Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Безумовно, що він знав і цікавився «Ареопагітиками», знав Апокаліпсис.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.Зовсім протилежна ситуація в Іспанії.
Rugerrio adlı bir şövalye kısa olacak ama gayet şanlı bir hayat yaşamaya başlamıştır.Hrdinnému rytíři Ruggierovi je určen krátký, ale slavný život.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Několik prvních roků jeho vlády bylo klidných.
Sezonun ilk yarışı olarak Avustralya Grand Prix, gayet çekişmeli geçmiştir.V prvním závodě sezóny, Grand Prix Austrálie, musel odstoupit.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Všichni si myslí, že se blíží pořádná bouřka.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julia má dnes velmi poškozený hlas.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Let probíhal zpočátku velmi dobře.
45 tane gayet çabuk değişen sahne ve 69 tane kısa şarkı bulunmaktadır.V rychlém spádu následuje 45 krátkých scén a písní.
Kafatası iri ve beyin gayet büyüktür.Jejich lebka i mozkovna jsou velké.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Tentokrát již uspěl.
Tigurinuslyr gayet büyük bir sürprize uğramışlardı.Kondiaronk vyjádřil naoko velké překvapení.
Sosyal davranışları gayet iyi gelişmiştir.Mají také vysoce vyvinuté společenské chování.
Daha çocukken gayet zeki olduğu anlaşılmıştı.Již v dětství projevoval mimořádně vysokou inteligenci.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Pro plné využití věže bylo zapotřebí mnoho vojáků.
Gayet hareketli ve cesurdu.Přesto se choval hrdě a statečně.
Üstelik benim değerlerim gayet safiyane şeyler.I naše názory jsou asi trochu konzervativní.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Hrabě jej odzbrojí a před odchodem jej urazí.
Her şey gayet açık.Nám je to jasné, úplně jasné.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Řekl jí, že je taková akce šílená a moc riskantní.
Floransa halkı bundan gayet hoşnutsuz olarak karşıladı.V jinak nepříliš příznivé oblasti Florence neočekávaně zesilovala.
Satirino gayet alaylı bir şekilde kadınların hep vefasız olduklarından yakınır.Na druhou stranu není pochyb o tom, že byl Tennyson silně přitahován ženami.
Huascar gayet prestij ve halkın sevgi ve saygısını kaybetmiştir.Haakon rychle ztratil veškerou podporu a oblibu u lidu.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.Uskočili rychle stranou.
Hayatı gayet sıradan ve mutlu bir şekilde ilerliyordu.Dělala můj život tak živým a vášnivým.
Bu kralın moraline gayet fena tesir etti ve onu gayet üzdü.Královnu jeho smrt hluboce zasáhla a oplakala ho.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Do diskusí přispěl vynikajícími právnickými znalostmi.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Samotný text je nepřesný a zavádějící.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.On byl chytrý a ve škole mu to šlo dobře.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Nikdy nebyla zamilovaná, jenom vděčná.
Emir Yağı-Siyan ve idaresi Hıristiyan dinde olan halka gayet müsamahalı davranmıştı.Byl velmi pokorný a oplýval křesťanskou láskou.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Burns vidí v Bártovi zlo a přijímá ho za dědice.
İki ön dişlilerde kese gayet iyi gelişmiştir.V úvodních dvou kolech vyřadil kvalifikanty.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.La început, operațiunea a decurs bine.
Porto Alegro limanı yerel tarımsal ürünlerin nakledilmesinde gayet önemli bir rol oynamaktadır.Portul din Porto Alegre este important pentru transportul de produselor agricole locale.
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.Pe de altă parte, el a fost primit destul de bine de către public.
Gayet çok sayıda Avusturyalı asker sağ veya yaralı olarak esir alındı.O mie de soldați austrieci au fost omorâți, răniți sau capturați.
Her şey gayet açık.Retrospectiv, totul e foarte clar.
Seçim gayet uzun sürdü ve seçmenler arasında çatışmalar çıktı.Stabilitate nu a fost pentru mult timp, după cum conflictele cu forțele exterioare s-au intensificat.
Bunun sebebi de gayet açıktır.Doar ca aici ar trebui sa fie destul de clar.
Dokuz Işık görüşünün esasları gayet özet olarak bunlardır.Pentru alte sensuri, vedeți Nove (dezambiguizare).
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.A dobândit cunoștințe medicale și s-a vindecat complet.
Gayet ağır ve sesli bir şekilde uçarlar.Sunt foarte zburdalnice și gălăgioase.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Un canal artificial a fost construit pentru a favoriza transportul de mărfuri.
Fakat bu imparator şehrin idaresine gayet aksi tesir yarattı.Cu toate acestea, acest lucru nu a dus la reprezentările imediate pe scară largă a lui Dumnezeu Tatăl.
Neden bahsettiğimi gayet iyi biliyorsun.Știi exact despre ce vorbesc.
Neden bahsettiğimi gayet iyi biliyorsun.Știi foarte bine despre ce vorbesc.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Először még jól mennek a dolgok.
Peter Parker'ın bedeni ise gayet dinçtir.Peter Parker élete nem egyszerű.
11 Şubat'ta Mısırlılar gayet şiddetli bir taarruza geçtiler.Február 11-én az ukránok egy heves légitámadásban nagy veszteségeket szenvedtek.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Így aztán dühösen valamiképpen megpróbál kijutni onnan.
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.Ha csak egy kölyök születik, bizonyosan probléma van.
Desdemona babasının bu iddiasından goçunup gayet üzgün düşmüştür.Időközben Desdemonát az apja megvetéssel és utálattal bünteti.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.A bútorzat nagyon egyszerű volt.
Buna Philaminte gayet çok öfkelenir.Ettől Philnek még rosszabb kedve lesz.
Bu harekatında gayet merhametsiz hareket etti.A munkában könyörtelen volt.
Her şey gayet açık.Minden simán megy.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.A könyv rendkívül pozitív visszhangot keltett Angliában.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Nem is csoda, hogy a császár uralkodásának első évei nyugalomban teltek.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Fegyverzetük is elég speciális volt és szabályokhoz kötött.