Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.Impõe a si próprio, disciplina e treino muito rigorosos.
Gayet azim ceng oldı.Tudo era mata virgem.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Depois veio uma verdadeira tempestade.
Bu Beyoncé tavrını gayet güzel taşıyor kendisi.É assim que Sharon se sente com sua própria beleza.
Bu kadar çok altının sayılması gayet uzun zaman alacağından Ayşe bunları bir ölçekle tartmayı düşünür.Hoje em dia já não é mais preciso ter muito dinheiro para adotar esse modo de vida.
Sicilya Kralı olarak Carlo Anjulu'nun Sicilya'yı yönetimi gayet sıkı oldu.O mandato de Niceta como governador da Sicília é, assim, colocado ca.
Bu eser sayısı gayet tartışmalıdır.O seu número total é matéria ainda controversa.
Fakat Oronte gayet kızgındır ve bu safer kızgındır ve kızgısını Rugerrio'ya hakaret etmekle almaya çalışır.Seu avô parece severo e zangado, mas anseia para que Marius volte.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Daardoor zal het gemakkelijk subduceren als het bij een subductiezone aankomt.
Onları gayet büyük bir hezimete uğrattı.Hij beleenden hen eveneens met hoge rijksambten.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Aanvankelijk ging het prima.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Zeker in die tijd was dit een zeer zware en riskante operatie.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.Op dat moment komt de wachter op, die een onheilspellend bericht met zich meebrengt.
Gayet uykulu Gretel Hansel'e "akşam yatma duası"nı söylemeleri gerektiğini hatırlatır.Gretel herinnert Hänsel eraan hun avondgebed op te zeggen.
Tarihçiler Şecerüddür'ü çok güzel, çok zeki ve gayet dindar bir kadın olarak tasvir etmektedirler.Zij wordt door tijdgenoten beschreven als een zeer mooie, intelligente en charmante vrouw.
Bu geçiş ile geriye dönüş uzun sürmekte idi ve gayet zor olmakta idi.Hij keerde zich om en vermaande ze ernstig.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.Zij zijn daarom moeilijk te vertalen.
Her şey gayet açık.Dan wordt alles duidelijk.
Onun kullandığı yolun bu Afrika transit yolu olması gayet muhtemeldir.Men koesterde de hoop dat Indië via deze route om Afrika binnen bereik lag.
Firuz bundan dolayı gayet hoşnutsuz olmuştu.Burgess was hierdoor vanzelfsprekend erg ontevreden.
Camiinin içi gayet aydınlıktır.Van binnen is het erg licht.
Papa olmadan önceki yaşamı hakkında elimizde gayet az bilgi bulunmaktadır.Er is maar weinig over zijn leven voor hij paus werd bekend.
Conatantianus gayet çabuk hareketle Ostrogotlar ordusuna karşı harekata geçti.Domitianus startte snel een tegenaanval.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julie werd hier erg verdrietig om.
Pennsylvania saldırı sırasında kuru havuzdaydı, torpidolamak her gayet zordu.De Pennsylvania lag in het droogdok en was daardoor relatief moeilijk aan te vallen.
Floransa halkı bundan gayet hoşnutsuz olarak karşıladı.Veel bewoners van de kolonie waren hier erg ontevreden over.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Voordeel hiervan was een (voor die tijd) zeer comfortabele loop.
Osmanlı Planı gayet basit şekilde hazırlandı.Gedacht werd dat de Plan U's relatief eenvoudig gereed te krijgen waren.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Hij is dan zo woedend dat hij dingen stuk wil maken.
Şehirde yaşayan Ostrogotlara karşı gayet iyi davranıldı.Er zijn in het stadje erg goede asfaltwegen aangelegd.
Halife Radî gayet dindardı.Hossa kreeg bijna gelijk.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Er was een enorme stijging in het aantal voorgenomen aan te leggen kanalen.
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.In de zomer gingen de kadavers snel stinken en ontbinden.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Ditmaal faalde hij niet.
Fakat verilen bu nedenin uygunsuz ve gerçek olmadığına dair gayet inandırıcı delil bulunmaktadır.Overtuigend bewijs voor of tegen die stelling, ontbreekt echter.
Bunun yapılma sebebi gayet rahat üs olarak kullanılabilinmesidir.Desondanks blijft de eenheid vaak in gebruik omdat deze zo handig is.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Carthago kreeg vrede op vrij harde voorwaarden.
Bu harekatında gayet merhametsiz hareket etti.Hij ging daarbij zeer wreed te werk.
1956'da çevrilen İkinci Dünya Savaşı konularını işleyen 2 film ise gayet başarılı oldu: .Het is een film uit de Tweede Wereldoorlog over de Tweede Wereldoorlog: de film speelt in 1942.
Claudius hemen Poppea'nın başka işlerle gayet meşgul olduğunu anlar.Keela merkt dat Sophie wel erg druk is met junior.
Bunun sebebi de gayet açıktır.De reden hiervoor is duidelijk.
Operadaki parçaların icra edilmesi... gayet zordu."De opnames van de drumpartijen waren uiterst lastig.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.De groep gelooft het verhaal en vertrekt teleurgesteld.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Puk ziet dit en denkt dat het Poppedijn is.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Hrabina Julia czuje się już znakomicie.
Her şey gayet açık.Już wszystko jasne.
Bu kralın moraline gayet fena tesir etti ve onu gayet üzdü.Dzięki królewiczowi klątwa została teraz z niego zdjęta, za co jest wdzięczny.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Pierwsze 10 lat jego rządów upłynęło spokojnie.
Bunun sebebi de gayet açıktır.Dlatego, że już jest jasno.
Bu "Buyuk İsyan" gayet sert askreri hareketla bastırıldı.Zanotował on, że zamieszki "powstrzymywano z wielkim trudem.
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.Tym razem film ten został dobrze przyjęty przez widzów.
Hekimoğlu Ali Paşa bunlara karşı gayet haşin ve şiddetle davrandı.Leo Levy przyjął te zarzuty z zaskoczeniem i oburzeniem.
Angelica gayet büyük bir yeise düşer.Angelica bardzo przywiązuje się do dziewczyny.
Papa olmadan önceki yaşamı hakkında elimizde gayet az bilgi bulunmaktadır.O jego życiu przed wyborem na papieża wiadomo niewiele.
Daha çocukken gayet zeki olduğu anlaşılmıştı.Już jako dziecko był znany z inteligencji.
Kafası diğer balinalar ile karşılaştırıldığında gayet küçük olur.W porównaniu z innymi ssakami u waleni jest ono mniejsze.
Kullanımı gayet basit olan bir alettir.Urządzenie to jest równie proste co skuteczne.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Przygotowuje się do zamachu na niego.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Alfons nie przystał na tak surowe warunki.
Cinna gayet suskun duramaktadır.Kevin Can Wait skasowany.