Ana içeriğe geç
Sözlük

gayet ile cümle

gayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Zbliża się gwałtowna burza.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Fryderyk czuje się zmieszany i rozzłoszczony.
Müttefikleri ile birlikte Helvetler ve Romalılar gayet çetin ve sert bir karşılıklı mücadeleye giriştiler.Podczas kampanii Rzymianie oraz ich sojusznicy toczyli z Germanami uporczywe walki, ponosząc znaczne straty.
Halife Radî gayet dindardı.Revan był jednak zdecydowany.
Ama Pietro gayet ihtiraslı ve pek sabırsız kişi idi.Niezależnie od tego Luciano był i pozostał człowiekiem bardzo majętnym.
Özellkile şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi ile ilişkileri gayet kötüleşmiştir.W międzyczasie pogorszeniu uległy stosunki Masamune z jego matką.
Bunun bir sonucu gayet temiz iyi içimli şu kaynakları bulunmasıdır.Obok jest dobre i wydajne źródło wody pitnej.
Köy yolu gayet düzgündür.Dróg lokalnych jest ok.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.Tłumaczenie to z natury trudne zajęcie.
İspanya’nın kâğıt üzerindeki durumu gayet iyi gözükmektedir.Spełniły się obawy, iż Hiszpan bardzo dobrze spisze się na swoim torze.
En büyük meselesi gayet çok olan nüfus yoğunluğu ve tatlı su ihtiyacıdır.Przybycie tak wielu ludzi zwiększyło zapotrzebowanie na słodką wodę i żywność.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Mawiano o nim, iż utrudnił dostęp do nieba sobie, a ułatwił go innym.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.Dość szybko przeszedł jednak do Ostrovii.
Istriya Venedik için politik ve stratejik olarak gayet önemli bir mevkide idi.W kampanii Grahama to właśnie polityka zagraniczna i obronna zajmowała centralne miejsce.
1024-1029 döneminde Filistin ve Suriye'de gayet ciddi Bedevi Arap aşiretleri isyanları çıkmıştı.W latach 1024-1029 w Palestynie trwał bunt Beduinów.
Yavrular doğuşta gayet büyüktür.Młode rodzą się całkiem białe.
Bundan sonra bu opera önce gayet popüler olmuş ve hemen sonra seyirci kaybetmeye başlamıştır.Po tym odcinku program zaczął gwałtownie tracić widownię.
Doçelik donemi Venedik icin gayet barışçıl ve sakin gecen bir dönem olmuştur.Cała trójka idzie następnego dnia na gilotynę spokojna i szczęśliwa.
Bu gayet soğuk havada İsveç ordusu askerlerinin moralleri de gayet bozulmakta idi.Zimowa monotonna służba znacznie obniżyła morale żołnierzy.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Wade – bardzo strachliwy i wierzący w przesądy kaczor.
Onun kullandığı yolun bu Afrika transit yolu olması gayet muhtemeldir.Jest to jedyny nowoczesny system tramwajowy w Afryce.
Tohumlar gayet küçük ve boldur.Nasiona drobne i liczne.
Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.Panowała wśród nich wysoka i surowa dyscyplina wojskowa.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.W owym czasie w Rosji było to zachowanie niezwykle odważne i ryzykowne.
Oldukça hızlı bir tür olduğu ve döneminin şartlarına gayet iyi uyum sağladığı biliniyor.Wykazuje dość znaczny stopień posłuszeństwa i szybko przystosowuje się do życia w rodzinie.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.Potrafi bardzo szybko pisać na maszynie.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Kūh-e Qal‘eh Ḩeydar ingår i Behar Ḩajj Ḩeydar Kūh.
Neredeyse hiç yeşil bitki yemezler ve bundan dolayı mide yapılarıda gayet basitdir.Gröna växtdelar äter de sällan och därför är deras mage relativt enkelt uppbyggd.
O kış gayet çok soğuk geçti.På vintern blev det mycket kallt.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Till en början gick allt bra.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.En helt annan bild finns i England.
Bundan dolayı halk tarafından gayet sevilip tutuldu.Hon blev därför mycket omtyckt av publiken.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.De betraktas dock, och betraktar sig själva, som budo.
Oyun, grafik açısından gayet başarılı bir içeriğe sahiptir.Spelet har ganska enkel grafik.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Det får även Kennet erfara och han är beredd att ge upp.
Fakat, kendisi için bu konu gayet açık görünmektekteydi.I den frågan var han mycket tydlig med vad han ansåg.
O da savaş için asker gitmiştir ama gayet kötü duruma düşmüştür.Han bar personligen en soldat till säkerhet trots att han själv var sårad.
Bunun sebebi de gayet açıktır.Detta är anledningen till att den är genomskinlig.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Hon gifte aldrig om sig, trots många erbjudanden – och mycket fördelaktiga.
İki ön dişlilerde kese gayet iyi gelişmiştir.De två översta framtänderna är kraftigt böjda.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Jag menar, det är ju bara dumt och dåligt rent ut sagt.
Devlet yetkilileri, Çartistlerin bir ayaklanma girişiminde bulunmadıklarını gayet iyi biliyorlardı.Prästerna rapporterade till myndigheterna om något olagligt hade pågått.
Bu konular o dönemde gayet olağan ve beklenen bir formül üzerine geliştirilmiştir.Likväl var den verkställd med en för den tiden ganska erkännansvärd texttrohet.
Şehrin sokaklarında gayet çetin sokak savaşları yapıldı.Det uppstod våldsam fäktning genom stadens gator.
Gençliğinde gayet kolaylıkla iyi para yapıp bir büyük bir servet biriktirmeyi başarmıştı.Han lyckades bra och tjänade snabbt ihop en betydande förmögenhet.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Denna gång hade hon dock ingen framgång.
Muazzam Turanşah gayet hızla Mısır'a doğru yola çıktı.Upproret gick till en början bra, han fick snabbt över Aegyptus på sin sida.
Bu açıdan, çok geç vakitte gösterilmesi gayet uygun.І шкода, що просвітлення приходить так пізно!
Deniz suyu da yıl boyunca gayet rahatlık verici ılık ısıda kalır.Температура моря залишається теплою цілий рік.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.Внутрішнє обладнання житла було скромним.
Yazarın biçemi gayet dikkate değerdir.Почерк автора простежується досить чітко.
Gayet eskidir, majüskül harflerle yazılmıştır.Ескіз є лаконічним, його написано широкими мазками.
Halife Radî gayet dindardı.Халіфа був рішучим.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Якщо вас накрила потужна хвиля.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Особливо був вправний у методах припікання.
Bunlardan başka bir yapı olmayıp gayet boş bir kaleydi.А тут — нічого, просто порожнє місце.
Bu politikası gayet güçlü olan Bahri Memluklularıni kliğini ondan gocundurdu.Саме така політика задовольняла його консервативний характер.
Seçim gayet uzun sürdü ve seçmenler arasında çatışmalar çıktı.Знадобилося багато часу і було дуже багато суперечок між двома клубами.
Fiyat/Verim açısından tüketiciyi gayet memnun edecek şekilde tasarlanmıştır.Завдяки хорошому відношенню ціна/якість автомобіль добре продавався.
Nicholson ve Carlisle elektrik akımı konusunda gayet başarılı sonuçlar elde etmiştir.Ніколсон і Карлейл відкрили електроліз.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod