Böyle bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.57 00:02:37,873 --> 00:02:41,266 Taken strah in nezaupanje sta bila nalezljiva.
Böyle bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Suddenly the voice didn't seem quite so benign anymore,
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Acea teamă și neîncredere erau infecțioase.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.A félelem és a bizalmatlanság továbbterjedt.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Den slags frygt og mistro var smitsom.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Die angst en het wantrouwen werkten aanstekelijk.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Esse medo e desconfiança foram contagiantes.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Ketakutan dan ketidakpercayaan sangatlah menular.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.그 두려움과 의혹은 금새 전파되었어요.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Nỗi sợ và nghi ngờ như thế lan nhanh.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Sådan rädsla och misstro var smittsam.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Sellainen pelko ja epäluottamus oli tarttuvaa.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Solche Angst und solches Misstrauen war ansteckend.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Tale paura e diffidenza erano contagiose.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Tal temor y desconfianza fueron contagiosos.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Tant de peur et de méfiance étaient contagieuses.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Ten strach a nedůvěra byly nakažlivé.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Ten strach i nieufność były zaraźliwe.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Αυτός ο φόβος ήταν μεταδοτικός, όπως κι η επιφύλαξη.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Страх и недоверие заразны.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Такъв страх и недоверие са заразни.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.פחד וחוסר אמון שכאלו היו מידבקים.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.هذا الشعور بالخوف وعدم الثقة كان معدياً.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.突然 "声"は無害な物ではなくなったのです
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Apropo, neîncrederea a fost mereu importantă pentru democraţie.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.A suspeita sempre foi muito importante para a democracia.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.D'ailleurs, la méfiance a toujours été très importante pour la démocratie.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.E comunque, la sfiducia è sempre stata molto importante per la democrazia.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.És a bizalmatlanság mindig nagyon fontos volt a demokráciának.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.하지만 불신은 항상 민주주의에서 가장 중요한 요소입니다.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Nhân tiện, bất tín luôn rất quan trọng cho nền dân chủ.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Og i øvrigt så var mistro altid vigtigt for demokrati.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Wantrouwen was trouwens al altijd erg belangrijk voor de democratie.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Παρεμπιπτόντως, η δυσπιστία πάντα ήταν πολύ σημαντική για την δημοκρατία.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.І, між іншим, недовіра завжди була важлива для демократії.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Кстати, чувство недоверия всегда было очень важно для демократии.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.Между другото, недоверието е било винаги много важно за демокрацията.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.ודרך אגב, אי אמון היה תמיד חשוב מאוד עבור דמוקרטיה.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.وبالمناسبة، لطالما كان انعدام الثقة مهما للديمقراطية.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.抑制と均衡により成り立っていますし
Bu bir çılgınlık. Orada bir güvensizlik olduğunu biliyorum.Es una locura;
Bu bir çılgınlık. Orada bir güvensizlik olduğunu biliyorum.Налудничаво е - международните компании да се грижат за човешките права.
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Apakah kepuasan atau tidak percaya?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Apakah kepuasan atau tidak percaya?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Är det tillfredsställelse eller otro?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Is het de tevredenheid of ongeloof?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Je to zadostiučinění, nebo nevíra?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Mấy em ở đây trông tuyệt quá nhỉ!
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi? - Memnuniyet, tabii ki.- هل هو رضا أو لا يصدّق؟ - رضا، بالطبع
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Mláďatá tu sú horúce!
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Mláďata zde jsou horké!
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Puii de aici sunt fierbinte!
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Satisfaction ou incrédulité ?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Thỏa mãn chứ?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Вие сте тук. Благодаря.
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- На нём написано удовлетворение или нет?
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?Това задоволство ли е, или отчаяние?
Bu yüzden milletvekilleri ve onların temsil ettiği insanlar arasında yaratıcı bir güvensizlik var.Alapvetően ezért van ez az alkotó bizalmatlanság a képviselők és a képviseltek között.
Bu yüzden milletvekilleri ve onların temsil ettiği insanlar arasında yaratıcı bir güvensizlik var.C'est pour cela en fait qu'on a cette méfiance créative entre les représentants et ceux qu'ils représentent.
Bu yüzden milletvekilleri ve onların temsil ettiği insanlar arasında yaratıcı bir güvensizlik var.Daarom is er creatief wantrouwen tussen de vertegenwoordigers en vertegenwoordigden.