Dört adam kendilerini güverteye bağlayarak hayatta kalırlar.Alle vier Mann an Bord ertranken.
Arka Güverte.Sur le pont.
Fakat aynı yıl Lüks Yaşamın devamı olan Zack & Cody Güvertede'nin çekimlerine başladılar.Pendant ce temps, ce jour de pluie est aussi le jour annuel où Zac et son père partent camper.
Jack ile Rose üst güverteye geri döner.James et elle remontent en surface.
Thijssen bu bölgeyi güvertedeki en yüksek orunlu memura atfen "Pieter Nuyts Toprağı" olarak adlandırmıştır.Il appela l'île "Pieter Nuyts Land", du nom de l'officier le plus gradé à bord.
Uçuş güvertesi modern EFIS sistemleriyle ve yeni bir ön camla donatılmıştı.La cabina de vuelo fue mejorada con un moderno EFIS, y un nuevo parabrisas.
Güvertedeki destek aletlerinin bir kısmının değiştirilmesi gerekecek."Las condiciones en la cubierta de la nave pueden cambiar.
Dört adam kendilerini güverteye bağlayarak hayatta kalırlar.Ahora tendrán que sobrevivir a bordo.
Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi.Fu il primo dei tre capitani che morirono a bordo della nave.
Missouri güvertesinde düzenlenen ve 23 dakika süren teslimiyet töreni dünya çapında radyoyla yayınlandı.La cerimonia a bordo della Missouri durò circa 23 minuti e venne trasmessa in tutto il mondo.
Sözleşmeler bir NASA astronotun da güvertede olacağı en az bir adet mürettebatlı uçuş içermektedir.Il contratto prevede almeno un volo di test con equipaggio con almeno un astronauta della NASA a bordo.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı.Nel 1911 avvenne il primo decollo di un aereo da una nave da guerra, un incrociatore.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.A bordo vi erano ancora scorte di acqua e di cibo per sei mesi.
Uçuş güvertesi modern EFIS sistemleriyle ve yeni bir ön camla donatılmıştı.La cabina di pilotaggio beneficiò di un moderno sistema EFIS e di una nuova sistemazione dei parabrezza.
Jack ile Rose üst güverteye geri döner.Così Jack torna sul battello con lui.
Texas (gemicilik), geminin güverte evi.Palazzo della Marina, sul lungotevere delle Navi.
Andromedanın güvertesinde yapılan tören bilinmeyen uzaylılar tarafından basıldı.Церемония проведена на борту «Андромеды», но прервана нападением неизвестных пришельцев из экстра-измерения.
Sözleşmeler bir NASA astronotun da güvertede olacağı en az bir adet mürettebatlı uçuş içermektedir.В экипаж входят ещё 1 астронавт, имя которого НАСА объявит позже.
Yarım güverteli idiler.Некоторые виды полукустарники.
Sonraki iki dakika içinde üç top mermisi güvertede patladı.غرقت السفينتان الأخيرتان في غضون دقائق من تعرضهما للضرب.
Küpeşte borda (gemi yanı) kaplamasının güverteden yukarıya doğru uzatılarak oluşturduğu korkuluktur.A matriz varia de grossa (grânulos e areia) até fina (silte a argila).
Aktivistler tarafından etkisiz hale getirilen bir komando üst güverteden alt güverteye atıldı.Os manifestantes foram mandados para o andar inferior no convés do navio.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı.Essa foi a primeira vez que um avião pousou num navio.
Yerden 85 metre yukarıda, asansör vasıtası ile ulaşılabilen bir gözetleme güvertesi yer almaktadır.Um elevador leva os visitantes até 85m de altura, onde um piso de observação está localizado.
Sadece yüzey gemilerinde güverteye monte edilebilen rampalar.Só ficam destroços na superfície.
Huni, bir gemi üst yapısı ve ana güvertesi üzerinde yapılan metalik bir yapıdır.Funil é a denominação dada a uma construção feita sobre a superestrutura e convés principal de um navio.
Arka Güverte.Geveegd achterschip.
Texas (gemicilik), geminin güverte evi.Cabines – De slaapvertrekken van de bemanning.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Er was een voedselvoorraad aan boord voor drie jaar.
Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı.Hij is enige tijd werkzaam geweest als stuurman in de scheepvaart.
Gemi, güverte üstünde Lord Beckett ile birlikte havaya uçar.Dostaje się na pokład okrętu Lorda Becketa.
Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi.Był pierwszym z trzech kapitanów tego statku, którzy zmarli na jego pokładzie.
Ayrıca güvertede bir adet 8 mm'lik makineli silah bulunmaktaydı.Łącznie było 8 karabinów maszynowych na pokładzie.
Yerden 85 metre yukarıda, asansör vasıtası ile ulaşılabilen bir gözetleme güvertesi yer almaktadır.Na 85. metrze znajduje się galeria widokowa, do której wjeżdża się windą.
Denizcilik terimleri ^ a b "güverte."Typ II A. „Okręty Wojenne”.
İnfilak Arizonayı parçaladı ve güvertesindeki 1400 kişiden 1177'si ile batırdı.Wybuch spowodował natychmiastową śmierć 3/4 załogi, 1177 osób na pokładzie.
Kıç güvertesindeki patlama ciddi bir hasar vermemişti.Ostrzał okrętów Unii nie wyrządził żadnych poważnych strat.
Çarpışmanın şiddetiyle Dumlupınar'ın güvertesinde bulunan 8 kişi denize düştü.Rodziny 18 pracowników muzeum były na pokładzie podczas huraganu.
Ancak, son gemilerin üst güverte yapısı İngiliz yapımı Leander sınıfı (Tip 12M) fırkateynine benzer.Konstrukcja okrętów bazowała na brytyjskich fregatach typu Leander.
Güvertedeki destek aletlerinin bir kısmının değiştirilmesi gerekecek.""Kuratorium szkolne w Łodzi zostanie restytuowane".
Güvertedeki toplardan biri.Jo: Alle man på däck.
Güvertedeki destek aletlerinin bir kısmının değiştirilmesi gerekecek."Fartygets modul för brygga ska då monteras bort.
Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı.Har tidigare tjänstgjort som ubåtsofficer.
Jack ile Rose üst güverteye geri döner.Джек і Роза знову шукають шлях на верхню палубу.
Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi.В інших місцях бронювання головної палуби не було.
Jack ile Rose üst güverteye geri döner.Brice a Claire jsou na hladinové palubě.
1940 Şubatında USS Helena'dan gelen Amerika Birleşik Devletleri Donanması dalgıçları güverteye daldılar.V únoru 1940 vrak prozkoumali potápěči z lehkého křižníku amerického námořnictva USS Helena.
Cal Carpathia'nın güvertesinde kendisini ararken rastlanır.V horáckém statku dokonce prý sama obsluhovala.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Loď zůstala na šest měsíců zakotvená na stanici jako záchranný člun.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı.18. ledna - první přistání letounu na palubě lodi.
Arka Güverte.Horní paluba.
İlk mürettebatı Soyuz 10 güvertesinde kenetlenmeyi başardı, ancak bir arıza nedeniyle istasyona geçemedi.První let ke kosmické stanici byl Sojuz 10, ale tomu se nepodařilo se stanicí bezpečně spojit.
Güvertedeki destek aletlerinin bir kısmının değiştirilmesi gerekecek."Část plavidel byla upravena pro protiponorkový boj.
Uçak gemilerinin güvertelerine iniş ve kalkış yapabilir.Hızı saatte 1120 km'dir.Inovace umožnily letadlům vzlétat a přistávat ve stejný čas. Délka letové paluby byla 245 metrů.
Jack ile Rose üst güverteye geri döner.După câteva obstacole, Jack și Rose se reîntorc pe punte.
Basitçe genel olarak ana denizaltının güverte numaralrı ile anılırlardı.Acest lucru trebuie să fie analizat alături de misiunea principală a submarinului.
Güvertedeki destek aletlerinin bir kısmının değiştirilmesi gerekecek."Toată partea din față a vasului a trebuit să fie înlocuită.
Ancak bu planlama Vasa için geçerli olsa da uygulamada her iki güvertede de ağır toplar kullanılmıştır.Még a délután folyamán olyan hangot lehetett hallani, mintha két nehéz tárgyat ejtettek volna a fedélzetre.
Zack ve Cody Güvertede dizisinde 'Alex Russo' olarak göründü.Megjelent egy epizódban a Zack és Cody a fedélzeten-ben, amelyben Alex Russo karakterét személyesíti meg.
Güvertedeki toplardan biri.Kabinja az E fedélzeten volt.