Bu kadar çok altının sayılması gayet uzun zaman alacağından Ayşe bunları bir ölçekle tartmayı düşünür.Kad susikauptų tiek smėlio, reikia labai daug laiko.
Bu vali, Haccâc'ın Şiîlere karşı gayet sert politikasını tekrar uygulamaya başladı.Vėliau ji sugrįžo prie griežtų politikos hugenotų klausimu.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Tačiau Retas ją atstumia ir praneša, kad ją palieka.
Her şey gayet açık.Lõpuks saab kõik selgeks.
Bunun sebebi de gayet açıktır.See on samuti küllalt kindel.
Venedik Cumhuriyeti'nin stratejik durumu gayet zayıftı.Leedu Vabariigi ajutiseks pealinnaks sai Kaunas.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Tema valitsusaja viimased aastad olid võrdlemisi rahulikud.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Selleks kaevati palju kanaleid.
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.Sündides näib laps olevat täiesti terve.
Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.Samas oli kord üsna range ja juhtimine hierarhiline.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.Niisugune järjend moodustab bittide jada ja kannab edasi informatsiooni.
Yazarın biçemi gayet dikkate değerdir.Sellest hoolimata oli professori plaan väga hästi läbimõeldud.
Bu görev başında Avusturyalılarla gayet çetin çatışmalara girişti.Kampaania selles punktis oli Austria vägede juhtkond täielikus segaduses.
Sezonun ilk yarışı olarak Avustralya Grand Prix, gayet çekişmeli geçmiştir.Esimesel hooajal Austraalia kõrgliigas tuldi kohe liiga põhihooaja võitjaks.
-1, -1.5. Gayet güzel oldu.To vypadá dobře.
1 artı karekök 5 bölü 2. - Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -Bude to veľmi zaujímavé číslo.
200 senedir gayet yeterli oldu.200 évig egész jól működött.
200 senedir gayet yeterli oldu.200년 동안이나 제 역할을 해왔죠.
200 senedir gayet yeterli oldu.Et elle a plutôt pas mal fonctionné pendant 200 ans.
200 senedir gayet yeterli oldu.Funguje dosť dobre takmer 200 rokov.
200 senedir gayet yeterli oldu.Ha funzionato benissimo per 200 anni.
200 senedir gayet yeterli oldu.Heeft 200 jaar prima gewerkt.
200 senedir gayet yeterli oldu.Hoạt động khá hiệu quả trong 200 năm qua.
200 senedir gayet yeterli oldu.Nieźle dawała sobie radę przez 200 lat.
200 senedir gayet yeterli oldu.Přesto fungovala dobře po 200 let.
200 senedir gayet yeterli oldu.Y funcionó bastante bien por 200 años.
200 senedir gayet yeterli oldu.Και δούλεψε μια χαρά για 200 χρόνια.
200 senedir gayet yeterli oldu.Действала е доста добре 200 години.
200 senedir gayet yeterli oldu.И 200 лет этого вполне хватало.
200 senedir gayet yeterli oldu.והיא עבדה לא רע במשך 200 שנה.
200 senedir gayet yeterli oldu.ولقد عمل على نحو ممتاز طيلة 200 عام
200 senedir gayet yeterli oldu.法律は十分に単純で
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,21 éves fejjel azt hittem, hogy mi, olaszok, jó emberek vagyunk, és jó munkát végzünk Afrikában.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,21세였던 저는 우리 이탈리아의 착한 사람들은 아프리카로 가서 좋은 일을 할 것이라고 생각했습니다.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,A 21 anni, pensavo che noi Italiani fossimo brave persone e che stessimo facendo un buon lavoro in Africa.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Ajattelin 21-vuotiaana, että me italialaiset olimme hyviä ihmisiä ja teimme hyvää työtä Afrikassa.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Ich, 21 Jahre, dachte, dass wir Italiener gute Menschen sind und gute Arbeit in Afrika leisteten.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Jag tänkte, vid 21 års ålder, att vi italienare var goda människor och att vi gjorde ett bra arbete i Afrika.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,La 21 de ani, credeam că noi, italienii eram oameni buni și că făceam bine în Africa.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Mając 21 lat myślałem, że Włochy to dobry naród, że odwalamy tam dobrą robotę.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Mới 21 tuổi đời, tôi nghĩ, người Ý là người tốt và chúng tôi đang làm việc tốt tại Châu Phi
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Pensaba, a los 21, que los italianos éramos buenas personas y estábamos haciendo un buen trabajo en África.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Πίστευα, όταν ήμουν 21, ότι εμείς οι Ιταλοί ήμασταν καλοί άνθρωποι και ότι κάναμε καλή δουλειά στην Αφρική.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Аз мислих, на 21-годишна възраст, че ние италианците сме добри хора и че вършехме добра работа в Африка.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,В 21 год я думал, что мы, итальянцы, хорошие люди и что мы делали хорошее для Африки.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,У 21 рік я вважав, що ми, італійці, хороші люди, і робимо добру справу в Африці.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,כי בגיל 21 נהגתי לחשוב שאנו האיטלקים אנשים טובים ושאנחנו עושים עבודה טובה באפריקה.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,كنت أظن، وأنا في سن الواحد والعشرين، أننا، نحن الايطاليون، أهل خير وأناس طيبون وأننا نقوم بعمل جيد في أفريقيا
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,よくやっていると思っていたのです ところが やることなすこと 全てがダメでした
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.두마스 말론은 토마스 제퍼슨과의 그런 친분을 50년 넘게 유지하며 만족스러워 했습니다.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Also er war sehr zufrieden mit der Art der Beziehung, die sie über 50 Jahre hatten.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Así, estaba muy satisfecho con la clase de relación que habían tenido durante más de 50 años
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Byl velmi spokojený s tím vztahem, jaký spolu víc než 50 let měli.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Deci, era foarte mulţumit de acest gen de relaţie pe care o întreţinea de mai bine de 50 de ani.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Dus hij was erg tevreden over het soort relatie die ze ruim 50 jaar hadden gehad.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Il était donc très satisfait du type de relation qu'ils avaient eu les 50 dernières années.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Ông rất hài lòng với mối quan hệ họ đã có suốt hơn 50 năm.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Quindi, era molto soddisfatto del tipo di relazione che hanno avuto per più di 50 anni.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Zatem był całkiem usatysfakcjonowany relacją jaką mieli przez ponad 50 lat.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Άρα, ήταν πολύ ικανοποιημένος με τη σχέση που είχαν για πάνω από 50 χρόνια.