Ana içeriğe geç
Sözlük

gayet ile cümle

gayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Beldede günlük yaşantı gayet sakindir.Межконфессиональная обстановка достаточно спокойная.
Şehrin sokaklarında gayet çetin sokak savaşları yapıldı.На улицах города идут ожесточённые схватки.
Venedik Cumhuriyeti'nin stratejik durumu gayet zayıftı.Внутриполитическая ситуация в секторе Газа остаётся крайне нестабильной.
Mefistofeles gayet kızgınlıkla küfürler etmeye başlar.Разозлённый Евронимус начинает угрожать Варгу расправой.
Gelenek ve göreneklerine gayet bağlıdır kıyafetler tamamen yöreseldir.Привычки в одежде и социальная жизнь: Переодевается настолько часто, насколько это возможно.
Fakat, kendisi için bu konu gayet açık görünmektekteydi.Несмотря на это, сама его идея очень показательна.
Tintoretto gayet çok sayıda resim eseri hazırlamıştır.Тициан также оставил несколько рисунков.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.Это движение особенно сильно отразилось в Англии.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.В начале все шло хорошо.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Первые годы его царствования прошли в сравнительно спокойной обстановке.
Şehirde yaşayan Ostrogotlara karşı gayet iyi davranıldı.Участвовал в боях против гайдамаков в городе Ровно.
Elleri gayet ince, beyazdı.كانت يداه رقيقةً وبيضاء.
Gayet çok sayıda eser bırakmış ve sadece İtalya'da değil Almanya ve İspanya'da da çalışmıştır.وكان غزير الإنتاج ، وعمل ليس فقط في إيطاليا ، ولكن أيضا في ألمانيا وإسبانيا.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.في البداية كانت الحملة تسير على ما يرام.
Özellkile şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi ile ilişkileri gayet kötüleşmiştir.زاد في التباين بينه وبين قيادات الثورة علاقته بالسيد محمد كاظم شريعتمداري.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.جو تتراكم عليه الأحزان ويقرر أن يترك الملاكمه.
Fakat ordunun bu yürüyüşü gayet yavaş ve temkinli olmaktaydı.مع ذلك، كان هذا التشكيل يجعل حركة الجنود بطيئةً وصعبة.
Antonio Priuli gayet koyu Katolik dindar idi.حيث كان أنطونيو سالازار نفسه متدين جدًا ومفعم بالمبادئ الكاثوليكية.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.ولكن هذه المرة، لم يكن ناجحا.
Naîmâ tarihinde bildirildiğine göre Koca Derviş Mehmed Paşa gayet iyi işbilir ve tutumlu idi.مثل: حدثني التاريخ عن أمجاد أمتي فشعرت بالفخر والاعتزاز.
İstanbul'a geri döndüğünde sıhhati gayet kötüleşmiştir.لدى عودته إلى سويسرا بدأت صحته تتدهور.
Ekran gayet güzel görünüyor.الشاشة نظيفة جدا.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.وتم استخدام الكثير من مسار هذه القناة للسكة الحديدية.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.أما في بريطانيا فقد واجهت معارضة قوية.
Procopius gayet rahat bir biçimde bu askerleri kendi tarafına geçmeye ikna etti.قرر فابيوس أن يتقاسما القوات بدلاً من ذلك.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.فإذا زلزال شديد قد حدث.
Liverpool'da boks sporu gayet popülerdir.تقع أحداث المسلسل في ليفربول.
Aynı zamanda az gelirliler ve fakir ve fukaraya karşı gayet eli açıktı.كما اتسعت الفجوة بين الأغنياء والفقراء وازدادت وضوحًا.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.كان سريعاً في الكتابة.
Buna Bradamente gayet üzülür.فلحنها حقًا حزين!
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.لا بدّ من الإحتفال بنجاح الطفل حتى لو كان هذا النجاح بسيطاً.
Gayet zor olduklari bilinen binicilik gösterileri yapmaya başladı.أحداثه تُنذر بصراعات خطيرة ستظهَر.
Salih Eyyub gayet acele olarak Mısır'a geçti.E bem depressa dirigiu-se ao outro: 'Eumeu!
Bu hem Aminta'yi çok sinirlendirmiştir ve hem de Agnore'yı da gayet hoşnutsuz etmiştir.Por sua desobediência, Adão passou a conhecer o mal, tornando-se pecador (desobediente).
Fakat yeni yılda sıhhati gayet bozuldu.Passa o novo ano já muito doente.
Muazzam Turanşah gayet hızla Mısır'a doğru yola çıktı.A tempestade estava movendo-se rapidamente para Yap.
Tigurinuslyr gayet büyük bir sürprize uğramışlardı.Os texianos alcançaram em completa surpresa.
Yalnız kalan Kont Floreski gayet kızgındır.O conde Fernão Gonçalves era muito devoto dele.
Şişman Karl sanki "kucağına düşen" bu üçüncü krallığı gayet sevinçle kabul etti.".Charles aceitou de bom grado, sendo o terceiro reino a "cair em seu colo".
Önce 863 yılında gayet isyankar olan büyük kardeşi II. Carloman) babalarına karşı isyan etti.Em 863, seu irmão mais velho rebelde Carlomano se revoltou contra seu pai.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.O começo do seu reinado foi pacífico.
I. Aleksios tarafından büyütülmüş birisi için sürpriz bir şekilde, Aksuh gayet eğitimli birisidir.Sem novidade, para alguém elevado por Aleixo I, Axuco parece ter sido muito bem educado.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Bindusara ficou horrorizado e enfurecido.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Essas relações são valoráveis em verdadeiro e falso.
Şehirdeki gayet agresif finansal sektör bu kenti devasa bir finansal merkez haline getirdi.A grande especulação imobiliária está se tornando este uma grande econômia na cidade.
Kullanımı gayet basit olan bir alettir.Um capacitor é um dispositivo bastante simples.
Jüpiter sevgilisinin yanına gelmiştir ve sevgilisi ile birlikte olmayı gayet çok istemektedir.Com Eleanor fora do caminho ele pode estar à vontade com a sua jovem amante.
Cizvit misyonerlerin girişimleri hakkında gayet temkinli olarak davrandı.Não menos nefasta, para eles, era a ação dos missionários.
Yavrular doğuşta gayet büyüktür.Os filhotes já nascem com um bom tamanho.
Tohumlar gayet küçük ve boldur.As sementes são pequenas e numerosas.
Bu gayet soğuk havada İsveç ordusu askerlerinin moralleri de gayet bozulmakta idi.O mau tempo durante a noite diminuiu ainda mais o moral dos soldados.
İki tarafta gemileri arasındaki muharebe gayet şiddetli geçti.As relações entre as comunidades de ambos os lados foram cruelmente rompidas.
Elleri gayet ince, beyazdı.A face estava lânguida e branca.
İstanbul'a geri döndüğünde sıhhati gayet kötüleşmiştir.Ao deixar à Bahia, seu estado de saúde piorou consideravelmente.
Sosyal davranışları gayet iyi gelişmiştir.Estima-se que seu sistema social eram altamente avançados.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Não passava de um brinquedo barulhento, perigoso e caro.
Bundan sonra şehre yapılan demiryolları hatları şehrin gelişip büyümesinde gayet önemli rol oynadı.Posteriormente, as ferrovias desempenhariam um importante papel no desenvolvimento da cidade.
Şasisi gayet basitti.O enredo é simples.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.Por essa razão, a linguagem é facilmente portável.
Daha çocukken gayet zeki olduğu anlaşılmıştı.É um garoto inteligente como sempre foi desde pequeno.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
gayet ile cümle - Sayfa 12 - gayet kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App