Ana içeriğe geç
Sözlük

geçim ile cümle

geçim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Köy halkı geçimini büyük ölçüde tarımdan sağlar.Svůj predikát odvozují od obce Velká Polom.
Bu ekonomik faaliyet sadece kendi geçimlerini sağlamaktan ibaret olmuştur.Taková stabilita nasvědčuje tomu, že si život podmínky sám udržoval.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.Silná tvrzení bez zdrojů.
Halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaya çalışır.Učí se bránit zemi a dobytek.
Tekmen halkının temel geçim kaynağı tarımdır.Instrumentální skladba Pod Temelínem je rumunská lidová.
Tarıma elverişli toprakların az oluşu halkın başka geçim kaynakları aramasına neden olmaktadır.Úpadek těžby v Krušných horách způsobil, že si lidé museli hledat nové zdroje obživy.
Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme çalışmaları yaparak geçimini sağladı.Až do konce života se aktivně věnoval práci a tvorbě nových konceptů.
Geçim sıkıntısı yüzünden okulu bırakıp çalışmaya başladı.Přes počáteční pochyby se škola do díla pustila.
Şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmıştır.Pro nezvladatelnost ho vyloučili.
Yerel kiliselere ikonolarını satarak geçimini sağladı.Vlastními silami kostel opravil a vyzdobil ikonami.
Şehrin çöpü bu bölgede ayrıca bir gecim kaynagı olmuştur.Také hladomorna byla přeměněna na sklep na odpadky.
Artan işsizlik ve geçim sıkıntısı, halkı göçe zorlamıstır.Boji a bitvami míříme stále výš, Lid je pánem svého osudu.
Son zamanlarda seracılık gelişmete olup geçim kaynaklarına bir yenisi daha eklenmektedir.Používá také k jištění, v poslední době je stále více nahrazována novějšími jisticími prostředky.
1906 yılında babasının ölümü üzerine ailesinin geçimini üstlendi.V roce 1900 převzal po smrti svého otce rodinné hospodářství.
Köyün geçim kaynağı büyük oranda fındık tarımına dayalıdır.Bývalá obec je nyní uvnitř rozsáhlé obory Židlov.
Geçim yolu bulamayanlar ise eşkıyalığa başladılar ya da eşkıyaya katıldılar.Ti, kteří se nedostali na most, byli zatlačeni do vody nebo zabiti.
Geçimlerini ilaç, kozmetik ve hijyen maddeleri satarak sağlarlar.Vyvíjel léčebné a kosmetické přístroje, dietní preparáty a kosmetické přípravky.
Geçim kaynağı başlıca küçükbaş hayvançılıktır; koyun peyniri, balı ile bölgesinde meşhurdur.Vysoce kvalitní produkty, zejména kozí sýr, pochází z venkovských oblastí regionu.
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Întreaga greutate a întreținerii celor trei copii mici rămâne în seama mamei.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.Pe 24 septembrie 2014, s-a anunțat că Rose va divorța pe motiv de "diferențe ireconciliabile".
Yörede hayvancılık halkın ikinci derecede geçim kaynağıdır.Creșterea animalelor este ocupația secundară a locuitorilor.
Halkın da % 80'i de geçimini bu sanatlardan sağlamaktadır.80% din fete îl purtau în numele propriu.
Yanı sıra köy halkı Pirinç yetiştiriciliğinden geçim sağlamaktadır.E interesant de menționat faptul că țăranii trebuiau să cultive orez în mod obligatoriu.
Bu süre zarfında bir matbaada musahhih olarak geçimini sağladı.A fost nevoit o vreme să-și câștige pâinea ca lucrător la morgă.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır, fakat şu an hayvancılık ile geçim sağlanmaktadır.Astăzi, locuitorii se ocupă în general cu agricultura și creșterea animalelor, deși zona este una aridă.
Bu iş köylülerin tek geçim kaynağıdır.Pentru țărani această activitate fiind aproape unica sursă de supraviețuire.
Yerleşim yerinin halkı geçimini tarımla ve işçilikle sağlar.S-au realiniat cu restul lumii prin colonizare și comerț.
Balıkçılık ve arıcılık ilin diğer geçim kaynaklarıdır.Corupția și evaziunea rămân probleme cronice.
Şehrin en önemli geçim kaynağı turizmdir.Azi sursa economică principală a orașului este turismul.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Experiența întreruptă.
Mahallenin başlıca geçimi fındıktır.Regiunea superioară a capului este ușor turtită.
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.Începând din 1956 a trăit ca scriitor liber-profesionist.
Mezuniyet sonrasında iki yıl öğretmenlik yaparak geçimini sağlamıştır.Érettségi után tehát két évet kihagyott.
Okur yazar oranı %95. En önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.A lakosság körülbelül 5%-a írástudó, fő megélhetési forrása a mezőgazdaság.
Çin’de geçimini bu sayede sağlamıştır.Kínában ez a köszöntési forma praktikus okokból alakult ki.
Bu dönemde bilgisayar programları yazarak ve bir dağcılık kılavuzluğu yaparak geçimini sağladı.Számítógép-programok írásából és hegyi túravezetői munkából élt.
1955 yılında New York'a taşındı ve geçimini bağımsız yazar olarak sağlamaya başladı.1953-ban Londonba költözött, és egy független tévéállomásnál rendezőként kezdett dolgozni.
Çiftçilik devam etmekte olan köylülerin vazgeçilmez geçim unsurlarındandır.Azonban, a távoli területeken a farmerek még mindig rendületlenül folytatják ezeket a tevékenységeket.
Köy halkı geçimini önemli oranda dokumacılıktan sağlamaktadır.A falu lakói sorra meggyőződnek a meglepő tényről.
Döndüğünde ailesinin geçimi için saatçilik yaptı.Menet közben családot alapított.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.A kezdetekről nincsenek hiteles források.
Buradan insan olarak geçimini sağlamıştır Anya.Házunk előtt, kedves édesanyám.
Mahalle halkının tamamına yakını geçimini hayvancılıkla sağlar.A többi szarvasmarhafélével könnyen kereszteződik.
Yazları turist, tarım ve haycancılık ile geçimlerini sağlarlar.Nyáron a kirándulók, horgászok és siklóernyősök paradicsoma.
Yarışmacılar geçimlerini taksi kullanarak kazanmaktadır.A taxisoknak kötelező a taxióra használata.
Mahallenin geçimi tarımla sağlanmaktadır.A vármegye segítségével tisztázódik az ügy.
Hayvancılığın parasal değerinin düşmesiyle köylünün geçim sıkıntısını artırdı.Az állatkivitelből a mezővárosi polgárság jelentős vagyont halmozott fel.
Önemli sanayi kuruluşlarının bulunmadığı ilçede geçim kaynağı tarıma dayalıdır.A nehézipari létesítmények hiánya miatt nem jelentős az ipari eredetű szennyezés.
İnsanlar geçimini tarımla sağlarlar.Sorsomat a nemzet kezébe teszem.
Hiçbir zaman aralarında geçimsizlik olmamıştır.Lehet, hogy sosem kellett volna együtt lenniük.
Çünkü müzik, O’nun için bir geçim kaynağı değil, ruhunun besin ve ilham kaynağıydı.A zene kezdetben csak szórakozás volt számára, nem szenvedély.
Agamemnon ve Akhilleus arasındaki geçimsizliklere yardımcı olmuştur.Tästä seurasi puolestaan riita Agamemnonin ja Akhilleuksen välille.
13 yaşında okulu bırakarak ailesinin geçimine yardım etti.Hän joutui 14-vuotiaana jättämään koulun kesken auttaakseen vanhempiaan.
Başkaca geçim kaynağı yoktur.Hänestä ei ole olemassa primäärilähteitä.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.Näin he pyrkivät yhteistyöhön viljelijän kanssa.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Sen merkittävin riskitekijä on tupakointi.
Kıyı bölgesinde balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.Kalastus on tärkeä elinkeino rannikolla.
Yörenin başlıca geçim kaynakları tarıma dayanmaktadır.Maakunnan erityisolot loivat pohjan siirtolaisuudelle.
Tütün ayrıca geçim kaynağıydı.Sitten tupakoinnista tuli erottamisperuste.
Lise eğitimine hastalığı ve ailesinin yaşadığı geçim sıkıntıları yüzünden devam edemedi.Hänen koulunkäyntinsä viivästyi sairauksien ja yleisen heikkouden tähden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod