng ta đủ rộng lớn, vì vậy đừng lo lắng.
Bu düşüşün en büyük sebebi işsizliğin yol açtığı geçim sıkıntısıdır.Hậu quả tồi tệ nhất của sự suy giảm này là tình trạng thất nghiệp gia tăng.
Bir alışveriş merkezinde işe başlayarak kendi geçimini sağlamaya başladı.Cô phát hiện ra một thị trường nơi cô bắt đầu làm của riêng mình.
Geçim Kaynağı Bağcılık ve genellikle kuru üzümdür.Nền thường là gốm và thường được nhúng tráng.
Ana geçim kaynaklar mors avcılığıdır.Chúng là nguồn thức ăn chủ yếu của loài báo săn.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.その報復として潤平に呪いをかける。
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.我々は、我が民族を扶養し、過剰人口を移住させるための土地(植民地)を要求する。
Mavi Nil Mısır'ın geçimi için hayati önem taşımaktadır.青ナイル川は、エジプトの暮らしに不可欠である。
Cumartesi günleri evlerinin yanına kurulan pazarda köfte satarak geçimlerini sağlar.^ 周一は柊と立ち寄ったコンビニで購入している。
Şimdiki geçim kaynağı balıkçılık.現在の基幹産業は漁業である。
1605 yılından bölgenin önemli geçim kaynağı olan Birahane kurulmuştur.1665年に、泉の傍に小さなビール醸造所が造られた。