2009 yılında, kendisinin, profesyonel pokerci olarak geçimini sağladığını bildirmiştir.År 2009 uppgav han sig att vara en professionell pokerspelare.
Her samurayın sabit tahsisat alması, geçim masraflarının büyük bir mali yük oluşturmasına neden olmuştur.Eftersom varje samuraj hade rätt att utkvittera en fast summa var avlöningen av dessa en stor ekonomisk börda.
Başkale ilçesi halkının ana geçim kaynağı hayvan yetiştiriciliğidir.Hos dessa djur är hanen huvudansvarig för ungarnas uppfostran.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Den mest populära drogen som man röker är tobak.
Başlıca geçim kaynağı tarım ve az sayıda hayvancılıktır.Huvudnäringen är jordbruk och en mindre del boskapsskötsel.
Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme çalışmaları yaparak geçimini sağladı.Under resten av sitt liv målar han utan tankar på utställningar och försäljningar.
Hayvancılık ve tarımla (arpa-buğday) geçimlerini sürdürmektedirler.Om (vilda) djur och om ting.
Bazen diğerleri hakkındaki şüphecilikleri onların kuşkucu, dostça olmayan ve geçimsiz olmalarına neden olur.Ibland är det deras skepticism inför andras motiv som gör dem misstänksamma och ovänliga.
Burada uyuşturucu satarak geçimini sağlamaya başladı.Han började dock tjäna pengar på att sälja droger.
Kendisi de geçimini ziraatle sağlardı.Han höll också sitt löfte.
Son Yıllarda özellikle Kiraz üretimi en önemli geçim kaynağı olmuştur.Under de sista åren var fruktodling den främsta näringen.
Bölgede yayla turizmi de önemli geçim kaynaklarındandır.Turismen i staden är också stor och intäktsdrivande.
Ticari balıkçılık ana geçim kaynağıdır.Fiske är primärförsörjningen.
Şehrin geçim kaynağı tarımdır.Stadens ursprung är därför militär.
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.Sedan 1956 har hon arbetat som frilansare.
Canbazlar halkının temel geçim kaynağı tarımdır.Den grundläggande samhällsformen för jägare-samlare är bandet.
Erkekler ise evin geçiminden sorumludur.Det var fortfarande kvinnorna som hade ansvaret för hemmet.
Yaşamı geçim sıkıntıları içinde geçti.Hon levde sedan under svåra ekonomiska omständigheter.
Geçimini temin etmek için, amcasından meslek öğrendi.Han har i alla fall fått lära sig arbeta tack vare farbroderns testamente säger han.
Ancak bu zirai gelir sahiplerinin kazançları kendi geçimlerini idame ettirmeye dahi yeterli değildir.Med andra ord räcker inte avkastningen till mer än ägarens uppehälle.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.Man väljer en bonde.
Endüstri bitkilerinden tütün en önemli geçim kaynağıdır.Textiltillverkningen är den mest betydande sektorn för exporthandeln.
Ayrıca mahallenin %20 si arıcılıkla geçimini sağlamaktadır.Endast 20 procent av stadens byggnader hade klarat sig.
Biçercilik nakliyat sektöründen geçimini sağlayan insanlar da bulunmaktadır.För den del av arbetsmiljön som utgörs av trafik skall även en trafiksäkerhetspolicy finnas.
Hayatının sonlarına doğru geçim sıkıntısı çekmeye başladı.Det verkade som om han hamnade i små omständigher mot slutet av sitt liv.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Han försöker sälja sina tavlor för att försörja sig.
Başka türlere karşı geçimsizdir, kendinden küçük balıkları çoğunlukla yer.Det är olämpligt att ha arten tillsammans med mindre fiskar som den kan äta upp.
Geçim kaynağı : Çiftçilik en önemli geçim kaynağıdır.Indelningen: Jordbruk är den viktigaste inkomstkällan.
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Вся турбота про сім'ю лежала на плечах матері.
Yaşamı geçim sıkıntıları içinde geçti.Закінчив Тадей своє життя у муках.
Köy halkı farklı geçim kaynakları aramaktadır.Люди шукають натхнення із різноманітних джерел.
Babası, şehirde balıkçılık yaparak geçimini sağlıyordu.Коли мав можливість — виїжджав з друзями на риболовлю.
Yaz aylarında bu geçim kaynağı tamamen çileğe bağlanır.В літній час весь цей простір вкрито травою.
Ayrıca hayvancılığa elverişli bir alan olup köylülerin asıl geçim kaynağını oluşturmaktadır.Крім того, він став привабливим місцем для втечі селян.
Köylülerin Geçim Kaynağı Çay yetiştiriciliğidir.Вона відстоює право селян вирощувати цю наркотичну рослину.
Ortahisar halkı geçimini bağcılıktan sağlar.Спонукати громадян захоплюватися посередністю.
Turizm, şehrin başlıca geçim kaynağıdır.Туризм є найголовнішим джерелом доходу міста.
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.З 1957 року працював як вільний письменник.
Köy ekonomisi tarıma dayalıdır.İnsanları tarımı ekerek geçimlerini sağlamaktadılar.Політики обіцяли народу землю, за що отримували підтримку сільського населення.
İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini tarımdan sağlar.Багато громадян почали переходити на його бік.
Gurbetçilik hâlâ önemli bir geçim şeklidir.Жупанія є також важливим транспортним вузлом.
Liseyi bitirdikten sonra cinsellikle geçimini sağlamaya karar verdi.Але після закінчення університуту він вирішив серйозно взятися до діла.
İnsanların geçimi büyük ölçüde hayvancılığa dayanır.Забарвлення сильно залежить від стану тварини.
Köy halkı, geçimini yalnızca çaycılık ile sağlamaktadır.Саме тому простий люд готував його лише за урочистої нагоди.
Geçim yolu bulamayanlar ise eşkıyalığa başladılar ya da eşkıyaya katıldılar.Учасники опору були або розбиті, або переходили на бік заколотників.
Tavukçuluk halkın en önemli geçim kaynağıdır.Курятина є найбільш популярною.
Limanın dışında balıkçılık ve turizm önemli faaliyet alanları ve geçim kaynaklarıdır.Окрім порту, риболовля та туризм є важливими сферами діяльності та засобів для існування.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Na živobytí si vydělával prodejem vlastních grafických výtvorů.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Žádáme zem a půdu (kolonie) pro obživu našeho lidu a usídlení přírůstku našeho obyvatelstva.
Asıl geçim kaynağı kömür madenciliği olan 12. Mıntıka' dan,Dikiş denilen bölgeden gelmektedir.Pochází z dvanáctého kraje, sektoru uhelných dolů.
Dickie'nin imzasını ve pasaportunu üzerine alır ve geçimini onun ödeneğinden sağlamaya başlar.Padělá jeho podpis, upravuje svůj pas a začne žít z jeho příspěvků.
Çeşitli zanaat dallarında ve fabrikalarda çalışarak geçimini sağladı.Některé z nich jsme navštívili během našich pracovních a prázdninových cest.
Daha önceden süpürgecilik de yaygın olarak kullanılan geçim kaynaklarından biriydi.Polibek byl vždy jednou z nejpoužívanějších forem pozdravu.
Ayrıca mahallenin %20 si arıcılıkla geçimini sağlamaktadır.Pro svůj argument však připustí až 20% omylnost metody.
Ana geçim kaynağı olarak tarım gösterilebilir.Zdá se, že se odchod z farmy stane nevyhnutelným.
Köyün en önemli geçim kaynağı çay tarımıdır.Nejvýznamnější rostlinou této čeledi je čajovník.
İnsanların geçimi büyük ölçüde hayvancılığa dayanır."Lidé tam degenerují na úroveň zvířat.
Yaptığı soygunlardan sadece kendisi ve çete üyeleri geçimlerini sağlayabilmişti.Říká, že to dělal on sám a jeho kolegové.
Geçim sıkıntısı çekmektedir.Objevují se dechové obtíže.
12 yaşındayken babası ölmüş, ailesinin geçimi adına okulu bırakmıştır.Ve čtrnácti letech, po smrti otce, odešel ze školy živit rodinu.