Âhirete inanmayanlara ise gayet acı bir azap hazırladığımızı bildirir.As for those who do not believe in the Hereafter, We have prepared a painful punishment.
Zalimlere gayet acı bir azap hazırladık. [69,11-12]We have prepared a painful punishment for the wicked.
Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!So give them tidings of a shameful punishment.
Kâfirlere ise gayet acı bir azap hazırladı. [3,81; 42,13; 5,109; 7,6]As for the infidels, He has prepared a painful punishment for them.
Bu, gayet acı bir azaptır.That would be a grievous affliction.
Ona gayet acı bir azabı müjdele!So warn him of a painful punishment.
Rab’lerinin âyetlerini reddedenlere ise, en fenasından gayet acı bir azap vardır.Those who deny the revelations of their Lord will suffer a dreadful doom.
Kâfirler için gayet acı bir azap vardır.As for the unbelievers, there is painful punishment for them.
Zalimler için ise, gayet acı bir ceza hazırlamıştır.But for the evil-doers He has prepared a painful punishment.
Sen de onlara gayet acı bir azap müjdele!So give them news of painful punishment,
Emeklerinin neticesini almadan ötürü gayet memnundurlar.Well-pleased with their endeavour,
Orada yanmayı en çok kimin hakkettiğini elbette biz gayet iyi biliriz.We know best who deserve to be burnt in (the Fire).
Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Onlar yaptıkları işlerin cezasını dünyada çektiler, âhirette de onlara gayet acı bir azap vardır.So they tasted the evil outcome of their deeds, and for them is a painful punishment.
İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Kâfirler için gayet acı bir azap vardır.Those are God's bounds; and for the unbelievers there awaits yet a painful chastisement.
(Bu,) Her şeyi gayet iyi yapan Allah'ın yapısıdır.The Work of Allah, Who perfected all things, verily!
İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir.And Allah is the All-Knower of the Zalimun (polytheists and wrong-doers, etc.).
Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.Towards the believers, he is compassionate and merciful.
Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun." dediler.You also know well what we want.'
Böylece dilediğini rahmetine alır. Zalimler için ise, gayet acı bir ceza hazırlamıştır.He maketh whom He will to enter His mercy, and for evil-doers hath prepared a painful doom.
Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir.There has certainly come to you an apostle from among yourselves.
Elbette, böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır.I did not agree with your belief that I was equal to God."
Onlara gayet acı bir azap vardır.For them there will be a painful punishment.
Kim de itaatten yüz çevirirse onu gayet acı şekilde cezalandırır.God will make whoever turns away suffer a painful torment.
İpucu: Krusader' in kendi içindeki düzenleyici gayet hızlı ve yeteneklidir.Hint: use'internal editor 'if you want to use Krusader's fast built-in editor
Harekatta gayet şah-mat yapmıştır.He has done quite of check mate on the movement.
Ayrıca bu zaman zarfında anlaşmaya varamamamız da gayet olasıdır."It is also quite possible that we do not reach an agreement within this time."
Bunları sınıfta göstermesi fiziksel açıdan gayet yıpratıcı olabilir.Showing them in class can be physically taxing as well.
Eleştirilere gösterilen resmi tepkiyse gayet serinkanlıydı.The official reaction to critics has been cool.
Bu yasalar cezalarla da gayet iyi uygulanıyor.These laws are also well-enforced by fines.
Fakat Sancak'ın baskın Müslüman cemaati içinde çabalar gayet açık bir şekilde görünüyor.Within the Sandzak's dominant Islamic religious community, however, strains are apparent.
Bu yaklaşım, 125 bin silahın toplandığı Arnavutluk'ta gayet başarılı olmuştu.This approach was successful in Albania, where 125,000 weapons were collected.
Yetkililere gönderilen mesaj gayet açık: yatırımları çekmek istiyorsanız önce güvenliği sağlayın.The message to authorities is clear -- provide security if you want to reverse the situation.
Arada gayet güzel bir denge var ve bizler de aynı sahada birlikte oynamayı öğrenmeliyiz.That is a good balance and we must learn to play that field.
Çiftçiler, 'artık çiftçilik para etmiyor' dediklerinde onları gayet iyi anlıyoruz.""We understand the farmers when they say that it doesn't pay to be a farmer."
Gayet iddialıyız.We're very determined.
Krasniki, "Gayet net."It is clear.
Talepler gayet açık - yargı ve kamu idaresinin etkili hizmetler sağlaması gerekiyor.The demands are clear -- the judiciary and public administration must provide effective services.
Kenoviç, "Bu başarıların tesadüften ibaret olmadığı gayet açık."It's clear that these successes are not coincidences.
Siyasi analizciler bu olayın gayet normal olduğu görüşünde.Political analysts see such a phenomenon as quite normal.
Ülkeler arası ilişkiler gayet ılıman ve uluslararası arenalarda birbirlerini destekliyorlar. [1]Two countries enjoy a warm relationship and having supporting each others.[5]
Tarzı gayet iyi.It's a good style.
Onun nasıl meydana geldiğini gayet iyi biliyorsunuz.Du weißt sehr gut, wie es geschah.
Onun nasıl meydana geldiğini gayet iyi biliyorsun.Sie wissen sehr gut, wie es geschehen ist.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Unter dessen Meisterschaft vereinfachte Grohar die von Ažbe vorgegebene Malweise.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Buddha: Ich kenne das Leiden wohl, ich sehe das Leiden wohl, Kassapa.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Jedoch will dieser ihm dadurch den schweren Abschied erleichtern.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Anfangs liefen die Geschäfte gut.
Muhtedi bu mektubu gayet iyi karşıladı.Ich war über Ihren Brief endlos überglücklich.
Bu hatıraları gün be gün gayet uzun ve detaylı şekilde hemen daha unutmadan kaleme aldığı aşikardır.1995. (mehrbändig) 잊지못할 일들은 너무빨리 잊어버린다 Unvergessliche Dinge zu schnell vergessen.
Onları gayet büyük bir hezimete uğrattı.(Pédale douce) einen großen Erfolg verbuchen.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Es scheint ein schweres Unwetter heraufzuziehen.
İki arkadaş gayet kapalı bir cevap verirler.Doch die zwei Männer geben kaum Antwort.
Aşılması zor bölgelerde bile gayet hızlı ilerleyebilirler.Er erobert auch schwierige Flächen schnell.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Sie musste nie arbeiten, ist aber sehr wohlhabend.
Carlo Anjulu ayaklanmacılara karşı gayet yumuşak davrandı.Wahrscheinlich hatte Gero mit den Aufständischen sympathisiert.
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.Als er sieht, dass es ein Junge ist, freut er sich.
Gayet tecrübeli ve iyi görüşlü idi.Sie waren weithin bekannt und gut besucht.
Bunun Lindoro'nun kendi aşkına ihanet ettiğini açikca gösterdiğini kabul edip Lindoro'ya gayet sinirlenir.Sie verrät, dass sie Lindoro geliebt habe.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Auch das Leben seiner Untertanen reglementierte er mit Sittenstrenge.